Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2014/7946 E. 2014/20762 K. 12.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/7946
KARAR NO : 2014/20762
KARAR TARİHİ : 12.11.2014

Mahkemesi : Çorum 2. İş Mahkemesi
Tarihi : 27/03/2014
Numarası : 2013/398-2014/139

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1- Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2- Davacı, 08.06.2006–18.11.2012 tarihleri arasında davalı idarenin alt işverenlerinde aralıksız olarak güvenlik görevlisi olarak çalıştığını, iş akdinin kendisi tarafından işyerinde bazı işçilik alacaklarının ödenmemesi gerekçesi ile feshedildiğini bildirerek kıdem tazminatı ile yıllık izin ve ulusal bayram genel tatil ücreti alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı, husumet itirazında bulunarak ve başka bir alacağının da bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında davacı işçinin iş akdini ücretlerinin ödenmemesi haklı nedenine dayalı olarak feshedip etmediği, buna bağlı olarak da kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
İşçinin emeğinin karşılığı olan ücret işçi için en önemli hak, işveren için en temel borçtur. 4857 sayılı İş Kanununun 32’nci maddesinin dördüncü fıkrasında, ücretin en geç ayda bir ödeneceği kurala bağlanmıştır. 5953 sayılı Basın İş Kanununun 14’üncü maddesinin aksine, 4857 sayılı Yasada ücretin peşin ödeneceği yönünde bir hüküm bulunmamaktadır. Buna göre, aksi bireysel ya da Toplu İş Sözleşmesinde kararlaştırılmadığı sürece işçinin ücreti bir ay çalışıldıktan sonra ödenmelidir.
Ücreti ödenmeyen işçinin, bu ücretini işverenden dava ya da icra takibi gibi yasal yollardan talep etmesi mümkündür.
1475 sayılı Yasa döneminde, toplu olarak hareket etmemek ve kanun dışı grev kapsamında sayılmamak kaydıyla 818 Sayılı Borçlar Kanununun 81’inci maddesi uyarınca ücreti ödeninceye kadar iş görme edimini ifa etmekten, yani çalışmaktan kaçınabileceği kabul edilmekteydi. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 97’inci maddesinde de benzer bir düzenleme yer almaktadır. 4857 sayılı İş Kanununda ise ücret daha fazla güvence altına alınmış ve işçi ücretinin yirmi gün içinde ödenmemesi durumunda, işçinin iş görme edimini yerine getirmekten kaçınabileceği açıkça düzenlenmiş, toplu bir nitelik kazanması halinde dahi bunun kanun dışı grev sayılamayacağı kurala bağlanmıştır.
Ücreti ödenmeyen işçinin alacağı konusunda takibe geçmesi ya da ücreti ödeninceye kadar iş görme edimini yerine getirmekten kaçınması, iş ilişkisinin devamında bazı sorunlara yol açabilir. Bu bakımdan, işverenle bir çekişme içine girmek istemeyen işçinin, haklı nedene dayanarak iş sözleşmesini feshetme hakkı da bulunmaktadır. Ücretin hiç ya da bir kısmının ödenmemiş olması bu konuda önemsizdir.
Ücretin ödenmediğinden söz edebilmek için işçinin yasa ya da sözleşme ile belirlenen ücret ödenme döneminin gelmiş olması ve işçinin bu ücrete hak kazanması gerekir.
Somut olayda davacı, dava dilekçesinin ekinde sunduğu dava dışı alt işverene hitaben yazdığı fesih yazısında fazla mesai ücretinin ödenmemesi ve yıllık izinlerinin kullandırılmaması nedeniyle iş akdini feshettiğini bildirmiş, dava dilekçesi ile kıdem tazminatının yanında ödenmeyen işçilik alacağı olarak yıllık izin ücreti ile genel tatil ücreti alacaklarının tahsilini talep etmiştir. Yapılan yargılama sonucu davacının 2.821,50 TL yıllık izin ücreti alacağı ile 278,33 TL genel tatil ücreti alacağı bulunduğu tespit edilmiştir. Yıllık izin ücreti alacağı feshe bağlı bir alacak olup, bu alacağın davacıya haklı fesih imkanı verebilmesi için, işçinin yıllık izin kullanmak için işverene müteaddit kereler başvurması ve bu başvurulara rağmen yıllık izinlerinin işveren tarafından kullandırılmaması gerekir. Dosyada davacının yıllık izinleri kullanmak için yapmış olduğu başvurular olduğuna dair belge ve bilgi bulunmamaktadır. Bu nedenle olayımızda yıllık izin ücreti alacağının bulunması işçi tarafından haklı nedenle fesih gerekçesi sayılamaz. Diğer yandan davacının 278,33 TL genel tatil ücreti alacağı bulunduğu anlaşılmakla; her ne kadar davacı işçinin haklı feshe konu olabilecek ödenmeyen bir alacağı bulunduğundan bahsedilse dahi Türk Medeni Kanununun 2. maddesinde “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.” ifadeleriyle yer alan dürüstlük kuralı gereği, alacağın miktarı çok düşük olduğundan, bu alacağa dayalı olarak iş akdi haklı nedenle feshedilemez.

Mahkemece bu hususlar gözetilmeden, iş akdinin işçi tarafından feshi haksız olduğundan kıdem tazminatı talebinin reddi gerekirken, yazılı şekilde kabulüne karar verilmiş olması hatalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, 12.11.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.