YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/5833
KARAR NO : 2014/12029
KARAR TARİHİ : 18.06.2014
MAHKEMESİ : ŞANLIURFA 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 30/01/2014
NUMARASI : 2013/24-2014/55
Taraflar arasında görülen tapu kaydında düzeltim davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava; tapu kayıt maliki ile davacının mirasbırakanının aynı kişi olduğunun tespiti isteğine ilişkindir.
Davacı tarafından, mirasbırakanı Cevher Kılıç’dan intikal eden 490 ada 8 parsel sayılı taşınmazın 1/2 payının tapu kaydında baba adının kadastro çalışmaları sırasında “Birhi” isminin Türkçesi olan “İbrahim” olarak yazıldığını, oysa mirasbırakanın baba isminin Birhi olduğunu, ancak nüfus kaydı kapalı olduğundan murisin baba adının nüfus kaydında görünmediğini ileri sürerek kayıt maliki “İbrahim oğlu C. K..” ile babası “C. K..’ın” aynı kişiler olduğunun tespiti isteği ile eldeki dava açılmış, mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin adı, soyadı, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme taleplerinin kaynağını oluşturur. Bu tür işlerde kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Bu tür işler, 6100 sayılı HMK’nin 382/(2)-ç)-1) maddesi gereğince çekişmesiz yargı usulüne göre sulh hukuk mahkemesinde ve taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan, aynı Kanunun 12. maddesi uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde görülür ve işin niteliği itibarıyla maktu harç alınır.
Tapuda kayıt düzeltilmesi ve tespit taleplerini, tapu maliki ile mirasçıları isteyebilir.
Bunun yanı sıra, 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununun 702. maddesinin son fıkrası gereğince ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan her hangi biri de tek başına tapuda murisin kimlik bilgilerinin düzeltmesini isteyebilir. Ayrıca bu işlerin, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde yetkiye dayanarak talep eden kişinin takip yetkisi vardır.
HMK’nin geçici birinci maddesi gereğince “Bu Kanunun yargı yolu ve göreve ilişkin hükümleri, Kanunun yürürlüğe girmesinden önceki tarihte açılmış olan davalarda uygulanmayacağından” kanunun yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonra yapılan taleplerin tapu müdürlüğüne ilgili sıfatıyla yöneltilerek yapılması gerekir.
Bu tür işlerde mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı ve kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir:
1-Kimlik bilgilerinde düzeltme yapılması veya tespiti istenen talep konusu taşınmazların tapu kayıtları (ilk tesis ve tedavülleriyle) ve kadastro tutanakları (tespit ve tescile esas alınan tüm dayanak belgeleriyle) ayrıca taşınmazlar kadastrodan sonra edinilmişse buna ilişkin tüm belgeler ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus müdürlüğünden, talep konusu taşınmazların tapu kayıtlarında malik olarak görünen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişi veya kişilerin nüfus kayıtlarında bulunup bulunmadığı araştırılmalı, mevcut ise bu kişi veya kişiler duruşmaya çağrılarak telep konusu taşınmazlarda mülkiyet hakkı iddiaları bulunup bulunmadığı kendilerinden sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişilerin nüfus kayıtları, tapu kayıtları ve dayanakları ile bağlantı kurulacak şekilde incelenmelidir.
3-Taşınmazın bulunduğu yerleşim yerinde zabıta aracılığı ile kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi veya kişilerin bulunup bulunmadığı da araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanıklar dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hâlâ kesin bir kanaat oluşmamış ise mahallinde keşif yapılarak; tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri taşınmaz başında dinlenmelidir.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında talebin kabulü yoluna gidilmelidir.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; hüküm kurmaya elverişli ve yeterli bir araştırma ve inceleme yapıldığını söyleyebilme olanağı yoktur.
Nüfus Müdürlüğünün cevabi yazısına ve dosyaya getirtilen kayıtlara göre, nüfusta Birhi oğlu C. K.. veya İbrahim oğlu C.K.. adında açık veya kapalı bir kayda rastlanmadığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan; nüfusa kaydedilmeden ölmüş veya herhangi bir nedenle nüfusta kaydı bulunmayan kişilerin tapu kaydındaki kimlik bilgilerinin düzeltilmesi mümkün değil ise de, idari yoldan tapu kayıtlarında intikal yaptırılamadığından zorunlu olarak dava açılan bu gibi durumlarda, tapu malikinin davacıların murisi ile aynı kişi olduğunun ispatlanması halinde “çoğun içerisinde az da vardır” kuralı gereğince bu yönde bir “tespit kararı” verilmesi gerekmektedir.
Hal böyle olunca, yukarıdaki ilkeler uyarınca araştırma yapılması C.K.. isimli kişinin, ana-baba ve kardeşleri ile eş ve çocuklarını gösterecek şekilde Nüfus Müdürlüğü veya Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünden soruşturma yapılması, nüfus kayıtlarına ulaşılabilirse davacı ile irtibatının sağlanması, C. K..’ın kapalı kaydına ulaşılır ise nedeninin merciinden sorulması, gitti kayıtları varsa getirtilmesi, taşınmazın diğer paydaşı Ş. K..’ın babası Ç.K..’ın C. K..’ın kardeşi olduğu ileri sürüldüğünden ana-baba ve kardeşlerini gösterecek şekilde aile nüfus kayıt tablosunun istenmesi, yerinde keşif yapılarak yerel bilirkişi ve tanıkların taşınmaz başında dinlenmesi, taşınmazın paydaşlarından olan Ç.oğlu Ş. K..’ın da beyanına başvurulması, toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek davacının mirasbırakanı C. K.. ile kayıt maliki C.K..’ın aynı kişi olduğunun saptanması halinde tespit hükmü kurulması gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir.
Davalının bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 18.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.