Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2014/2918 E. 2014/12075 K. 19.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/2918
KARAR NO : 2014/12075
KARAR TARİHİ : 19.06.2014

MAHKEMESİ : BAFRA 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 08/10/2013
NUMARASI : 2012/431-2013/414

Taraflar arasında birleştirilerek görülen tapu iptal ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece asıl ve birleşen davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar vekili ile birleşen dosyadan davacılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-
Asıl ve birleşen dava, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacılar vekili, kadastro tespiti sırasında 06.06.1953 tarih 222 sıra nolu tapu kaydının uygulanması neticesinde 3 parsel sayılı taşınmazın davalıların miras bırakanı A.Y..adına tespit edildiğini, ancak dava dışı kişilerin itirazı üzerine Bafra Kadastro Mahkemesi’nin 196/1144 Esas sayılı davada yargılama devam ederken murisin 1975 yılında eski tapu kaydı üzerinden taşınmazın tamamını 48000 pay kabul ederek, 30000/48000 payını bir kısım davacıların miras bırakanı Y. A..’a, 11000/48000 payı ise birleşen dosya davacılarının miras bırakanı Z. H..’e satış suretiyle temlik ettiğini, sattığı kısımları bölerek zilyetliğini devrettiğini, Y.A..’un da aldığı paydan 9000/48000 payı 1980 yılında diğer davacıların murisi olan Ş. G..’e aktardığını, ancak tespite itiraz davası sonunda taşınmazın tamamının A. Y..adına tesciline karar verildiğini, sonra da davalı mirasçılar adına intikal yapıldığını, eski tapu kaydı üzerinden satış yapılmış olması sebebi ile tapu idaresine başvurulduğunda taşınmazın tespit edilen m2’sinin farklı olması sebebi ile dava açılması gerektiğinin bildirildiğini, davalı mirasçıların da satıştan haberdar olduklarını ileri sürerek, tapu iptal ve tescile karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesi hükmü gereğince 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra dava açıldığı gerekçesi ile asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Çekişmeye konu 3 nolu parselin tamamı 01.01.2001 tarihinde hükmen A. Y..adına tescil edilmişken 22.10.2012 tarihinde yapılan intikal sebebi ile paylı mülkiyet üzere davalı mirasçılar adına yazıldığı kayden sabittir.
Gerçekten de, çekişmeye konu taşınmazın 28.05.1957 tarihinde yapılan kadastro tespitinde, Haziran 1953 tarih, 222 sıra nolu tapu kaydının uygulanması ile Abdullah oğlu A.Y..dına tespit edildiği, dava dışı kişilerin itirazı üzerine tutanağın kesinleşmediği ve Bafra Kadastro Mahkemesi’nin 22.12.1994 tarihli, 1960/1144 Esas, 1994/809 sayılı kararı ile davanın reddine ve tespit gibi tescile karar verildiği, anılan kararın da 10.05.2000 tarihinde kesinleştiği, kadastro mahkemesinde yargılama devam ederken revizyon gören tapu kaydı üzerinden, A. Y.. vekili M.H..’ün 12.06.1975 tarih, 14 sıra nolu tapu kaydı ile; taşınmazın tamamı 48000 pay kabul edilerek 30000/48000 payını Y. A..’a, 11000/48000 payını Z. H..’e, 7000/48000 payını ise dava dışı H. C..’ye satış suretiyle devrettiği, Y. A..’un da 07.02.1980 tarih, 1 sıra nolu tapu kaydı ile 21000/48000 payını üzerinde bırakıp, 9000/48000 payını Ş. G..’e satış suretiyle aktardığı, Y. A..’ın 01.05.2007 tarihinde, Ş. G..’in ise 07.09.1986 tarihinde öldüğü, geride mirasçı olarak davacıların kaldıkları, Z. H..’ün ise 25.08.2003 tarihinde öldüğü, geride mirasçı olarak birleşen dosya davacıları ile dava dışı mirasçılarının kaldığı anlaşılmaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki; çekişmeye konu satışların kadastro tespitinden sonra gerçekleştirilmiş olması karşısında somut olayda kadastro öncesi değil kadastro sonrası nedene dayanıldığı açıktır.
O halde; olayda 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesinin uygulama yeri yoktur.
Hal böyle olunca; öncelikle birleşen dava yönünden miras bırakan Z.H..’ün dava dışı mirasçıları Z. H., A. I.., C. H.., C. H.., N. H.., V. H.., N. S.., N. G.., N. K.., Y. A.., N. H.. ile M. H..’ün davada yeralmalarının sağlanması, ondan sonra işin esası incelenerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.
Davacılar vekili ile birleşen dosyadan davacılar vekilinin temyiz itirazları belirtilen nedenlerle yerindedir. Kabulüyle hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 19.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.