Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2014/3921 E. 2014/6942 K. 28.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/3921
KARAR NO : 2014/6942
KARAR TARİHİ : 28.05.2014

MAHKEMESİ : Bakırköy 6. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 05/02/2014
NUMARASI : 2013/377-2014/188

İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kira alacağının tahsili için haciz ve tahliye istemli olarak başlatılan icra takibine vaki itirazın kaldırılması ve kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkemece uyuşmazlık yargılamayı gerektirdiğinden davanın reddine karar verilmiş, karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı alacaklı, 27.09.2010 başlangıç tarihli 1 yıl süreli yazılı kira sözleşmesine dayanarak davalı kiracı hakkında 05.08.2013 tarihinde başlattığı tahliye istekli icra takibinde, 2012 yılının Aralık ayından 2013 yılının Haziran ayına kadar aylık 4500 TL’den kira parasının ½ ve 2013 Temmuz ayı kira parasının tamamından oluşan toplam 20.250 TL kira alacağının tahsilini istemiştir. Ödeme emrinin tebliği üzerine, davalı borçlu 23.08.2013 tarihinde verdiği itiraz dilekçesinde; Davacı kiraya verenin kira sözleşmesini Bakırköy 40. Noterliğinin 27.09.2012 tarih ve 21317 yevmiye no.lu ihtarnamesi ile feshettiğini bildirmesi üzerine arsa vasfında olan kiralananı 31.12.2012 tarihinde boşlatarak tahliye ettiğini tahliye tarihine kadar da kira borçlarını ödediğini takibe konu dönemde kira borcu olmadığını belirterek borca itiraz etmiştir. Mahkemece, davacının ihtarnamesi üzerine taşınmazı tahliye ettiğini davalı borçlunun itirazında bildirdiği bu nedenle de taraflar arasında kiracılık ilişkisi bulunup bulunmadığı dolayısı ile alacağın tahsilinin gerekip gerekmediği yargılmayı gerektirdiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Takipte dayanılan ve karara esas alınan 27.09.2010 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davalı süresindeki itirazında ve savunmasında davacının sözleşmeyi feshettiğinin bildirmesi üzerine dava konusu taşınmazı 2012 yılının Aralık ayı sonunda tahliye ettiğini, takibe konu dönemde kiralananı tahliye ettiğinden kira borcu olmadığını, kiralananın arsa olması nedeniyle anahtarının tesliminin de mümkün olmadığını belirtmiştir. Davacının sözleşmenin feshediliğine yönelik kabulü olmadığı gibi aksine 27.09.2012 tarihli ihtarnameden sonra tarafların yeniden anlaştıklarını ve davalının kararlaştırılan 4500,00 TL üzerinden Aralık ayına kadar kira bedellerini ödediğini, sonrasında ödemediğini ve kiralananı teslim de etmediğini iddia etmektedir. Kiralananın tahliye edildiğinin (kiracının kiralananı iade borcunu yerine getirdiğinin) kabul edilebilmesi için, kiralananın fiilen boşaltılması yeterli değildir; kiralanın kiraya verene teslim edilmesi de gerekir. Kiracının bildirdiği tahliye tarihinin kiraya veren tarafından kabul edilmemesi; başka bir ifadeyle, tahliye tarihinin
taraflar arasında çekişmeli olması halinde; kiralananın fiilen boşaltıldığını ve teslim edildiğini, böylece kira ilişkisinin kendisince ileri sürülen tarihte hukuken sona erdirildiğini kanıtlama yükümlülüğü, kiracıya aittir. Kiralananın arsa olması ve anahtarının olmaması kiracıyı ispat yükümlülüğünden kurtarmaz. Kiracı, kiralananı kendisinin ileri sürdüğü tarihte tahliye ettiğini ispatlayamazsa, kira bedelinden sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Kiraya verenin kiralananı teslim almaktan kaçınması durumunda kiracının mahkemeye müracaatla tevdi mahalli tayini, suretiyle teslim yükümlülüğünü yerine getirmiş olması gerekir. Davacı kiraya veren kiralananın teslim edilmediğini ve halen kullanıldığını belirtmiştir. Davalı, savunmasını İİK.’nun 269/c maddesinde nitelikleri yazılı bir belge ile kanıtlayamamıştır. Bu durumda mahkemece işin esasının incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428 ve İİK.nın 366.maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 28.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.