YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/2429
KARAR NO : 2012/6069
KARAR TARİHİ : 24.05.2012
MAHKEMESİ : PENDİK 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/09/2011
NUMARASI : 2007/338-2011/425
Yanlar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, davalılar S. ve H. yönünden reddine, diğer davalılar yönünden ise davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Dava; tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davalılardan S. ve H.’ın dava tarihinde önce öldükleri ve ölü şahıs aleyhine dava açılamayacağı gerekçesi ile bu davalılar yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Çekişmeye konu 5 nolu meskenin 1/6’şar pay olarak davalılar A., H. P., S. P., V.P., Ş. P. ve Ş. P. adına 17.08.1994 tarihinde tahsise istinaden kayıtlı olduğu, yargılama sırasında bir kısım davalılar vekilince, davalı S. ve H.’ın dava açılmadan önce öldüklerinin bildirildiği ve bu konuda temin edilen belgelerin dosyaya sunulduğu görülmektedir.
Dosya içeriğine, toplanan delillere ve özellikle, göçmen konutları projesi kapsamında davalılara yapılan tahsis işlemine rağmen davalıların borçlanma ve konut teslim işlemlerini yerine getirmedikleri saptanmak suretiyle davalılar A., V.P., Ş. P. ve Ş. P. hakkında yazılı olduğu üzere karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur.
Davalılar S. ve H. yönünden kurulan hükme gelince; bilindiği üzere; dava ehliyeti davada taraf olma yeteneğidir. 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu taraf ehliyetini tanımlamamış, 38. maddesiyle Medeni Kanuna yollama da bulunmakla yetinmiştir. Medeni Kanunumuz ise, davada taraf olma ehliyetini, medeni haklardan yararlanma ehliyetinin bir parçası saymış, 8, 28, 47 ve 48. maddeleri ile de bu yönde hükümler getirerek medeni haklardan yararlanma ehliyeti bulunan her gerçek ve tüzel kişinin davada taraf olma yeteneğini taşıdığını, her gerçek kişinin sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü andan itibaren taraf ehliyetini elde edeceğini düzenlemiştir. Öte yandan gerçek kişinin ölümüyle medeni haklardan yararlanma ehliyeti ve buna bağlı olarakta taraf ehliyetinin sona ereceği Medeni Kanununun 28. Maddesinin buyurucu nitelikteki hükmüyle açıklanmıştır.
Dava tarihinden önce ölüm nedeniyle şahsiyeti son bulan kişinin taraf ehliyetini yitireceği kuşukusuzdur. Nitekim 4.5.1978 tarih 1978/4-5 Sayılı İçtihatları Birleştirme kararında da; dava tarihinden önce ölen kişinin taraf ehliyetini yitireceği, aleyhine dava açılamayacağı, dava tarihinde şahsiyeti sona ermiş olan kimsenin mirasçılarına ardıllık (halefiyet ) kuralı uygulanamayacağından tebligat yapılmak veya dava ıslah edilmek suretiyle davaya devam edilemeyeceği vurgulanmış, içtihatlar bu doğrultuda kararlılık kazanmıştır.
Yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda davalılar H. ve S.’nin dava açılmadan önce ölmüş oldukları gerekçesi ile haklarında verilen ret kararı, karar tarihi itibariyle doğru ise de, karardan sonra 1 Ekim 2011 tarihinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu yürürlüğe girmiş olup, kamu düzeni ile ilgili yeni usul hükümlerinin tamamlanmamış olaylarda da uygulanacağı kuşkusuzdur. (6100 Sayılı Yasanın 448. maddesi)
6100 sayılı HMK’nın “ Tarafta iradi değişiklik ” başlığını taşıyan 124. madde hükmü 1086 Sayılı Yasadan ayrılarak yeni düzenlemeler getirmiştir. Bu durumda davalılar H. ve S. yönünden 6100 Sayılı Yasanın 124. maddesi hükmünün tatbik edilip edilemeyeceğinin değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği açıktır.
Davacı vekilinin temyiz itirazları belirtilen nedenlerle yerindedir. Kabulüyle, hükmün 12.01.2011 tarihinde kabul edilen ve 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.’nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 24.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.