Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2014/11586 E. 2014/20687 K. 11.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/11586
KARAR NO : 2014/20687
KARAR TARİHİ : 11.11.2014

Mahkemesi : Zonguldak 3. İş Mahkemesi
Tarihi : 22/04/2014
Numarası : 2012/339-2014/268

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı … Kargo Servisi A.Ş. vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün dairemizce de benimsenmiş buluanan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delilerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı … Kargo Servisi A.Ş’nin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacılar vekili davacılardan N.. B..’ın 10/10/1997–03/06/2009 tarihleri arasında, davacı L.. K..’un ise 03/07/2001-03/06/2009 tarihleri arasında davalılara ait işyerinde çalıştıklarını, davalı Yurtiçi Kargo Şirketinin vekalet veren, diğer davalı C.. K..’un vekalet alan konumunda olduklarını, müvekkillerinin işverence işten çıkarıldığını, bildirerek davacı Nuray için 10.000,00 TL, davacı Leyla için 6000,00 TL kıdem tazminatı ile fazla mesai alacaklarının davalılardan tahsilini talep etmiştir. Davacılar vekili dava dilekçesinde fazla çalışma ücreti için miktar belirtmemekle birlikte 18.10.2012 tarihli beyan dilekçesi ile “şimdilik” kaydı ile 100,00 TL kısmi istekte bulunduğunu açıklamış, 3.3.2014 tarihli ıslah dilekçesi ile kıdem tazminatı talebini Nuray için 12.325,90 TL’na, Leyla için 7.752,85 TL’na yükselttiğini, Nuray için 13.775,41 TL, Leyla için 12.797,40 TL fazla çalışma alacağının tahsilini bu miktarlara davacıların işe giriş tarihinden itibaren faiz istediğini bildirmiştir.
Davalı şirket vekili davacılar ile müvekkili şirketin hukuki bir ilişkisi ve hizmet aktinin bulunmadığını, davacının diğer davalı C.. K..’un işçileri olduğunu, bu davalının vergi kaydı ile Zonguldak Acentesi olarak faaliyet gösterdiğini, müvekkil şirketin işçiler üzerinde işin ifası yönünden emir ve talimat verme yetkisi olmadığını, işçilerin ücret ve diğer sosyal haklarını ödeme yükümlülüğünün diğer davalı işverende olduğunu, taleplerin zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
HMK’nun 107.maddesinde davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde, alacaklının hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabileceği, karşı tarafın verdiği bilgi veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda, davacının iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabileceği, ayrıca kısmi eda davasının açılabildiği hallerde, tespit davası da açılabileceği ve bu durumda hukuki yararın var olduğunun kabul edileceği, 109.maddesinde ise talep konusunun niteliği itibariyle bölünebilir olduğu durumlarda sadece bir kısmının da dava yoluyla ileri sürülebileceği, talep konusunun miktarı, taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli ise kısmi dava açılamayacağı, kısmi dava açılması halinde dava açılırken talep konusunun kalan kısmından açıkca feragat edilmiş olması hali dışında talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmeyeceği bildirilmiştir.
Görüldüğü gibi her iki dava çeşidininde açılabilirlik şartı alacağın konusunun miktarının yahut değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olmamasıdır. Her iki dava çeşidinde de (alacak miktarınını tespiti davası dışında) dava açan alacağın asgari bir miktar ve değerini belirterek talepte bulunmaktadır.
Dava dilekçesinin talep sonucu bölümünde davacı neye karar verilmesi istiyorsa onu açık şekilde yazar. Tespit davalarında davacı bir hukuki ilişkinin var olup olmadığının tespitine karar verilmesini ister, kısmi davada davacının dava dilekçesinde kısmi dava açtığını açıkça bildirmesi gerekir, belirsiz alacak davasında ise alacağın miktarının belirlenmesi açıkça talep edilmelidir.
Talep sonucu açık değilse mahkeme talep sonucunu açıklattırmalıdır. Bundan başka, talep sonucunun açık olmaması halinde, onu dava dilekçesinin diğer bölümlerinde yazılanların ışığında bir yoruma tabi tutarak davacının açtığı davanın belirsiz alacak davası mı yoksa kısmi dava mı olduğunu belirlemek hakimin ödevidir.
Somut olayda dava 6100 sayılı HMK’nun yürürlüğe girmesinden sonra açılmış olup dava dilekçesinde davacılar vekili kıdem tazminatına ilişkin davanın belirsiz alacak davası veya kısmi dava olduğunu açıklamadığı gibi talep ettiği kıdem tazminatı alacağının miktarının belirlenmesini de talep etmemiştir. Dava dilekçesinin içeriğinden kıdem tazminatına ilişkin davanın tam eda davası olarak açıldığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle davacıların kıdem tazminatı taleplerinin sadece dava dilekçesinde belirtilen miktarlar dikkate alınarak hüküm altına alınması gerekirken usulsüz ıslaha değer verilerek artırılan miktarlarında tahsiline karar verilmiş olması bozma nedenidir.
Ayrıca kıdem tazminatı yönünden dava dilekçesinde faizin başlangıç tarihi belirtilmediğinden dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi faizin cinsi belirtilmediği için en yüksek banka mevduat faiz oranını aşmamak üzere yasal faiziyle tahsiline karar verilmesi gerekirken doğrudan yasal faize hükmedilmesi de hatalı olmştur.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalı … Kargo Servisi A.Ş.’ne iadesine, 11.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.