YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/8877
KARAR NO : 2014/11546
KARAR TARİHİ : 10.06.2014
MAHKEMESİ : SAMANDAĞ SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 04/04/2013
NUMARASI : 2012/542-2013/192
Taraflar arasında görülen tapu kaydının düzeltilmesi davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Davacı; 550 ve 615 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarında mirasbırakanı babasının adının soyadı yazılmaksızın “1913 doğumlu Süleyman oğlu Ahmed” yazıldığını belirterek murisinin adının nüfus kaydına göre “1914 doğumlu Süleyman oğlu A. Y..” olarak düzeltilmesi isteğinde bulunmuştur.
Mahkemece, Süleyman oğlu Ahmed’in 01.07.1914 doğumlu Süleyman oğlu A.Y.. olduğunun tespitine ve taşınmazların tapu kayıtlarındaki malik isminin nüfus kaydına uygun olarak düzeltilmesine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan tüm delillerden; 1988 yılında yapılan kadastro sırasında talep konusu taşınmazlara tapu kayıtları uygulanarak 550 parselin tamamının, 615 parselin ise ½ payının … Köyünde oturduğu belirtilen Süleyman oğlu A. Y.. adına tesbit edildikleri, tespitlerin itiraz edilmeksizin kesinleştikleri, Samandağ ilçesinde tapu maliki Süleyman oğlu A. Y..adına nüfus kütüğünde 7 adet kayıt bunduğu anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin adı, soyadı, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1- Kimlik bilgilerinde düzeltme yapılması istenen dava konusu taşınmazların tapu kayıtları (ilk tesis ve tedavülleriyle) ve kadastro tutanakları (tespit ve tescile esas alınan tüm dayanak belgeleriyle) ayrıca taşınmazlar kadastrodan sonra edinilmişse buna ilişkin tüm belgeler ile birlikte getirtilmelidir.
2- Nüfus Müdürlüğünden, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarında malik olarak görünen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişi veya kişilerin nüfus kayıtlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, mevcut ise bu kişi veya kişiler duruşmaya çağrılarak dava konusu taşınmazlarda mülkiyet hakkı iddiaları bulunup bulunmadığı kendilerinden sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişilerin nüfus kayıtları, tapu kayıtları ve dayanakları ile bağlantı kurulacak şekilde incelenmelidir.
3- Taşınmazın bulunduğu yerleşim yerinde zabıta aracılığı ile kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi veya kişilerin bulunup bulunmadığı da araştırılmalıdır.
4- İstem konusunda tanıklar dinlenmelidir.
5- Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise mahallinde keşif yapılarak; tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri taşınmaz başında dinlenmelidir.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekâlet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu Müdürlüğü yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden (ve yargılama giderlerinden olan vekalet ücretinden) sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hükme elverişli ve yeterli olduğu söylenemez.
Şöyle ki, talep konusu taşınmazlara kadastro tespiti sırasında revizyon gören tapu kayıtlarının ilk tesisinden itibaren tüm gitti kayıtları ile birlikte getirtilmediği, davacının miras bırakanı olan Süleyman oğlu Ahmet Yılmaz’ın ana baba ve kardeşlerini gösterir şekilde üst soyuna ilişkin vukuatlı aile nüfus kayıt tablosunun getirtilerek kadastro tutanağında ve revizyon tapu kayıtlarında yeralan bilgilerle karşılaştırma yapılmadığı, öte yandan; çekişme konusu taşınmazları halihazırda kimin tasarruf ettiğinin araştırılmadığı ve bu konuda tanıkların bilgilerine başvurulmadığı görülmektedir.
O halde; mahallinde keşif yapılıp elverdiğince yaşlı tanıklar ve varsa tespit bilirkişilerinin taşınmaz başında dinlenilmesi, yukarıda değinilen ilkeler ve olgular çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılması, talep konusu taşınmazlardaki malik “ Süleyman oğlu Ahmed ” ile davacının miras bırakanı “ 1914 doğumlu Süleyman oğlu A. Y..’ın ” aynı kişi olup olmadığının duraksamaya yer bırakmayacak şekilde saptanması, tüm bu araştırmalar sonucu kesin bir kanaat oluşmamış ise kayıt maliki ile aynı kimlik bilgilerine sahip 1950 ,1966, 1971 1972 ve 1974 doğumlu Süleyman oğlu A. Y.. isimli şahısların çağırılıp taşınmazlarda hak iddia edip etmediklerinin sorulması, mülkiyet hakkı iddiasında bulunmaları halinde dava mülkiyetin aktarımına ilişkin olup artık bu davanın çekişmesiz yargı usulüne göre Sulh Hukuk Mahkemesinde görülebilmesine imkan bulunmadığından anılan kişiler aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde çekişmeli yargı usulüne göre ayrı bir dava açılması gerektiğinin gözetilmesi, sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.
Davalının temyiz itirazları belirtilen nedenlerle yerindedir. Kabulüyle hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 10.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.