Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2012/3701 E. 2012/6043 K. 24.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3701
KARAR NO : 2012/6043
KARAR TARİHİ : 24.05.2012

MAHKEMESİ : SAKARYA 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 15/12/2011
NUMARASI : 2011/258-2011/890
Yanlar arasında görülen tapu iptal,tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar taraflarca yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ‘in raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Asıl ve birleşen dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, tarafların miras bırakanı M.’nın 21.01.2011 tarihinde öldüğü, miras bırakanın maliki olduğu çekişme konusu 4513 parsel sayılı taşınmazı 29.06.2006 tarihinde ölünceye kadar bakma akti ile davalı oğlu N.’a temlik ettiği, davacıların temlikin muvazaalı ve mirasçılardan mal kaçırma amaçlı olduğunu ileri sürerek asıl davayı açtıkları, birleşen davada da yargılama sırasında ölen annelerinden intikal eden pay nedeniyle payları oranında iptal ve tescil isteğinde bulundukları anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, ölünceye kadar bakıp gözetme sözleşmesi, taraflarına karşılıklı hak ve borçlar yükleyen bir bağıttır. (B.K.m.511).Başka bir anlatımla ivazlı sözleşme türlerindendir. Bu sözleşme ile bakım alacaklısı, sözleşme konusu malın mülkiyetini bakım borçlusuna geçirme; bakım borçlusu da bakım alacaklısına yasanın öngördüğü anlamda ölünceye kadar bakıp gözetme yükümlülüğü altına girer.(B.K.m.5l4).
Hemen belirtmek gerekir ki, bakıp gözetme koşulu ile yapılan temliki işlemin geçerliliği için sözleşmenin düzenlendiği tarihte bakım alacaklısının özel bakım gereksinimi içerisinde bulunması zorunlu değildir. Bu gereksinmenin sözleşmeden sonra doğması ya da alacaklının ölümüne kadar çok kısa bir süre sürmüş bulunması da sözleşmenin geçerliliğine etkili olamaz.
Kural olarak bu tür sözleşmeye dayalı bir temlikinde muvazaa ile illetli olduğunun ileri sürülmesi her zaman mümkündür. En sade anlatımla muvazaa, irade ile beyan arasında kasten yaratılan aykırılık olarak tanımlanabilir. Böyle bir iddia karşısında, asıl olan tarafların akitteki gerçek ve müşterek amaçlarının saptanmasıdır.(B.K.m.l8). Şayet bakım alacaklısının temliki işlemde bakıp gözetilme koşulunun değil de, bir başka amacı gerçekleştirme iradesini taşıdığı belirlenirse (örneğin mirasçılarından mal kaçırma düşüncesinde ise), bu takdirde akdin ivazlı (bedel karşılığı) olduğundan söz edilemez; akitte bağış amacının üstün tutulduğu sonucuna varılır. Bu halde de Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun l.4.l974 gün ve l/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararı olayda, uygulama yeri bulur.
Miras bırakanın, ölünceye kadar bakıp gözetme karşılığı yaptığı temlikin muvazaa ile illetli olup olmadığının belirlenebilmesi içinde, sözleşme tarihinde murisin yaşı, fiziki ve genel sağlık durumu, aile koşulları ve ilişkileri, elinde bulunan mal varlığının miktarı, temlik edilen malın, tüm mamelekine oranı, bunun makul karşılanabilecek bir sınırda kalıp kalmadığı gibi bilgi ve olguların gözönünde tutulması gerekir.
Somut olaya gelince, mahkemece hükme yeterli bir araştırma ve incelemenin yapıldığını söyleyebilme imkanı yoktur.
Hal böyle olunca, yukarıdaki ilkeler doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılması, özellikle temlik edilen taşınmazın miras bırakanın tüm mal varlığı içindeki oranının tespiti ve böylece anılan temlikin makul düzeyde kalıp kalmadığının belirlenmesi ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, anılan husus gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
Kabule göre de, taşınmazın keşfen belirlenen değerinden davacıların payına karşılık gelen değer nazara alınarak vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi de isabetsizdir.
Tarafların bu yönlere değinen temyiz itirazının kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.’nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 24.5.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.