YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/1533
KARAR NO : 2011/5804
KARAR TARİHİ : 10.10.2011
TEBLİĞNAME : 1-B/2011/27949
MAHKEMESİ :İ ZMİR Onbirinci Ağır Ceza Mahkemes
TARİHİ VE NO : 25/09/2008 – 212/203
SUÇ :Yakın akrabayı öldürme
Babası M.. B.. ve annesi T.. B..’ı öldürmekten sanık B.. B..’ın yapılan yargılanması sonunda: hükümlülüğüne ilişkin (İZMİR) Onbirinci Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 25/09/2008 gün ve 212/203 sayılı hüküm re’sen temyize tabi olmakla beraber Yargıtay’ca incelenmesi sanık müdafii tarafından da istenilmiş olduğundan dava dosyası C.Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle; incelendi ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık B.. B..’ın kasten annesini ve babasını öldürme suçlarının sübutunun kabulünde isabetsizlik bulunmadığından, sanığın sübuta yönelen temyiz itirazlarının reddine;
Ancak;
Sanığın savunmalarında psikolojik rahatsızlığı bulunduğunu ve bu nedenle tedavi gördüğünü, Manisa’da yatıp çıktığını beyan ettiği, Manisa Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinin, İzmir Devlet Hastanesinin, Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesinin raporlarına göre sanığın psikolojik rahatsızlığı bulunduğu ve kendisinde kronik psikoz teşhis edildiği, Adli Tıp Kurumu Gözlem İhtisas Dairesince müşahadesi sonunda paranoid eğilim ve grandiyöz sanrılarının olduğunun tespit edildiği, sanığın daha önce yargılandığı İzmir 13.Asliye Ceza Mahkemesinde içmek için uyuşturucu madde bulundurma suçu ile ilgili olarak; Adli Tıp Kurumu 4.İhtisas Kurulu’nun 12.03.2003 tarihli ve 869 sayılı raporunda, “kişide irade, şuur ve hareket serbestisini ortadan kaldıracak mahiyet ve derecede olan şizofreni denilen akıl hastalığı saptandığı, sanığın içmek için uyuşturucu madde bulundurma suçuna karşı ceza ehliyetinin olmadığına yönelik rapor verildiği, Adli Tıp Kurumu Gözlem İhtisas Dairesi tarafından yapılan muayene ve müşahade sonucu düzenlenen rapor ve Adli Tıp Kurumu 4.İhtisas Kurulu’nun 13.08.2008 tarihli 3101 sayılı raporunda ise, sanığın suçu işlediği sırada fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını idrak etme ve bu fiil ile ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğini ortadan kaldıracak boyutta bir akıl hastalığının olduğuna delalet edecek bir tıbbi bulgu ve belgeye rastlanmadığından sanığın cezai ehliyetinin tam olduğunun belirtildiği anlaşılmakla; sanık hakkında düzenlenen raporlar arasında çelişki bulunduğu, raporlar arasındaki çelişkinin giderilebilmesi amacıyla, sanığın dava dosyası ve tüm tedavi evrakı ile birlikte Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu’na sevk edilerek, Adli Tıp Genel Kurulunda muayenesi yapıldıktan sonra suçu işlediği sırada ve şimdiki hali itibariyle akli durumu ve ceza ehliyeti ile ilgili olarak TCK.nun 32/1-2.maddesi kapsamında rapor aldırılması, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde eksik inceleme sonucu hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmekle, sanık hakkında kurulan hükümlerin tebliğnamedeki düşünce gibi BOZULMASINA, 10/10/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.