Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2014/7244 E. 2014/12288 K. 23.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/7244
KARAR NO : 2014/12288
KARAR TARİHİ : 23.06.2014

MAHKEMESİ : ANKARA 5. SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/01/2014
NUMARASI : 2013/454-2014/63

Taraflar arasında görülen tapu kaydında yanlış yazılan kimlik bilgilerin düzeltilmesi davası sonunda, yerel mahkemece, davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekilince yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
-KARAR-

Dava, tapu kaydında yanlış yazılan kimlik bilgilerin düzeltilmesi isteğine ilişkin olup mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davacının, kayden paydaşı olduğu 37627 ada, 4 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında soyadının ‘Alkaya’ yerine yanlışlıkla ‘Akkaya’ yazıldığını, ‘İpeş’ olan baba adının yazılmadığını ileri sürerek baba adı ve soyadının nüfus kayıtlarına uygun olarak düzeltilmesi isteği ile eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin adı, soyadı, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Bu tür işler, 6100 sayılı HMK’nin 382/2-ç-1 maddesi gereğince çekişmesiz yargı usulüne göre sulh hukuk mahkemesinde ve taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan, aynı Kanunun 12. maddesi uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde görülür.
Tapuda kayıt düzeltilmesi ve tespit taleplerini, tapu maliki ile mirasçıları isteyebilir.
Bunun yanı sıra, 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunu’nun 702. maddesinin son fıkrası gereğince ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan her hangi biri de tek başına tapuda murisin kimlik bilgileri ilgili olarak düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu işlerin, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde yetkiye dayanarak talep eden kişinin aktif dava ehliyeti vardır.
Bu tür işlerde mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı ve kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir:
1-Kimlik bilgilerinde düzeltme yapılması veya tespiti istenen dava konusu taşınmazların tapu kayıtları (ilk tesis ve tedavülleriyle) ve kadastro tutanakları (tespit ve tescile esas alınan tüm dayanak belgeleriyle) ayrıca taşınmazlar kadastrodan sonra edinilmişse buna ilişkin tüm belgeler ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus müdürlüğünden, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarında malik olarak görünen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişi veya kişilerin nüfus kayıtlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, mevcut ise bu kişi veya kişiler duruşmaya çağrılarak telep konusu taşınmazlarda mülkiyet hakkı iddiaları bulunup bulunmadığı kendilerinden sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişilerin nüfus kayıtları, tapu kayıtları ve dayanakları ile bağlantı kurulacak şekilde incelenmelidir.
3-Taşınmazın bulunduğu yerleşim yerinde zabıta aracılığı ile kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi veya kişilerin bulunup bulunmadığı da araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanıklar dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hâlâ kesin bir kanaat oluşmamış ise mahallinde keşif yapılarak; tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri taşınmaz başında dinlenmelidir.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında talebin kabulü yoluna gidilmelidir.
Talebin niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekâlet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu müdürlüğü ilgili sıfatıyla yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden (ve yargılama giderlerinden olan vekalet ücretinden) sorumlu tutulmamalıdır.
Somut olayda, mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hükme elverişli ve yeterli olduğu söylenemez. Şöyle ki, 19.10.1964 tarihli akit tablosuna göre tapu kayıt maliki ‘İbiş oğlu M. A..’nın davacı M.. A.. olduğu sabit ise de, getirtilen kayıt ve belgelere göre 2123 ada 5 sayılı parselin imar uygulaması neticesinde 37627 ada 4 parsel olduğu, kayıt maliki olarak ‘Mustafa Akkaya: Hasan oğlu’ ve ‘M. A..’ adına iki ayrı kayıt göründüğü, mahkemece her iki kayıt malikinin aynı kişi olup olmadığı yönünde herhangi bir araştırma yapılmadan tapu kaydındaki ‘M. A..’ adının ‘İpeş oğlu M.. A..’ olarak düzeltilmesine karar verildiği görülmektedir.
Hal böyle olunca; imar uygulamasına ilişkin evrakların eksiksiz olarak getirtilmesi, dava konusu taşınmazda paydaş olan ‘Hasan oğlu M. A..’ ile davacının aynı kişiler olup olmadığının yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda araştırılması, soruşturmanın eksiksiz tamamlanması, gerekirse keşif yapılıp taşınmaz başında tanıklar dinlenerek gerçek maliklerin tereddüde yer bırakmayacak şekilde tespit edilmesi, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile infazda sıkıntıya yol açacak şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
Davalı vekilinin, temyiz itirazı açıklanan nedenden ötürü yerindedir. Kabulüyle, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 23.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.