YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/11486
KARAR NO : 2014/20688
KARAR TARİHİ : 11.11.2014
Mahkemesi : Antalya 6. İş Mahkemesi
Tarihi : 16/05/2014
Numarası : 2012/29-2014/227
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine.
2-Davacı vekili müvekkilinin davalı Belediyeye ait alt taşeron olan şirkette çöp kamyonlarında temizlik elemanı olarak 07/08/2006-30/04/2009 tarihleri arasında bilfiil ve kesintisiz olarak çalıştığını, bu tarih itibariyle davalı şirketin ihaleyi alamaması sebebiyle işsiz kaldığını, bir ay başka bir şirket nezdinde çalıştıktan sonra yeniden davalı şirkette 01/09/2009 tarihinde işe başladığını ve 31/12/2010 tarihinde sona erdiğini, bu tarihten sonra temizlik ihalesini alan Y.. E.. isimli şirkette ara vermeksizin çalışmaya devam ettiğini, müvekkilinin davalı şirketteki ilk çalışma döneminin 30/04/2009 tarihinde davalı şirketin ihaleyi alamaması üzerine ve davalıların iş sözleşmesini feshetmesi ile son bulduğunu, müvekkilinin 4 aylık boşlukta bir başka şirkette çalıştığını, bu dönemdeki çalışmanın davalılarla hiçbir şekilde bağlantılı olmadığını, müvekkilinin davalı şirkette 01/09/2009 tarihinde imzaladığı ikinci çalışma dönemine ait sözleşmenin, yeni bir iş sözleşmesi olarak kabul edildiğinin Yargıtay kararları ile sabit olduğunu, müvekkilinin davalılar nezdindeki ilk çalışma döneminin (07/08/2006-30/04/2009 tarihleri arasındaki çalışmanın) davalılarca sona erdirilmiş olması nedeniyle feshe bağlı haklar olan kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti alacaklarını talep etmekte olduğunu, müvekkilinin kıdem, ihbar tazminatları ile yıllık izin ücret alacağına ilişkin istemlerinin yalnızca 1. Dönem çalışmasına münhasır olduğunu, çünkü bu çalışma döneminin davalılarca sona erdirildiğini ve müvekkilinin işsiz kaldığını, 2. çalışma dönemine ilişkin olarak henüz sözleşmesi feshedilmemiş olduğundan, kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin ücretin isteğinde bulunmadıklarını, ancak müvekkilinin, her iki dönemdeki çalışmaları ile ilgili olarak fazla mesai, ulusal-dini bayram ve resmi-genel tatil ücreti ve hafta tatili ücret alacağı talebinde bulunduğunu, bildirmiştir.
Davalı M.. B.. vekili davacının müvekkili idarenin işçisi olmadığını, davalı şirket ile müvekkili idare arasında asıl işveren alt işveren hukuksal ilişkisinin olmadığını, davalı idarenin, davacı ile davalı şirket arasında olan iş akdinin tarafı olmadığını ve iş akdi ile bağlı olmadığını, müvekkili belediyenin Katı Atık Toplama ve Taşıma İşi Teknik Şartnamesi ve Hizmet Sözleşmesi ile, yüklenici firmanin ihale konusu işin yürütülmesi sırasında çalıştırdığı tüm işçilerin her türlü işçilik hak ve alacaklarından sorumlu olduğunun ve işveren sıfatı ile işçilerin her türlü ücretinin yüklenici şirket tarafından ödeneceğinin düzenlendiğini, bu sebeple istihdam edilen tüm işçilerin alacaklarından davalı şirketin sorumlu olduğunu davanın husumet nedeni ile reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil ücretlerinin hesabı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışmaların ve ulusal bayram genel tatili ücretlerinin uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay’ca hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır. Ancak fazla çalışmanın tanık anlatımları yerine yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir. Yapılacak indirim, işçinin çalışma şekline ve işin düzenlenmesine ve hesaplanan fazla çalışma miktarına göre takdir edilmelidir. Hakkın özünü ortadan kaldıracak oranda bir indirime gidilmemelidir. Yargıtay’ca hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini aldığı halde ve mahkemece tanık ifadelerine göre mesai saatlerinin belirlenmesine karşın fazla mesai alacağı ve ulusal bayram genel tatil alacağı hesaplanırken hakkaniyet indirimine gidilmemesi hatalı olmuştur.
3-Davacı vekili 30.07.2012 tarihli dava dilekçesiyle 600 TL net ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesini talep etmeştir. 05.12.2013 tarihli harçlandırdığı ıslah dilekçesiyle de kıdem tazminatı, yıllık izin alacağı ve fazla mesai alacaklarını artırarak davasını ıslah ettiğini beyan etmiş, ulusal bayram ve genel tatil alacağı yönünden ise taleplerini artırarak ıslah talebinde bulunmamış, dava dilekçesinde olduğu gibi 600 TL ulusal bayram ve genel tatil ücretinin davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesini talep etmiştir.
6100 sayılı HMK’nun 26. maddesine göre hâkim, kanundaki istisnalar saklı kalmak kaydıyla, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez.
Somut olayda mahkeme gerekçeli kararında ulusal bayram ve genel tatil alacağı bakımından davacının talebinin kabulüyle 824.39 TL ulusal bayram ve genel tatil alacağının 600 TL’sinin dava tarihinden bakiyesinin ıslah tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faiziyle davalılardan alınıp davacıya verilmesine karar vermiş ve bu suretle davacının talep ettiği miktarı aşmıştır. Davacının talep ettiği alacak miktarından fazlasının kabulüne karar verilmeside bozma sebebidir.
SONUÇ:Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine, 11.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.