YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/15133
KARAR NO : 2014/2389
KARAR TARİHİ : 06.03.2014
Tebliğname No : 5 – 2012/126231
MAHKEMESİ : Nusaybin Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 13/02/2012
NUMARASI : 2010/290 Esas, 2012/29 Karar
SUÇ : Görevi kötüye kullanma
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 12/02/2008 günlü 2007/9-230 Esas ve 2008/23 sayılı Kararı uyarınca tayin olunan ceza miktarı nazara alınarak sanık müdafiin duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gözetilerek CMUK’nın 318. maddesi uyarınca REDDİYLE, incelemenin duruşmasız yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Girmeli Belediyesi’nde temizlik işçisi olarak görev yapan katılan sanık A.. A..’ın 27/08/2009 günü işe gelmediği, bir gün sonra mazeretini bildirmek üzere belediye başkanı olan katılan sanık Ö.. A..’un makam odasına gittiği, burada meydana gelen tartışma sırasında tarafların karşılıklı olarak birbirilerine hakaretlerde bulundukları, Ömer’in bu olay ve mazeretsiz işe gelmeme nedeniyle Aydın’ı, kendisinin başkanlığını yaptığı disiplin kuruluna sevk ederek idari soruşturma yaptırmadan ve savunmasını almadan işten çıkarılmasını sağladığı iddiası ile her iki sanığın hakaret, ayrıca sanık Ömer’in görevi kötüye kullanma suçlarından cezalandırılmaları talebi ile açılan kamu davasında; sübut bulan karşılıklı hakaret suçundan TCK’nın 129/3. maddesi uyarınca sanıklar hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verildiği, dosya arasında mevcut görev evrakından ilgili belediyede sürekli işçi olarak görev yaptığı anlaşılan Aydın’ın statüsü itibariyle 4857 sayılı İş Kanununa tabi olduğu, ilgili Yasanın 25/II-b maddesinde işçinin işverenin şeref ve namusuna dokunacak sözler sarf etmesinin haklı nedenle derhal fesih nedeni olarak kabul edildiği, aynı Yasanın 19/2. maddesinin “Hakkındaki iddialara karşı savunmasını almadan bir işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesi, o işçinin davranışı veya verimi ile ilgili nedenlerle feshedilemez. Ancak, işverenin 25 inci maddenin (II) numaralı bendi şartlarına uygun fesih hakkı saklıdır.” hükmü nazara alındığında; somut olay açısından savunma alınmasının zorunlu olmadığı, fesih işleminin haklılığı hususunun ise hukuki ihtilaf niteliğinde olduğu, ayrıca sanığın kasıtlı olarak görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle Aydın’ın mağduriyetine neden olduğuna dair bir tespit bulunmadığı da gözetilmeden, beraeti yerine yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabule göre de;
Suçu 5237 sayılı Yasanın 53/1-a maddesindeki yetkiyi kötüye kullanmak suretiyle işleyen sanık hakkında 53/5. maddesi uyarınca “cezanın infazından sonra işlemek üzere hükmolunan adli para cezasının gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına” karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK’nın 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 06/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.