Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2014/10325 E. 2014/21947 K. 03.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/10325
KARAR NO : 2014/21947
KARAR TARİHİ : 03.12.2014

Mahkemesi : İskenderun 1. İş Mahkemesi
Tarihi : 15/04/2014
Numarası : 2013/159-2014/99

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda; hüküm duruşmalı olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmiş ise de; HUMK’nun 435.maddesi gereğince duruşma isteğinin süreden reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı vekili, davacının ücret alacağının ödenmemesi nedeniyle iş akdini haklı olarak feshettiğini, davalının davacının ücretini haftalık olarak verdiğini ve bu ücreti de geciktirdiğini, haftanın 6 günü 07.30-18.00 saatleri arası çalıştığını, yıllık izinlerinin kullandırılmadığını öne sürerek kıdem tazminatı, fazla çalışma, ücret alacağı, yıllık izin, AGİ ve çocuk parası alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının ücret alacağı bulunmadığını, iş akdini haksız olarak feshettiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacının ücret alacağının ödenmemesi nedeniyle iş akdine haklı olarak son verdiği, yıllık izinlerin, ücretin ve AGİ alacaklarının ödendiğinin işverence ispatlanamadığı, haftada 9 saat fazla çalışma yapıldığı ve karşılığının ödendiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın, kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır. Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Fazla çalışmanın belirlenmesinde, 4857 sayılı Yasanın 6’inci maddesi uyarınca ara dinlenme sürelerinin de dikkate alınması gerekir.
Fazla çalışmaların uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay’ca hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır. Ancak fazla çalışmanın tanık anlatımları yerine yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir. Yapılacak indirim, işçinin çalışma şekline ve işin düzenlenmesine ve hesaplanan fazla çalışma miktarına göre taktir edilmelidir. Hakkın özünü ortadan kaldıracak oranda bir indirime gidilmemelidir.
Somut olayda, mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı tanığının beyanı esas alınarak; davacının, ıslah talebine karşı davalı tarafından süresinde zamanaşımı savunmasında bulunulması nedeniyle 29.01.2009-09.04.2012 tarihleri arasında yaptığı fazla çalışma alacağı hesaplanmış ise de; davacı tanığı M.. Ö..’ün beyanına göre 2005-2007 yılları arasında çalışmış olup, davacının 2009-2012 yılları arasında fazla çalışma yaptığını tanık beyanı ile ispatladığı kabul edilemez.
Bu nedenle, mahkemece, davalı tanıklarının fazla çalışma hususundaki beyanlarına göre hazırlanacak rapor doğrultusunda davacının fazla çalışma alacağı bulunup bulunmadığı değerlendirilmelidir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 03.12.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.