Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2014/11209 E. 2014/11683 K. 27.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/11209
KARAR NO : 2014/11683
KARAR TARİHİ : 27.10.2014

T.C.
YARGITAY
6. Hukuk Dairesi

MAHKEMESİ : Beykoz Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 12/06/2014
NUMARASI : 2013/921-2014/950

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, konut ihtiyacı nedeniyle tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece istemin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir
Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalının müvekkiline ait Beykoz’da bulunan taşınmazda 2011 Ekim başlangıç tarihli ve 9 ay süreli sözlü kira akdi uyarınca kiracı olduğunu, halen Sarıyer’de ikamet etmekte olan davacının kiralanana konut olarak ihtiyacı bulunduğunu belirterek kiralananın tahliyesine karar verilmesini istemiştir. Davalı ise davanın süresinde açılmadığını, sözleşmenin beş yıl süreli olarak yapıldığını, kira akdinin beş yıl süreli olmadığı varsayılsa bile davacının 2 çocuğunun İstanbul Avrupa yakasında okuması nedeniyle ihtiyaç iddiasının gerçek, samimi ve zorunlu olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, ihtiyaç iddiasının samimi olmadığı değerlendirilerek davanın reddine karar verilmiştir.
6098 sayılı TBK’nun 350/1. maddesi hükmüne göre ihtiyaç iddiasına dayalı olarak açılacak tahliye davalarının belirli süreli sözleşmelerde sürenin sonunda, belirsiz süreli sözleşmelerde bu kanunun 328. maddesinde fesih bildirimi için öngörülen sürelere uyularak belirlenecek tarihten başlayarak bir ay içinde açılması gerekir. TBK’nun 353. maddesi uyarınca kiraya veren, daha önce veya en geç davanın açılması için öngörülen sürede dava açacağını kiracıya yazılı olarak bildirmişse dava, bildirimi takip eden uzayan bir kira yılı sonuna kadar açılabilir. Dava açma süresi kamu düzenine ilişkin olup, davalı ileri sürmese bile mahkemece kendiliğinden göz önünde bulundurulması gerekir.
Davanın süresinde açılıp açılmadığının belirlenebilmesi için öncelikle kira sözleşmesinin başlangıç tarihinin ve süresinin bilinmesi zorunludur. Davacının bildirdiği bu tarihlere davalı karşı çıkarsa uyuşmazlığın tarafların gösterecekleri tanık dahil bütün deliller toplanarak bir hadise olarak çözüme kavuşturulması gerekir.
Olayımıza gelince; Taraflar arasındaki kira sözleşmesinin sözlü olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı vekili akdin 2011 Ekim ayı başlangıç tarihli olup 2012 Haziran ayında sona erdiğini davalı ise sözleşmenin beş yıl süreli olduğunu bildirmiştir. Buna göre sözleşmenin başlangıç tarihi ve süresinin taraflar arasında uyuşmazlık konusu olduğu görülmektedir. Yukarıda açıklandığı üzere ihtiyaca dayalı tahliye davasının kira sözleşmesinin bitimini takip eden bir ay içinde açılması zorunludur. Bu husus bir dava şartı olup mahkemece kendiliğinden ve öncelikle incelenmesi gerekir. Kira sözleşmesinin başlangıç tarihi ve süresi taraflar arasında çekişme konusu olduğuna göre mahkemece öncelikle bu hususun aydınlığa kavuşturulması gerekir. Bu nedenle davanın süresinde açılıp açılmadığının tespiti bakımından akdin başlangıç tarihi ve süresine ilişkin taraf delilleri toplanarak dava süresinde açılmış ise işin esasının ondan sonra incelenmesi aksi durumda davanın esasa girilmeden reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemece akdin başlangıç tarihi ve süresi konusunda bir araştırma yapılmadan işin esası hakkında yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK’ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3. madde hükmü gözetilerek HUMK’nın 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine 27.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.