YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/1057
KARAR NO : 2014/5111
KARAR TARİHİ : 07.05.2014
Tebliğname No : 5 – 2012/296876
MAHKEMESİ : Muradiye Sulh Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 02/10/2012
NUMARASI : 2012/41 Esas, 2012/167 Karar
SUÇ : Görevi kötüye kullanma
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi;
T.C. Anayasasının 40/2, 5271 sayılı CMK’nın 34/2, 231/2 ve 232/6. maddeleri ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 30/01/2007 gün, 2007/3-9 Esas ve 2007/18 sayılı; 05/07/2011 gün, 2011/2-148 Esas ve 2011/155 sayılı; 2011/1-175 Esas ve 2011/210 sayılı Kararlarına göre; gerek yüze karşı, gerekse gıyapta verilen hükümlerde başvurulabilecek yasa yolu, süresi, mercii ve şekillerinin belirtilmesi zorunlu olduğu halde, söz konusu Muradiye Sulh Ceza Mahkemesinin 02/10/2012 tarihli kararında kanun yoluna başvuru süresinin başlangıcı ve şekli eksik gösterilmek suretiyle tereddüte neden olunduğu anlaşılmakla, temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek, temyiz talebinin reddine ilişkin 12/11/2012 günlü ek kararın kaldırılıp, 02/10/2012 tarihli hükmün esasının incelenmesine karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanığın savunmasında, suça konu dönemde kendisinin yerine işletme şefliği görevine yaklaşık iki ay kadar E.. Y.. isimli çalışanın vekaleten baktığını savunması karşısında, Van Gölü EDAŞ Muradiye İşletme Şefliğine müzekkere yazılarak suç tarihlerini kapsayan dönemde mahkeme yazılarına cevap verme görevinin hangi çalışana ait olduğu belirlenip, sanığın görevli olması halinde bu dönemde yerine bir başka kişinin görevlendirilip görevlendirilmediği sorularak, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi,
Kabule göre de;
Hükümden önce 19/12/2010 tarihinde yürürlüğe giren 6086 sayılı Kanunun 1. maddesi ile TCK’nın 257/1-2 madde-fıkralarında yer alan “kazanç” sözcüğünün “menfaat” olarak değiştirilmesi ve bu fıkralarda öngörülen cezaların alt ve üst sınırlarının indirilmesi karşısında TCK’nın 7/2. madde-fıkrasındaki “suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur” hükmü gözetilerek sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,
Sanık hakkında TCK’nın 257/2 ve 43. maddeleri uyarınca belirlenen 7 ay 15 gün hapis cezası aynı Kanunun 62/1. maddesine göre 1/6 oranında indirilirken hesap hatası sonucu 6 ay 7 gün yerine 5 ay 27 gün hapis cezasına hükmedilmesi suretiyle noksan ceza tayini,
Suçu 5237 sayılı TCK’nın 53/1-a maddesindeki yetkiyi kötüye kullanmak suretiyle işleyen sanık hakkında aynı Kanunun 53/5. madde ve fıkrası gereğince cezanın infazından sonra başlamak üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkiyi kullanmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
1 Haziran 2005 tarihinden önceki mahkumiyetlerin adli sicilden silinme koşullarının oluşması durumunda; hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının objektif koşullarının değerlendirilmesinde engel bir neden olarak kabul edilmeyeceğine dair Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 2010/4-71 Esas, 2010/76 Karar sayılı içtihadı da göz önünde bulundurularak, adli sicil kaydının silinme koşulları gerçekleşen sanık hakkında CMK’nın 231/6. maddesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması için öngörülen objektif ve subjektif koşullar irdelenmeksizin, yetersiz gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 07/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.