Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2013/11233 E. 2014/3999 K. 09.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/11233
KARAR NO : 2014/3999
KARAR TARİHİ : 09.04.2014

Tebliğname No : 5 – 2012/288079
MAHKEMESİ : Kars Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 24/05/2012
NUMARASI : 2012/53 Esas, 2012/177 Karar
SUÇ : Nitelikli zimmet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
765 sayılı TCK’nın 202/2. madde ve fıkrasında düzenlenen zimmet suçunun alt sınırı itibariyle beş yıldan fazla hapis cezasını gerektirmesi karşısında; 5271 sayılı CMK’nın 150/3, 188/1 ve 289/1-e maddelerine aykırı biçimde sanık müdafii hazır bulunmadan, aynı Yasanın 151/1. madde uyarınca işlem yapılarak müdafiin hazır bulunması sağlanmadan yazılı şekilde yokluğunda hüküm kurularak savunma hakkının kısıtlanması,
Kabule göre de;
Mahkemece Dairemizin 01/12/2011 gün ve 2007/8797 Esas, 2011/24774 Karar sayılı bozma ilamına uyulduğu halde bozma kararı doğrultusunda suça konu gider pusulalarındaki yazı ve/veya imzaların sanığa ait olup olmadığı hususu kesin olarak belirlendikten (dosya arasında mevcut suça konu gider pusulaları sanığa gösterilip, bu husustaki eski beyanları da kendisine hatırlatılıp, açıkça yazı ve/veya imza inkarı bulunduğu takdirde bu hususta bilimsel olarak inceleme yaptırıldıktan) ve sahtecilik suçunun unsurlarının da bulunup bulunmadığı tespit edildikten sonra iddia, savunma ve tüm delillerin birlikte değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, bozma ilamında yer almadığı halde iki adet halıyı da zimmetine geçirdiği kabul edilerek, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Lehe olduğu kabul edilen 5237 sayılı TCK’nın 212. maddesindeki “sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur” biçimindeki düzenleme nedeniyle, sanığın eylemlerinde sahtecilik suçunun unsurlarının bulunup bulunmadığının karar yerinde tartışılması ve sahteciliğin varlığının kabulü halinde bu suçtan da mahkumiyet hükmü kurularak lehe Yasanın belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Yasal koşulları bulunduğu halde sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması,
Zimmet miktarı kesin olarak belirlendikten sonra suç tarihi itibarı ile ekonomik koşullara ve paranın alım gücüne göre değerinin pek hafif veya hafif (az) olduğu tespit edildiğinde, sanık hakkında belirlenecek lehe yasaya göre 5237 sayılı TCK’nın 249/1 veya 765 sayılı TCK’nın 219/3. maddesinin uygulanarak tayin edilen cezasından indirim yapılması gerektiğinin düşünülmemesi,
Sanık hakkında belirlenecek lehe yasaya göre 5237 sayılı TCK’nın 248 veya 765 sayılı TCK’nın 202/3. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması yönünden suç nedeniyle oluşan kurum ya da şahıs zararının giderilip giderilmediği araştırılmadan karar verilmesi,
5237 sayılı TCK’nın 53/1-a maddesindeki yetkiyi kötüye kullanmak suretiyle atılı suçu işlediği kabul edilen sanık hakkında aynı Kanunun 53/5. madde ve fıkrası gereğince, cezanın infazından sonra başlamak üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kötüye kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanık ve müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 321 ve 326/son maddeleri uyarınca hükmün BOZULMASINA, 09/04/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.