Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2009/4015 E. 2010/1277 K. 03.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2009/4015
KARAR NO : 2010/1277
KARAR TARİHİ : 03.03.2010

TEBLİĞNAME : 1-B/2009/58456
MAHKEMESİ : Şanlıurfa 2.Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ VE NO :05.12.2008 – 77/347
SUÇ : Kangütme Saikiyle öldürme

C.. Ç..’yi kangütme saikiyle öldürmekten, S.. Ş..’i olası kastla yaralamaktan ve izinsiz silah taşımaktan sanık İ.. D..’in yapılan yargılanması sonunda: Hükümlülüğüne ilişkin (ŞANLIURFA) İkinci Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 05/12/2008 gün ve 77/347 sayılı hükmün duruşmalı olarak Yargıtay’ca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava dosyası C.Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle; duruşmalı olarak incelendi ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

TÜRK MİLLETİ ADINA

A)6136 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükümde, suç tarihi itibariyle adli para cezasının, 08.02.2008 gün ve 5728 sayılı Yasa ile değişik 6136 sayılı Yasanın 13/1. Maddesi uyarınca 30 günden aşağı olamayacağının nazara alınmaksızın 450-YTL.adli para cezasına hükmedilmesi, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
B)Dosyanın incelenmesinde ;
1)Mahkemede dinlenilen tanıklar İbrahim Halil Çiftçi, Suphi Kas ve Yıldız Cesur’un yeminli beyanlarının gerekçeli kararda yazılmaması ve bu tanıkların ifadelerine itibar edilip edilmediğinin gerekçede tartışmasız bırakılması suretiyle CMK.nun 230/1-b maddesine aykırı davranılması,
2)Hakkında koruma tedbiri kararı alınan tanık beyanının hükme tek başına esas teşkil etmeyeceği gözetilmeyerek tek başına bu tanık beyanına dayanılarak hüküm kurulması suretiyle 5726 sayılı Tanık Koruma Kanunu’nun 9/8. Maddesine aykırı davranılması,
3)25.04.2008 günlü celsede gizli tanığın ifadesi alındıktan sonra savcılık beyanının okunduğu yazılı ise de dosya arasında savcılık beyanının bulunmaması,
4)Kabule göre de ; Suç tarihinde maktülün 18 yaşından küçük olması nedeniyle 5237 sayılı TCK.nun 82/1. Maddesinin “e” bendinin de uygulanması gerektiğinin düşünülmemesi,
Bozmayı gerektirmekle, sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ve duruşmalı incelemede ileri sürdüğü temyiz itirazlarının bu itibarla kabulüyle, kısmen re’sen de temyize tâbi bulunan hükümlerin tebliğnamedeki düşünce gibi (BOZULMASINA), ceza miktarı ve tutuklulukta kalınan süre nazara alınarak sanık müdafiinin tahliye talebinin REDDİNE, 03/03/2010 gününde oybirliği ile karar verildi.