YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/1324
KARAR NO : 2014/11550
KARAR TARİHİ : 23.10.2014
MAHKEMESİ : Ankara 4. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 31/10/2013
NUMARASI : 2012/900-2013/1250
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar, davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kira alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile itirazın iptaline ve asıl alacak üzerinden davacı lehine icra inkar tazminatına karar verilmesi üzerine, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen 09.02.2012 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmede kiralanan meskenin aylık kira bedelinin 900 TL olduğu, bir aylık kira bedelinin süresinde ödenmemesi halinde dönem sonuna kadar işleyecek kira bedellerinin muaccel hale geleceği, kararlaştırılmıştır. Davacı tarafından 15/06/2012 tarihinde başlatılan icra takibinde; Aylık 900 TL den 2012 yılının Nisan, Mayıs ve Haziran ayları kira alacakları ile muaccel hale gelen 2012 yılının Temmuz ayı ila 2013 yılı Ocak ayı arasındaki 6300 TL kira alacağı toplamı 9000 TL asıl alacak ve bu alacağın 2700 TL lik kısmı için aylık %6 faiz alacağı olan 324,00 TL olmak üzere toplam 9324,00 TL alacağın tahsili istenilmiştir. Davalılar itirazlarında kiralananı 01/05/2012 tarihinde tahliye ettiklerini, kira borcu bulunmadığını, belirterek borca faize faiz oranına ve ferilerine itiraz etmişlerdir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, davalıların 2012 yılının Şubat ve Mart ayı kiralarını ödemediklerini, yapılan icra takibinde muaccel hale gelen kiraların da istendiğini, davalıların icra takibine itiraz ettiklerini, sözleşmenin usulüne uygun olarak feshedilmediğini belirterek itirazının iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında anahtar teslim tarihine ilişkin olarak sunduğu 30/05/2013 tarihli dilekçede taşınmazın tahliye edilmesinden 8 ay sonra anahtarların işyerinde daimi çalışanına teslim edildiğini belirtmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde, kiralanan yerin elektrik ve su tesisatındaki arızalarının masrafı kendileri tarafından karşılanarak yaptırıldığını bu paraların ödenmediğini ayrıca kiraların elden ödenmesinin istendiğini bu sebeplerle evi tahliye edeceklerini Nisan ayı başında bildirerek 01/05/2012 tarihinde evi tahliye ettiklerini, anahtarların kötüniyetle teslim alınmadığını kiralananın Mayıs ayı içinde tekrar kiraya verildiğini, belirterek davanın reddine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, 2012 yılı Şubat ayı kira parasının elden verildiği, Mart, Nisan ve Mayıs ayları kira parasının da banka hesabına yatırıldığı, bir aylık kira parası karşılığının depozito olarak elden verildiği, bu paranın da Haziran ayı kirasına sayıldığı, taşınmazın anahtarlarının 2012 yılının Aralık ayında teslim edildiğini, bilirkişinin taşınmazın en geç 3 ay içinde yeniden kiralanabileceğini bildirdiğini, Temmuz-Ocak ayları kira paraları toplamı 6300 TL kira alacağı bulunduğunu belirterek, 6300 TL alacağa yönelik olarak itirazın iptaline ve bu miktar üzerinden hesaplanan icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
1-) Dosya kapsamına toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına, kabul edilen alacak yönünden icra takibinde yasal faiz istendiğinin anlaşılmasına göre davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-) Davalılar vekilinin tahliye tarihine yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Kiralananın tahliye edildiğinin (kiracının kiralananı iade borcunu yerine getirdiğinin) kabul edilebilmesi için, kiralananın fiilen boşaltılması yeterli değildir. Anahtarın da kiraya verene teslim edilmesi gerekir. Kiracının bildirdiği tahliye tarihinin kiraya veren tarafından kabul edilmemesi başka bir ifadeyle, tahliye tarihinin taraflar arasında çekişmeli olması halinde, kiralananın fiilen boşaltıldığını ve anahtarın teslim edildiğini, böylece kira ilişkisinin kendisince ileri sürülen tarihte hukuken sona erdirildiğini kanıtlama yükümlülüğü kiracıya aittir. Kiracı, kiralananı kendisinin ileri sürdüğü tarihte tahliye ettiğini ispatlayamazsa, kiraya verenin bildirdiği tahliye tarihine itibar olunmalıdır.
Anahtarın kiraya verene teslimi, hukuki işlemin içerisinde yer alan bir maddi vakıa olmakla birlikte, sözleşmenin feshine yönelik bir hukuki sonuç doğurduğundan, bunun ne şekilde ispat edileceği hususu, yıllık kira bedelinin tutarı esas alınmak suretiyle, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK’nın 200 ve 201.maddeleri çerçevesinde değerlendirilmelidir. Eş söyleyişle, yıllık kira bedelinin tutarı senetle ispat sınırının üzerindeyse ve davacı kiraya verenin açık muvafakati yoksa bu yön kiracı tarafından ancak yazılı delille ispatlanabilir; tanık dinlenemez. Kiraya veren anahtarı almaktan kaçınırsa, kiracının yapması gereken, mahkemeden bu yolda tevdi mahalli tayinini isteyip, tayin edilecek yere anahtarı teslim etmek veya Notere tevdii ederek ve durumu kiraya verene bildirmektir. Kiracının kiralananı iade borcu, ancak bu şekilde, durumun kiraya verene bildirildiği tarihte son bulur. Aksi takdirde, kiracının, kira parasını ödemek de dahil olmak üzere, sözleşmeden kaynaklanan yükümlülükleri devam eder.
Kiralananın tahliye edilerek anahtarın kiraya verene teslim edildiğini davalının yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. Davalı kiracı anahtar teslimini yazılı belge ile kanıtlayamamış ise de delilleri arasında “yasal her türlü delil” ibaresi bulunmakta olup, bu ibareden yemin deliline de dayanıldığı anlaşıldığından, mahkemece davalıya anahtarları 2012 yılının Aralık ayından önce teslim ettiği konusunda davacıya yemin teklif etme hakkı bulunduğu hatırlatılarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
3-) Kabule göre de; Mahkemece mahallinde keşif yapılarak taşınmazın tahliyesinden sonra ne kadarlık süre içerisinde yeniden kiraya verilebileceği konusunda bilirkişi raporu alınmış olup 02/09/2013 tarihli bilirkişi raporunda taşınmazın en geç 3 ay içerisinde yeniden kiralanmasının mümkün olduğu belirtilmiştir. Mahkemece hüküm altına
alınan alacak miktarı 2012 yılının Temmuz ayı ila 2013 yılı Ocak ayı dahil olmak üzere 7 aylık kira alacağı olan 6300 TL olup hüküm altına alınan 2013 yılı Ocak ayının kira alacağı yönünden alacak miktarı mahallinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesine göre yargılama sonucuna göre belirlenmiş olup Ocak ayı kirası yönünden alacak miktarının belirlenmesi yargılamayı gerektirdiği halde kabul edilen asıl alacak miktarı olan 6300 TL nin tamamı bakımından davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmiş olması da doğru görülmemiştir.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda 2 ve 3 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 23/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.