YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/10373
KARAR NO : 2014/21950
KARAR TARİHİ : 03.12.2014
Mahkemesi : Trabzon 2. İş Mahkemesi
Tarihi : 11/04/2014
Numarası : 2013/202-2014/198
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine.
2-Davacı kıdem ve ihbar tazminatı ile hafta tatili, genel tatil ve fazla çalışma ücret alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacı iş akdinin haksız ve bildirimsiz olarak sona erdirildiğini iddia etmiş, davalı ise davacının iş akdine haklı nedenle son verildiğini savunmuştur. Mahkemece, iş akdinin işveren tarafından feshedilmesinin haklı bir nedene dayanmadığı gerekçesiyle davacının kıdem ve ihbar tazminatı talepleri hüküm altına alınmıştır.
Davalı tarafından davacıya gönderilen 26.04.2011 tarihli ihtarda, davacının forklift operatörü olarak çalışmakta olduğu, İş Sözleşmesi’nin 1. maddesi uyarınca çalışma şartlarında ve işin niteliğinde herhangi bir değişiklik olmadan görev yerinin eski fabrika kısmına alındığı tebligatın tebliğinden itibaren yeni görev yerinde başlaması gerektiği belirtilmiş, 17.05.2011 tarihli ihtarda ise 16.05.2011 tarihli tutanağa göre davacının bölümünden ayrılmayacağını, yeni görev yerine gitmeyip, iş başı yapmayacağını bildirdiği bu nedenle yeni görev yerinde işe başlamamakta ısrar ettiği anlaşıldığından bu ihtarnamenin tebliği ile iş akdinin haklı nedenle feshedilmiş olacağı belirtilmiştir.
Dosya kapsamından, davacı tanıklarının dahi davacının davalı şirkette forklift operatörü olarak çalıştığını beyan ettiği, davalın tarafından tutulan tutanak ve gönderilen ihtarnamelerde davacının yeni fabrikada forklift operatörü olarak görevlendirilmek istendiği, davacı tarafından 29.04.2010 tarihinde iş kazası geçirerek sol dizinden yaralandığı ve tedavi olmasına rağmen ayak üstünde fazla duramadığı, ağrı ve uyuşma olduğu, bu durumun işverene bildirildiği ancak bu itirazının dikkate alınmadığı ileri sürülmüş ise de, davacının bu durumunu belgeleyen sağlık raporu vs. gibi bir belge ibraz etmediği, davacının forklift işçisi iken çalıştığı işyerine yakın olan diğer fabrikada yine forklift işçisi olarak görevlendirilmek istenmiş olması nedeniyle söz konusu değişikliğin çalışma koşullarında esaslı değişiklik olmadığı, bu değişikliğin işverenin yönetim hakkı kapsamında olduğu, dolayısıyla davacının yeni görev yerinde işe başlamamasının davalı işverene haklı fesih imkanı verdiği anlaşılmaktadır.
Böyle olunca, mahkemece davacının kıdem ve ihbar tazminatları taleplerinin reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile taleplerin hüküm altına alınması hatalıdır.
3-Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Fazla çalışmanın belirlenmesinde, 4857 sayılı Yasanın 68 inci maddesi uyarınca ara dinlenme sürelerinin de dikkate alınması gerekir.
Fazla çalışmaların uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay’ca son yıllarda hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır Ancak fazla çalışmanın tanık anlatımları yerine yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir. Yapılacak indirim, işçinin çalışma şekline ve işin düzenlenmesine ve hesaplanan fazla çalışma miktarına göre taktir edilmelidir. Hakkın özünü ortadan kaldıracak oranda bir indirime gidilmemelidir.
Somut olayda, mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davalı tarafından sunulan tüm hizmet süresini kapsamayan 14 adet işe giriş çıkış kartlarında belirtilen işe giriş ve çıkış saatlerinden davacının ortalama çalışma saati bulunarak günde 12,5 saat, 1.5 saat ara dinlenme ile haftanın 6 günü 21 saat fazla çalışma yaptığı kabul edilerek hesaplama yapılmış ve mahkemece %30 hakkaniyet indirimi ile fazla çalışma ücret alacağı hüküm altına alınmış ise de; sunulan işe giriş çıkış kayıtları davacının tüm hizmet süresini kapsamadığından, işe giriş çıkış kartlarının ibraz edildiği dönemler için bu kartlar, onun dışındaki diğer dönemler için tanık beyanları ile dosyadaki diğer bilgi ve belgelerden yola çıkarak fazla çalışma alacağının bulunup bulunmadığının tespiti gerekirken yazılı şekilde hatalı değerlendirme ile sonuca gidilmesi bozma nedenidir.
4-Davacı işçinin ulusal bayram ve genel tatillerde çalışma karşılığı ücretlere hak kazanıp kazanmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını iddia eden işçi, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda yer alan bayram ve genel tatil ücreti ödemesinin yapıldığı varsayılır. Bordroda ilgili bölümünün boş olması ya da bordronun imza taşımaması halinde işçi, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını her türlü delille ispat edebilir.
Ulusal bayram ve genel tatillerde çalışıldığının ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, yazılı delil niteliğindedir. Ancak, sözü edilen çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda, tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bununla birlikte, işyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
İmzalı ücret bordrolarından, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından daha fazla çalışıldığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin alacağının bordroda görünenden daha fazla olduğu yönünde bir ihtirazi kaydının bulunması halinde, ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıt taşımaması durumunda dahi, işçinin bordroda yazılı olanın dışında ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının yapıldığını yazılı delille kanıtlaması imkân dahilindedir.
Dairemizce son yıllarda, ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde, hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği kabul edilmektedir. Ancak, ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının taktiri delil niteliğindeki tanık anlatımları yerine, yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir.
Somut olayda, mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporunda tanık beyanlarından hareketle davacının dini bayramların 1. günü hariç çalıştığı kabul edilerek hesaplama yapılmış ise de, az yukarıda ifade edildiği üzere dosya içerisinde davalı tarafından sunulan 14 adet işe giriş çıkış kartları bulunduğundan, işe giriş çıkış kartlarının ibraz edildiği dönemler için bu kartlar, onun dışındaki diğer dönemler için tanık beyanları ile dosyadaki diğer bilgi ve belgelerden yola çıkarak genel tatil ücret alacağının bulunup bulunmadığının tespiti gerekirken yazılı şekilde hatalı değerlendirme ile sonuca gidilmesi de ayrı bir bozma nedenidir.
SONUÇ:Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 03.12.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.