YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/21681
KARAR NO : 2014/12099
KARAR TARİHİ : 19.06.2014
MAHKEMESİ : SERİK 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 31/01/2013
NUMARASI : 2008/562-2013/94
Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi, ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar taraflarca yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava; elatmanın önlenmesi isteğiyle açılmış, yargılama sırasında verilen ıslah dilekçesiyle elatmanın önlenmesi isteği yanısıra ecrimisil isteğinde de bulunulmuştur.
Davacı N.. K.. dava dilekçesinde; paylı mülkiyete tabi 176 parsel sayılı taşınmazda payına isabet eden bölüme davalıların ağaç dikmek, sınıra yakın kuyunun etrafını duvarla çevirmek ve taşınmazın bir kısmını yol olarak kullanmak suretiyle müdahale ettiklerini ileri sürerek elatmanın önlenmesi isteği ile eldeki davayı açmış, yargılama sırasında taşınmazın eldeğiştirmesi üzerine yeni malikler 30/09/2010 tarihli dilekçe ile davayı takip ettiklerini, 18/10/2010 tarihli harçlandırılmış dilekçe ile de; elatmanın önlenmesi yanısıra ecrimisil isteklerini bildirmişlerdir.
Mahkemece; elatmanın önlenmesine, muhdesatın yıkımına ve ecrimisil isteğinin kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davacılar ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; paylı mülkiyete tabi 176 parsel sayılı taşınmazın 3/4 payında davacı N.. K.. kayıt maliki iken, yargılama sırasında kızları olan A.. Y.. ve N.. K..’e payını satış yoluyla temlik ettiği, 09/02/2010 tarihinde ifraz yoluyla 1528 ve 1529 parsellere ayrılan taşınmazların 1/2’şer payla adlarına tescil edildiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 125/2. maddesi uyarınca yeni maliklerin görülmekte olan davada davacı yerine geçerek davayı takip ettiklerini 30/09/2010 tarihli dilekçe ile bildirdikleri, 18/10/2010 tarihli harçlandırmak suretiyle verdikleri dilekçe ile de “….elatmanın önlenmesi isteği yanısıra fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşuluyla şimdilik 25.116,00 TL ecrimisilin tahsilini ” istedikleri, 16/02/2011 tarihinde ise 1529 parselin N.. K.., 1528 parsel ise A.. Y.. adına bağımsız parsel olarak sicil kaydının oluşturulduğu, mahkemece mahallinde 3 kez uzman bilirkişiler aracılığıyla yapılan keşifler sonucu alınan Fen bilirkişi raporunda krokide kırmızı ile renklendirilen 241 m² alanın yol olarak kullanılan, yeşil ile renklendirilen 38 m² alanın ise tel örgü ile çevrili, içinde kuyu ve narenciye ağaçları bulunduğu toplam 279 m² alanın müfrez 1529 parsel içerisinde kaldığı, Jeoloji Mühendisi bilirkişi raporunda “kuyu olduğu iddia edilen yerde davalının kullanımını gösterir motopomp vs görülmediği, sulama amaçlı fayda sağlamalarının mümkün olmadığı, kuyunun ecrimisile konu olamayacağının belirlendiği ” Ziraat Mühendisi bilirkişi raporunda ise ” kullanılan arazi bakımından ecrimisilin hesap edildiği görülmektedir.
Hemen belirtmek gerekir ki; elatmanın önlenmesi isteği bakımından, davanın açıldığı tarih itibariyle çekişmeli 176 parselin kayden davacı N.. K..’e ait olduğu, dava açmakta hukuki yararının bulunduğu, yargılama aşamasında taşınmazı dava dışı kızlarına temlik ettiği ve ifraz-tevhit işlemleri sonucunda çekişmeli bölümün Nurgül Kandemir adına sicil kaydı oluşan müfrez 1529 parsel içinde kaldığı, davacılardan N.. K.. ve A.. Y.. bakımından aktif dava ehliyetinin kalmadığı anlaşılmaktadır.
Açıklanan bu olgular karşısında davacı Nurgül Kandemir bakımından; kayden maliki bulunduğu müfrez 1529 parsel sayılı taşınmazın 279 m²’lik bölümünün davalılar tarafından haklı ve geçerli bir neden olmaksızın ağaç dikmek, yol olarak kullanılmak ve su kuyusunun etrafını duvarla çevirmek suretiyle işgal edildiği saptanmak suretiyle elatmanın önlenmesine ve Jeoloji Mühendisi bilirkişiler tarafından verilen raporlara itibar edilerek su kuyusu bakımından ecrimisil isteminin reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacının tüm, davalıların bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir, Reddine.
Davalıların öteki temyiz itirazlarına gelince;
Öncelikle belirtmek gerekir ki; her dava açıldığı tarihteki koşullara göre değerlendirilir. Davanın 08/09/2008 tarihinde açıldığı gözetildiğinde 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun (HUMK) hükümlerine tâbi olacağında kuşku yoktur.
Bilindiği üzere; 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 83. ve takip eden maddelerinde ıslah müessesesi düzenlenmiş olup aynı Yasanın 87/son fıkrasının Anayasa Mahkemesinin iptalinden sonra “müddeabihin artırılması” olanaklı hale getirilmiştir. Bu durumda yöntemine uygun şekilde yapılan bir ıslah ile “müddeabihin artırılması” mümkün ise de dava konusu edilmeyen bir hususun ıslah yoluyla davaya katılması olanaksızdır.
Ne var ki, eldeki davada sadece elatmanın önlenmesi isteğinde bulunulmuş ayrıca ecrimisil isteğinde bulunulmamış, bilahare yargılama sırasında ıslah yoluyla ecrimisil istenilmiştir. Oysa anılan hususun ayrı bir dava konusunu teşkil edeceği, yargılama sırasında harçlandırılan ıslah dilekçesi ile dava konusu edilmeyen bir şeyin davaya dahil edilmesinin mümkün olmadığı tartışmasızdır.
Hal böyle olunca; davacılardan N.. K.. ve A.. Y.. bakımından aktif dava ehliyeti yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi doğru olmadığı gibi ecrimisil isteği bakımından da usulüne uygun olarak açılmış bir dava olmadığı, bu istek bakımından davanın dinlenmesine olanak bulunmadığı gözardı edilerek yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması da doğru değildir.
Kabule göre; dava dilekçesindeki istek gözetilerek sadece elatmanın önlenmesi konusunda karar verilmesi gerekirken yıkım konusunda bir talep bulunmadığı halde 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 74. maddesine (6100 sayılı HMK’nın 26. maddesi) muhalefet edilerek talep aşılmak suretiyle yıkım konusunda hüküm kurulmuş olması ve reddedilen bölüm bakımından davada kendisini vekil ile temsil ettiren davalılar yararına nispi avukatlık parasına hükmedilmemiş olması da isabetsizdir.
Davalıların temyiz itirazı açıklanan nedenden ötürü yerindedir. Kabulüyle, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 19.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.