YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/25600
KARAR NO : 2008/7018
KARAR TARİHİ : 01.05.2008
MAHKEMESİ : Ordu İş Mahkemesi
TARİHİ : 19/01/2007
NUMARASI : 2006/182-2007/17
Davacı, davalılardan işverenlere ait işyerlerinde geçen sigortalılık süresine işin niteliği nazara alınarak her tam yıl için Yasa’nın belirlediği itibari hizmet süresinin eklenmesi gerektiğinin tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Dava, sigortalılık süresine işin niteliği nazara alınarak her tam yıl için Yasanın belirlediği itibari hizmet süresinin eklenmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece dairemizin 24.11 2005 gün ve 7316–12099 sayılı bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda Davacının 01.01.1983-10.04.1987 tarihleri arasında davalı K.52 gazetesinde, 29.08.1991-18.04.1993 tarihleri arasında davalı birlik basın yayın Ltd. Şti (H.gazetesi) de, 01.11.1996-31.08.2005 tarihleri arasında davalı medeniyet gazetesinde gazeteci olarak yaptığı çalışmanın 506 sayıl yasanın Ek 5 ve 5953 sayılı yasanın 1.maddesi kapsamında gazeteci olarak çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
Mahkemece davacının çalıştığı işyerlerinin işverenlerinin belirlenmesi ve bundan sonra esasa girilmesine ilişkin bozma ilamına uyulmasına karar verilmesine rağmen bozma doğrultusunda işlem yapılmadığı görülmektedir.
Dava 01.01.1983–10.04.1987 tarihleri arasında geçen çalışmalar bakımından K.52 gazetesine, 29.08.1991–18.04.1993 tarihleri arasında geçen çalışmalar bakımından B. Basın Yayın Ltd. Şti’ne ve 01.11.1996–08.06.2004(Dava tarihi) arasında geçen çalışmalar bakımından Medeniyet gazetesine yöneltilmiştir.
Davada taraf ehliyeti HUMK’nun 38. maddesinde düzenlenmiş olup, kamu düzeni ile ilgilidir. Bir talep olmasa bile mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekir. HUMK’nun taraf ehliyetini tanımlamamış 38. maddesiyle Medeni Kanuna yollamada bulunmakla yetinmiştir. Medeni Kanunumuz ise, davada taraf olma ehliyetini, medeni haklardan yararlanma ehliyetinin bir parçası saymış, 8, 28, 47 ve 48. maddeleriyle bu yönde hükümler getirerek medeni haklardan yararlanma ehliyeti bulunan her gerçek ve tüzel kişinin davada taraf olma yeteneğini taşıdığını belirlemiştir. Somut olayda davalı olarak gösterilen gerek Karadeniz 52 gazetesinin ve gerekse Medeniyet gazetesinin tüzel kişiliklerinin bulunmadığı gibi, sahiplerinin gerçek kişiler olduğu dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca da gazetelerin sahiplerine davanın yöneltilmesi gerekirken tüzel kişiliği bulunmayan gazetelerin davada taraf gösterilmesi suretiyle yargılamanın sürdürülerek hüküm kurulması isabetsiz olup bozma nedenidir.
Kabul ve uygulamaya göre de 08.06.2004 dava tarihini aşar biçimde davacının itibari hizmetten yararlandırılması dahi isabetsizdir
Öte yandan davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın ek 5. maddesinde 2098 sayılı Yasa ile getirilen; daha sonra 3395 sayılı Yasa ile değiştirilen madde gereği bir sigortalının sözü edilen Yasadaki itibari hizmetten yararlanabilmesi için 212 sayılı Yasa ile değişik 5953 sayılı basın mesleğinde çalışanlarla çalıştırılanlar arasındaki ilişkiyi düzenleyen kanun kapsamına tabi çalışması veya basın kartı yönetmeliğine göre basın kartına sahip olmak suretiyle gazetecilik yapan kişilerden olması veya basın ve gazetecilik işyerlerinde 1475 sayılı Yasaya tabi çalışıp ve ayrıca Yasanın ilgili maddesi hizmetin geçtiği yer bölümünde gösterilen insan vücuduna zararlı ve yıpratıcı işlerde çalışan kişilerden olması gerekir. Davacının basın kartı sunulmuş ise de 10.10.200 tarihinde verildiği görülmektedir. Ordu gazeteciler derneğinin dosya içerisindeki cevabi yazısı davacının dava konusu dönemde 5953 sayılı yasa kapsamında çalıştığının kabulüne tek başına yeterli değildir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgulara aykırı biçimde ve özellikle tüzel kişiliği bulunmayan davalılar ile taraf teşkil edilerek, hiçbir kuşku ve duraksamaya yol açmayacak biçimde davacının 5953 sayılı basın mesleğinde çalışanlarla çalıştırılanlar arasındaki ilişkiyi düzenleyen kanun kapsamında çalıştığı veya basın kartı yönetmeliğine göre basın kartına sahip olmak suretiyle gazetecilik yapan kişilerden olduğu giderek yasal koşulların ne suretle gerçekleştiği ortaya konmadan sonuca gitmesi usul ve yasaya aykırıdır.
O halde, davalı SGK Başkanlığı’nın bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 01.05.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.