Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2008/1968 E. 2010/2119 K. 06.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2008/1968
KARAR NO : 2010/2119
KARAR TARİHİ : 06.04.2010

TEBLİĞNAME : 1-B/2007/240872
MAHKEMESİ :(ÇORLU) Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ VE NO :14/03/2007 – 68/40
SUÇ :Adam öldürme

A.. A..ile H.. A..’ı aynı sebep ve kasıt altında kasten oğlu D.. S..’ü de öldürmekten ve izinsiz silah taşımaktan sanık Ş.. S..’ün yapılan yargılanması sonunda: 1 yıl 6 ay geceli-gündüzlü bir hücrede tecrit edilmek suretiyle müebbet hapis cezasıyla hükümlülüğüne ilişkin (ÇORLU) Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 14/03/2007 gün ve 68/40 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava dosyası C.Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle; incelendi ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

TÜRK MİLLETİ ADINA

1-a) 6136 sayılı Yasaya Aykırılık suçundan kurulan hüküm yönünden; sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan silinme koşulları oluşmamış mahkumiyeti bulunduğundan, 5728 sayılı Yasanın 562.maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.nun 231.maddesinin yasal olarak uygulanması olanağının bulunmadığı değerlendirilmiştir.
b) Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulu’nun 30/05/2006 tarihli ve 2006/5-147-149 sayılı kararında açıklandığı üzere; 765 sayılı TCK. döneminde işlenen suçlarda 5237 sayılı TCK.nun tatbiki durumunda aynı yasanın 58.maddesi uygulanamayacağından, 765 sayılı TCK.nun 81.maddesi kapsamında tekerrüre esas sabıkası bulunduğu anlaşılan sanık hakkında, hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak 53.maddenin tatbiki sonucunu doğursa bile takdiri indirim nedeniyle aynı yasanın 62.maddesinin sanık lehine olduğu gözetilmeksizin 765 sayılı TCK.nun 59.maddesinin uygulanması yasaya aykırı ise de, bu suç yönünden tekerrür hükmünün uygulanmaması ve aleyhe temyiz bulunmaması karşısında, bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
2-) Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçlarının sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde 6136 sayılı Yasaya Aykırılık suçunun niteliği tayin, takdire ilişen cezayı azaltıcı sebebinin niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde eleştiri ve bozma nedenleri dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin maktul Doğukan’ı öldürme suçu yönünden sübuta, maktule Hülya’yı öldürme suçu yönünden suç vasfına, her iki maktuleye yönelik suçlarda ağır haksız tahrik hükmünün uygulanması gerektiğine yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine;
Ancak;
Oluşa ve dosya içeriğine göre; başkasıyla evli sanık ile yaklaşık 11 yıl önce birlikte yaşamaya başlayan ve bu birlikteliklerinden müşterek iki çocukları dünyaya gelen maktule Hülya’nın, eşi ile aralarındaki bir takım sorunlar nedeniyle çocuklarını alarak babasının evine gitmesi üzerine sanığın, zaman zaman çocuklarını görmek maksadıyla maktulenin kaldığı eve gittiği, aksi kanıtlanamayan savunmaya göre, olay günü yine çocuklarını görmek maksadıyla eşinin yanına giden sanığın, eşinin kendisine, eve bakmadığı, çocuklarının ihtiyaçlarını karşılamadığı ve babalığa layık olmadığı gibi gerekçelerle serzenişte bulunması üzerine, sanığın, dışarıdaki aracından aldığı ruhsatsız tabancası ile tekrar eve girerek önce maktule Hülya’ya yakın mesafeden sağ kulağının 3 cm.üst tarafından ateş ederek öldürdüğü, bu sırada ağlayan küçük Doğukan’ı kucağına aldığı, ancak bu sırada maktule Hülya’nın annesi Ayşe’nin tekpi göstermesi üzerine kucağındaki Doğukan’ı yatağına doğru fırlatması üzerine sağ temporoparietal bölgesinden darbe alan Doğukan’ın künt kafa travmasına bağlı kafatası kırıklarıyla birlikte beyin kanaması ve beyin doku harabiyeti sonucu ölmesine neden olduğu, daha sonra peşinden gittiği maktule Ayşe’yi yatak odasının kapısında yakalayarak tabanca ile sağ yanaktan ve sağ avuç içinden isabet alacak şekilde iki el ateş ederek onu da öldürdükten sonra oradan uzaklaştığı olayda;
a-) Sanığın maktuleler Hülya ve Ayşe’ye yönelik her bir eyleminin ayrı ayrı kasten insan öldürme suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin, suç vasfında yanılgıya düşülerek aynı kasıt altında birden ziyade kişiyi öldürme suçundan yazılı şekilde karar verilmesi;
b-) Maktuleler Hülya ve Ayşe’den kaynaklanan ve sanık lehine tahrik oluşturacak her hangi bir haksız söz veya davranış bulunmadığı halde, oluşa ve dosya kapsamına uygun olmayan gerekçeyle ve sanığın daha az ceza almaya yönelik soyut savunmasına itibarla tahrik hükmü uygulanarak eksik ceza tayini,
c-) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 17/04/2007 gün ve 2007/1-32-97 sayılı kararı uyarınca, Haziran 2005 tarihinden önce işlenen suçlarda, her suç yönünden ayrı ayrı yapılan değerlendirme sonucu, (sanığın maktul Doğukan’a yönelik eyleminin 5237 sayılı TCK.nun 82/1-d,e maddesi kapsamında çocuk olan ve beden bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan altsoydan birini öldürme suçunu oluşturduğu gözetilerek) cezaların eşit çıkması durumunda hak yoksunluğu hükümlerini içeren 5237 sayılı TCK.nun 53.maddesinin 765 sayılı TCK.nun 31 ve 33.maddesine göre lehe olduğu gözetilerek her suçla ilgili lehe yasa ve buna göre her suçun sonuç cezası belirlendikten sonra, cezaların toplanmasına 765 sayılı TCK.nun 68 ila 77.maddelerindeki ilkelere göre karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi;
d-) Kabule göre de;
aa-) Sanık hakkında aynı kasıt altında birden ziyade kişiyi öldürme suçundan verilen müebbet hapis cezası ile maktul Doğakan’ı kasten öldürme suçundan verilen süreli hürriyeti bağlayıcı cezanın 765 sayılı TCK.nun 73/2.maddesi uyarınca toplanması sırasında, sadece süreli hürriyeti bağlayıcı ceza yönünden hücre süresi belirlenmesi yerine hem müebbet hapis cezası, hem de süreli hürriyeti bağlayıcı ceza yönünden hücre süresi belirlenerek yazılı şekilde uygulama yapılması;
bb-) 765 sayılı TCK. lehe kabul edilerek uygulama yapıldığı halde, adli emanette kayıtlı suç eşyalarının aynı Yasanın 36.maddesi yerine 5237 sayılı TCK.nun 54/1.maddesi uyarınca müsaderesine karar verilerek karma uygulama yapılması;
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, kısmen re’sen de temyize tabi bulunan hükümlerin tebliğnamedeki düşünce gibi (BOZULMASINA), CMUK.nun 326/son maddesi uyarınca sanığın ceza miktarı itibariyle kazanılmış hakkının korunmasına, 06/04/2010 gününde oybirliği ile karar verildi.