YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/11560
KARAR NO : 2014/12201
KARAR TARİHİ : 10.11.2014
MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 11. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 15/04/2014
NUMARASI : 2013/88-2014/237
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı kira bedelinin tespiti davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, hak ve nesafet esaslarına göre kira bedelinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 01.02.2013 tarihinden itibaren aylık kira bedelinin net 6.900 TL olarak tespitine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dilekçesinde, davalının halen ödemekte olduğu 2.250 Euro kira bedelinin günümüz ekonomik koşullarında yetersiz kaldığını belirterek kira bedelinin 01.02.2013 tarihinden itibaren aylık net 4.000 Euro olarak tesbitine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili istenen bedelin fahiş olduğunu, ödenmekte olan kira bedelin rayicin altında olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Taraflar arasında düzenlenen ve karara dayanak yapılan 01.02.2005 tarihli sözleşme hakkında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Kira bedeli bu sözleşmeyle aylık 2.000 Euro olarak belirlenmiş, yine sözleşmeyle 01.02.2006 tarihinden itibaren 2.250 Euro olacağı kararlaştırılmış bundan sonra ise kira miktarında artış yapılmamıştır. TBK’nun 344/son maddesinde ” Sözleşmede kira bedeli yabancı para olarak kararlaştırılmışsa, beş yıl geçmedikçe kira bedelinde değişiklik yapılamaz. Ancak, bu Kanunun, “Aşırı ifa güçlüğü” başlıklı 138 inci maddesi hükmü saklıdır. Beş yıl geçtikten sonra kira bedelinin belirlenmesinde, yabancı paranın değerindeki değişiklikler de göz önünde tutularak üçüncü fıkra hükmü uygulanır ” düzenlemesi bulunmaktadır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda yabancı paranın değerindeki değişikliğin ne şekilde göz önünde tutulduğu konusunda bir açıklık bulunmamaktadır. Bu durumda TBK’nın 344/son maddesi gözetilerek dövizdeki değişikliklerin kira parasına ne şekilde etki ettiği üzerinde durulmalı, bu konuda bilirkişiden ayrıntılı rapor alınmalı, davacının kira bedelini yabancı para olarak belirlenmesini talep etmesinde bir usulsüzlük olmadığı da dikkate alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Öte yandan mahkemece kiranın net olarak tespitine karar verilmiştir.
Kira parasının bir bölümünün stopaj, fon kesintileri adı altında vergi dairelerine kiracı tarafından ödenmesi, kiraya verenin gelir vergisi yükümlülüğüne ait ve vergi yasalarınca düzenlenen bir konudur. Yakıt parası, aydınlatma ve temizlik ücreti, sigorta ve doğrudan doğruya taşınmazın kullanımından doğan masraf kalemlerinden olmayan vergi, kira tespitinde bir unsur olarak ele alınamayacağından; fon ve vergi stopajı düşülerek kira parası tespit edilemez. Bu durumda, davacı net kiranın tespitini istemiş olsa bile mahkemece net kiraya stopajda dahil edilmek suretiyle kira parasının tespiti gerekirken net kira parasının tespiti doğru değildir. Bundan ayrı mahkemece alınan bilirkişi raporunda her ne kadar belirlenen kiraya KDV eklenmişse de, davacı gerçek kişi olup Gelir Vergisi Kanununun 94.maddesi bu tür kazançların vergilendirilmesinde stopaj usulünü getirmiştir. O halde mahkemece belirlenecek kiraya stopaj eklenmek suretiyle brüt kiranın tespit edilmesi gerekir. Bu durumda yukarıda belirtilen hususlar gözetilerek sonucu dairesinde bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 10.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.