Danıştay Kararı 10. Daire 2015/2584 E. 2020/6116 K. 14.12.2020 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2015/2584 E.  ,  2020/6116 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2015/2584
Karar No : 2020/6116

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : …
VEKİLİ : 1. Huk. Müş. Yrd. …
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- …
2- …
3- …
4- …
VEKİLLERİ : Av. …

İSTEMLERİN_KONUSU : …. İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı maddi ve manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü kısmen davanın reddi yolundaki kararının aleyhlerine ilişkin kısımlarının temyizen incelenerek bozulması taraflarca istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Ladik Emniyet Amirliği bünyesinde polis memuru olarak görev yapan …’un 17/04/2010 tarihinde terör örgütü üyesi 3 kişi tarafından açılan ateş sonucu şehit olması nedeniyle uğranılan zarar karşılığı, eşi … için 70.000,00 TL (miktar artırımı sonucu 110.195,25 TL) maddi, 50.000,00 TL manevi, çocuklar … (…) için 20.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi, … için 5.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi, …. için 5.000,00 TL (miktar artırımı sonucu 24.886,91 TL) maddi, 20.000,00 TL manevi, olmak üzere toplam 270.082,16 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalı idare tarafından ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacılar murisinin bir kamu hizmetini yerine getirdiği sırada yaşamını yitirmesi nedeniyle ölüm olayı ile idarece yürütülen hizmet arasında nedensellik bağı bulunduğu sonucuna ulaşılmakta olup, yürütülen kamu hizmeti sırasında meydana gelen özel ve olağandışı zararın, davacılar murisinin kendi kişisel kusurundan doğmamış olması nedeniyle, kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca davalı idarece giderilmesinin hakkaniyet gereği olduğu, maddi tazminat tutarının belirlenebilmesi için bilirkişi tarafından hazırlanan ilk rapora taraflarca yapılan itirazlar ve Danıştay kararları da dikkate alınarak alınan ek rapor hükme esas alınabilecek nitelikte bulunarak ….ve …’un yaşları ve evlenmiş oldukları da dikkate alınarak müteveffa babanın vefatı sebebi ile destekten yoksun kalma tazminatı talep etme haklarının bulunmadığı, ancak eş … lehine 32.472,70 TL, küçük çocuk … lehine ise 16.919,17 TL maddi tazminatın ödenmesi gerektiği, manevi tazminat talebine ilişkin olarak; doktrinde de kabul edildiği üzere manevi tazminatın manevi tatmin aracı olmasından dolayı zenginleşmeye yol açmayacak miktarda, tazminat olarak istenilen meblağın da gözönünde bulundurulması suretiyle saptanması ve tam yargı davalarının niteliği gereği takdir edilecek miktarın aynı zamanda duyulan elem ve ızdırabı giderecek bir oranda olması gerektiği olay nedeniyle meydana gelen ölüm sonucu oluşan durumun eş ve çocuklar üzerinde bıraktığı etki ile duyulan elem ve ızdırabın bir nebze de olsa hafifletilebilmesi için eş … için 20.000,00 TL, çocuklar … (…) için 20.000,00 TL, … için 20.000,00 TL ve … için 20.000,00 TL olmak üzere toplam 80.000,00 TL manevi tazminatın davalı idarece davacılara ödenmesine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle maddi ve manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne kısmen reddine, 49.391,87 TL maddi ve 80.000,00 TL manevi tazminatın ilk dava açma tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalı idare tarafından davacılara ödenmesine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından; vazife malüllüğü aylığının peşin sermaye değerinin tazminat hesaplamasında düşülmemesi gerektiği, 5510 sayılı Kanun’un 39. maddesine göre peşin sermaye değerinin yarısının indirime tabi tutulacağı belirtilmiş olmasına rağmen bu hususun dikkate alınmadığı, bilirkişi raporunun düzenlendiği 06/12/2013 tarihinde maddi tazminat hesabının yapıldığı ancak temyiz aşamasına kadar geçen 18 aylık süreçte mağduriyetlerinin arttığı ileri sürülmektedir.
Davalı İdare tarafından; terör saldırısından kaynaklanan olayda 5233 sayılı Kanun’un uygulanması gerektiği, nakdi tazminat komisyonu tarafından zararlarına karşılık davacılara 54.514,00 TL nakdi tazminat ödemesinde bulunulduğu, 5510 ve 3713 sayılı Kanunlara göre 3713 sayılı Kanun’un 21. maddesinin (a) fıkrası hükümlerine göre maaş bağlanıldığı ve bu nedenle 5434 sayılı Kanun’un ek-77. maddesinin (d) fıkrası uyarınca 01/01/2013 tarihi itibariyle 1. derece, 4. kademe 3000 ek gösterge ve 3. Sınıf emniyet müdürü rütbesi üzerinden hesaplanan 3.402,47 TL emsal maaş bağlanıldığı ve ödenen tütün parası ile diğer ödemelerin hesaplanacak tutardan mahsup edilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN_SAVUNMASI : Taraflarca, diğer tarafın temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Tarafların temyiz istemlerinin kısmen kabulü kısmen de reddi ile İdare Mahkemesi kararının kısmen onanması kısmen de bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :

MADDİ OLAY :
Ladik Emniyet Amirliği bünyesinde polis memuru olarak görev yapan …’un 17/04/2010 tarihinde terör örgütü üyesi 3 kişi tarafından açılan ateş sonucu şehit olması nedeniyle uğranılan zarar karşılığı, eşi … için 70.000,00 TL (miktar artırımı sonucu110.195,25 TL) maddi, 50.000,00 TL manevi, çocuklar … (…) için 20.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi, … için 5.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi, … için 5.000,00 TL (miktar artırımı sonucu 24.886,91 TL) maddi, 20.000,00 TL manevi, olmak üzere toplam 270.082,16 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalı idare tarafından davacılara ödenmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa’nın 125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları ödemekle yükümlü olup; idari eylem ve işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya eksiklik şeklinde tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.
Kusursuz sorumluluk, kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağan dışı zararların idarece tazmini esasına dayanmakta olup; kusur sorumluluğuna oranla ikincil derecede bir sorumluluk türüdür. Başka bir anlatımla idare, yürüttüğü hizmetin doğrudan sonucu olan, idari faaliyet ile nedensellik bağı kurulabilen, özel ve olağan dışı zararları kusursuz sorumluluk ilkesi gereği tazminle yükümlüdür.
3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 21. maddesinde, “kamu görevlilerinden yurtiçinde ve yurtdışında görevlerini ifa ederlerken veya sıfatları kalkmış olsa bile bu görevlerini yapmalarından dolayı terör eylemlerine muhatap olarak yaralanan, engelli hâle gelen, ölen veya öldürülenler hakkında 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanır. Ayrıca;
a) Malul olanlarla, ölenlerin aylığa müstehak dul ve yetimlerine bağlanacak aylığın toplam tutarı, bunların görevde olan emsallerinin almakta oldukları aylıklardan; emekli olanların öldürülmeleri halinde ise, dul ve yetimlerine bağlanacak aylığın toplam tutarı ve Kanuna göre kendisine bağlanabilecek emekli aylığından az olamaz. Yaşamak için gereken hareketleri yapamayacak ve başkasının yardım ve desteğine muhtaç olacak derecede malül olanlar ile ölenlerin dul ve yetimlerine en yüksek devlet memuru aylığı üzerinden, diğerlerine mevcut aylıkları üzerinden, 30 yıl hizmet yapmış gibi emekli ikramiyesi ödenir. Bu bent hükümlerine göre ilgililere fazla olarak yapılan ödemeler, faturası karşılığı ilgili sosyal güvenlik kuruluşlarınca Hazineden tahsil edilir.” hükmü yer almaktadır.
2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanunun ”Aylık bağlanması” başlıklı 4. maddesinde; Bu Kanun kapsamına girenlerden, ölenlerin kendilerine bağlanması gereken görev malullüğü aylığının, dul ve yetimlerine intikal ettirileceği, bu madde gereğince ilgili sosyal güvenlik kurumlarınca kendi mevzuatlarına göre bağlanan aylıkların % 25 oranında artırılmak suretiyle ödeneceği; 6. maddesinde ise; Bu Kanun hükümlerine göre ödenecek nakdi tazminatın, uğranılan maddi ve manevi zararların karşılığı olduğu; yargı mercilerinde maddi ve manevi zararlar karşılığı idarelerin ödemekle yükümlü tutulacakları tazminatın hesabında bu Kanun hükümleri uyarınca ödenen nakdi tazminatın göz önünde tutulacağı hükme bağlanmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A) İdare Mahkemesi Kararının, Maddi Tazminatın Kısmen Kabulüne İlişkin Kısmının İncelenmesi:
İdare hukuku ilkelerine göre maddi zarar; idari işlem veya eylem nedeniyle kişinin mal varlığının aktifinde meydana gelen azalma nedeniyle uğranılan zarar ile elde edilmesi kesin olan gelirden yoksun kalma sonucu uğranılan zarar olup; bedensel nitelikteki maddi zarar ise, kişinin sağlığına kavuşmak için yaptığı tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalması ya da yok olması nedeniyle elde edeceği gelirde meydana gelen azalmayı ifade eder.
Dava konusu olayda, Kamu Görevlileri Emeklilik Daire Başkanlığının 29/12/2014 tarih ve 293 sayılı yazısında; davacı eş ve çocuklardan …’a 5510-3713 sayılı Kanunlar kapsamında 1. nci derece vazife malüllüğü aylığı (emsal aylık) bağlandığının belirtildiği, davacılara bir başka ifade ile görevdeki emsali polis memurunun görev aylığı kadar vazife malüllüğü aylığı bağlandığı; ayrıca 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 21. maddesi uyarınca 30 yıl hizmet yapılmış gibi emekli ikramiyesi ile 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun uyarınca nakdi tazminat ve 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu’nun ek 79. maddesi uyarınca ek ödeme yapıldığı dikkate alındığında, davacıların aktif ve pasif dönemde maddi bir zararının bulunmadığı açık olup; temyize konu kararın maddi tazminatın kısmen kabulüne ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.

B) İdare Mahkemesi Kararının, Davacı …, … ve … Yönünden Manevi Tazminatın Kabulü, … Yönünden Manevi Tazminatın Kısmen Kabulü İle Maddi Tazminatın Kısmen Reddine İlişkin Kısımlarının İncelenmesi:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın davacılardan …, … ve … yönünden manevi tazminatın kabulü, … yönünden manevi tazminatın kısmen kabulü ile maddi tazminatın kısmen reddine ilişkin kısımları usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
C) İdare Mahkemesi Kararının, Davacı … Yönünden Manevi Tazminatın Kısmen Reddine İlişkin Manevi Tazminat Kısmının İncelenmesi:
Manevi tazminat, patrimuanda meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi gerekmekte ise de, tam yargı davalarının niteliği gereği takdir edilecek miktarın aynı zamanda duyulan elem ve ızdırabı giderecek bir oranda olması gerekmektedir.
Dava konusu olayda, olayın gerçekleşme şekli, zararın niteliği ve kalıcılığı dikkate alındığında, Mahkemece davacı eş … için takdir edilen manevi tazminat miktarının, uğranılan zarara göre orantısız ve düşük kaldığı, duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa giderecek düzeyde olmadığı görülmektedir. Dolayısıyla Mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarı yetersiz bulunduğundan, manevi tazminatın amaç ve niteliği dikkate alınarak yukarıda belirtilen ölçütlere göre manevi tazminatın miktarının yeniden belirlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine,
2. … İdare Mahkemesinin temyize konu … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü ile maddi tazminat istemlerinin kısmen reddine ilişkin kısımlarının ONANMASINA, … yönünden manevi tazminatın kısmen reddi ile maddi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne ilişkin kısımlarının BOZULMASINA,
3. Bozulan kısımlar hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14/12/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.