YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2009/8421
KARAR NO : 2011/6962
KARAR TARİHİ : 21.11.2011
TEBLİĞNAME : 1-B/2009/197474
MAHKEMESİ :(SİNOP) Ağır Ceza Mahkemesi
TARİH VE NO :11/03/2009-55/16
SUÇ:Kasten öldürmeye teşebbüs
H.. A..’ı kasten öldürmeye teşebbüsten sanık E.. Ş..’in yapılan yargılanması sonunda: Hükümlülüğüne ilişkin (SİNOP) Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 11/03/2009 gün ve 55/16 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi sanık müdafii ve müdahil vekili taraflarından istenilmiş olduğundan dava dosyası C.Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle; incelendi ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
TÜRK MİLLETİ ADINA
1-a) Sanık Ercan müdafiinin duruşma talebinin cezanın miktarı itibariyle CMUK.nun 318.maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir.
b) Katılan vekilinin 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçundan verilen hükmü temyize yetkisi bulunmadığından bu suça ilişkin temyiz talebinin CMUK.nun 317. maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir.
c) CMK.nun 232/2-d maddesi gereğince, gerekçeli karar başlığında sanığın gözaltında ve tutuklu kaldığı tarih ve sürenin yazılmaması, mahallinde tamamlanabilir eksiklik olarak kabul edilmiştir.
2) Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık Ercan’ın kasten öldürmeye teşebbüs ve 6136 Sayılı Kanuna Aykırılık suçlarının sübutu kabul, oluşa ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde suçlarının niteliği tayin, tahrike ve takdire ilişen cezayı azaltıcı sebeplerin niteliği ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle değerlendirilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde eleştiri ve bozma sebepleri dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafinin eksik soruşturmaya, suç niteliğine, haksız tahrikte indirim oranına, alt sınırdan ceza tayin edilmesi gerektiğine, katılan vekilinin haksız tahrikin bulunmadığına, TCK.nun 35 ve 62. maddeleri uyarınca cezada indirim yapılmaması gerektiğine yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
a) Sanığın, mağduru göğse nafiz iki bıçak darbesiyle sağ akciğer üst lobda harabiyete ve aort kesisine, kalpte sağ atrium kesisine, 3. kot açık kırığına sebebiyet verecek şekilde yaraladığı, yaralanma sonucunda mağdurun hayati tehlike geçirdiği olayda; teşebbüs nedeniyle 9 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası öngören TCK.nun 35. maddesi uygulanırken, meydana gelen zararın ağırlığı dikkate alınarak, cezanın üst sınıra daha da yaklaşılarak belirlenmesi gerekirken 12 yıl olarak belirlenmesi,
b) Sanığın tekerrüre esas alınan Sinop Ağır Ceza Mahkemesince 28/03/2003 tarihinde verilen ve 22/09/2004 tarihinde kesinleşen 2002/124 Esas 2003/49 Karar sayılı ilamının 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7/2 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9.maddesi gereğince aynı mahkemenin 13/06/2005 tarih ve 2002/124 Esas 2003/49 Karar sayılı ek kararı ile kanun yolu itiraz olarak gösterilerek uyarlaması yapılmış ise de;
Sinop Ağır Ceza Mahkemesinin ek kararı temyizi kabil kararlardan olup itiraz yasa yoluna tabi olmadığından, itiraz üzerine Boyabat Ağır Ceza Mahkemesinin verdiği 08/08/2005 tarihli karar hukuki değerden yoksun olduğundan, kesinleşmemiş ek karar esas alınmak suretiyle sanığın cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilemeyeceğinin gözetilmemesi,
c) Sanığın 6136 sayılı Kanuna aykırılık suçu yönünden; 5237 sayılı TCK.nun 50.maddesinde belirtilen seçenek yaptırımların uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
d) Kabule göre;
aa) Sanığın kasten öldürmeye teşebbüs ve 6136 sayılı Kanuna aykırılık suçları yönünden; 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesi uyarınca belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılan sanık hakkında sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından getirilen kısıtlamanın, 53.maddenin 3. Fıkrası uyarınca şartla salıverilme tarihine kadar geçerli olduğunun dikkate alınmaması,
bb) Sanığın kasten öldürmeye teşebbüs ve 6136 sayılı Kanuna aykırılık suçları yönünden; sanık hakkında, 5237 sayılı TCK.nun 58.maddesine göre mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmesi yanında, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına da karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş olup, sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin CUMK.nun 321.maddesi uyarınca kısmen tebliğnamedeki düşünce gibi (BOZULMASINA), sanığa verilen cezanın miktarı ve tutuklulukta geçirdiği süre dikkate alınarak sanık ve sanık müdafiinin tahliye talebinin reddine 21/11/2011 gününde oybirliği ile karar verildi.