Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2011/8225 E. 2011/7873 K. 14.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/8225
KARAR NO : 2011/7873
KARAR TARİHİ : 14.12.2011

TEBLİĞNAME : 1-B/2011/307326
MAHKEMESİ :İZMİR Üçüncü Ağır Ceza Mahkemesi
TARİH VE NO :18/10/2010 – 491/3
SUÇ :Öldürmeye teşebbüsten ve izinsiz silah taşımak

Karısı Y.. S..’yu öldürmeye teşebbüsten ve izinsiz silah taşımaktan sanık M.. S.., işbu suça iştirakten sanık N.. S..’nun bozma üzerine yapılan yargılanmaları sonunda: Hükümlülüklerine ilişkin (İZMİR) Üçüncü Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 18/10/2010 gün ve 491/3 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi sanıklar müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava dosyası C.Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle; incelendi ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

TÜRK MİLLETİ ADINA

1-) Sanık Nüsret hakkında 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükme yönelik yapılan incelemede;
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin olunmuş ise de; sanığa yüklenen suçun öngörülen cezasının üst sınırına göre 765 sayılı TCK.nun 102/4 ve 104/2,maddelerine göre belirlenen 7 yıl 6 aylık zamanaşımı süresinin temyiz inceleme tarihine kadar dolduğu anlaşılmakla, sanık Nusret müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmekle, hükmün tebliğnamedeki düşünceden farklı düşünceyle BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, CMUK.nun 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, kamu davasının 765 sayılı TCK. nun 102/4 ve 104/2 ve CMK.nun 223/8.maddesi uyarınca zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
2-) Sanıklar Nüsret ve Mehmet hakkında öldürmeye teşebbüs suçundan kurulan hükümlere yönelik yapılan incelemede;
Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 20/10/2009 gün ve 2009/1-85/242 sayılı kararında açıklandığı üzere; sanıklardan birisinin savunulmasının diğer sanık yönünden savunmada zaafiyet yarattığı durumlarda sanıklar arasında menfaat uyuşmazlığı bulunduğunun kabulü gerektiğinden;
Sanıklar Nüsret ve Mehmet’in müdafiiliğini üstlenen avukatın suçun Mehmet tarafından işlenmediğini, sanık Nüsret tarafından işlendiğini savunmaları ve sanık Nüsret’in birlikte ateş ettiklerini belirtmesi, sanık Mehmet’in ise kendisinin ateş ettiğini, aşamalarda ise ateş etmediğini suç üstlendiğini beyan etmesi karşısında, sanıkların aralarında menfaat çatışması olduğu anlaşıldığı halde, sanıkların başka müdafiiler tarafından savunulmasının sağlanması gerektiği düşünülmeyerek her iki sanığın da aynı müdafii ile temsil ettirilerek kamu davasının yürütülüp sonuçlandırılması suretiyle CMK.nun 152 ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 38/b maddelerine muhalefet edilmesi suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
Usule aykırı, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, diğer yönler incelenmeksizin, öncelikle bu nedenle hükümlerin tebliğnamedeki düşünce gibi CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 14/12/2011 gününde oybirliği ile karar verildi.