YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/14600
KARAR NO : 2010/15940
KARAR TARİHİ : 04.10.2010
MAHKEMESİ :Çermik Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ :4.5.2009
NUMARASI :Esas no:2008/158 Karar no:2009/54
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Ramazan (3.2.1982 dog.) 13.3.2006 tarihinde Türk Medeni Kanununun 405/1 maddesi gereğince kısıtlanmış ve aynı yasanın 419/3 maddesi gereğince annesi Hava nın velayeti altında bırakılmıştır. Davacı İsmet, Hava nın vesayet görevlerini yerine getirmediğini ileri sürerek, kısıtlı Ramazan a atanan vasinin değiştirilerek, kendisinin vasi olarak tayinine karar verilmesi talebi ile açtığı dava sonucunda; Hava nın, oğlu Ramazan üzerindeki velayet (vesayet) hakkının kaldırılmasına, davacı İsmet’in vasi olarak tayinine karar verilmiş, verilen bu karar çocugun velisi olan anne tarafından temyiz edilmiştir.
Olayları açıklamak taraflara hukuki nitelendirme hakime aittir. (HUMK.md.76). İstek vasinin değiştirilmesi yanında velayetin kaldırılmasını da (TMK md.183,348,349 ) içermektedir. Türk Medeni Kanununun 419/3. maddesine göre velayet altında bırakılmalarına karar verilen çocuklar ile ilgili uyuşmazlıklarda “velayet” hükümleri uygulanacaktır. Bu hükümleri uygulayacak görevli mahkeme ise 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun, 5133 sayılı Kanunda değişik 4/1. maddesi uyarınca, Aile Mahkemesidir. Görev kuralları kamu düzeniyle ilgili olduğundan yargılamanın her aşamasında tüm mahkemelerce kendiliğinden uygulanmak zorundadır. Şu halde mahkemece yapılacak iş, annenin velayet görevini yerine getirmede ihmali bulunup bulunmadığı konusunda karar verilmek üzere bu istek yönünden, ayırma ve görevsizlik kararı verilmesi ile, sonucuna göre vasinin degiştirilmesi talebini incelemesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Temyiz olunan kararın gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer yönlerin incelenmesine yer olmadığına, oyçokluğuyla karar verildi. 04.10.2010 (Pzt.)
KARŞI OY YAZISI
Çermik Sulh Hukuk mahkemesinin 13.3.2006 tarihli 163-28 sayılı kararı ile; davalının ergin çocuğu 1982 doğumlu Ramazan Türk Medeni Kanununun 405’nci maddesi gereğince, kısıtlanmasına karar verildiği, aynı kararla anneleri Fatma’nın velayeti altında bırakıldıkları anlaşılmaktadır.
Ergin çocuğun kısıtlanması halinde, Türk Medeni Kanununun 419/son maddesi uyarınca, velayet altına konulmuş bulunması, kısıtlı hakkında velayet hükümlerinin geçerli olacağı anlamına gelmez. Ana ve/veya babanın ergin olmayan çocukları üzerindeki doğumla başlayan kanunen sahip oldukları velayet hakkı ile, kısıtlama nedeniyle, kanunda yer alan hüküm (TMK. 419/3) gereği kendi velayetlerine bırakılan ergin çocukları üzerindeki hak ve yetkileri farklıdır. İkinci halde, kısıtlanan ergin çocuğa atanan veli, vasi gibidir ve vesayete ilişkin hükümlere tabidir. Başka bir ifade ile veli, vesayet makamının denetimi altındadır. Atanmış velinin görevinin sona ermesi de, velayetin kaldırılması veya değiştirilmesine ilişkin hükümlere göre değil, vasinin görevden alınması veya vesayetin kaldırılmasına ilişkin hükümlere tabidir. Bu nedenle, olayda görev yönünden vesayete ilişkin hükümler uygulanacaktır. Açıklanan sebeple sayın çoğunluğun, “aile mahkemesinin görevli olduğuna” ilişkin bozma düşüncesine iştirak etmiyorum.