Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2014/282 E. 2014/2255 K. 13.02.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/282
KARAR NO : 2014/2255
KARAR TARİHİ : 13.02.2014

MAHKEMESİ : İstanbul 15. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 03/01/2013
NUMARASI : 2012/1210-2013/6

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR

Borçlu vekili İcra Mahkemesine başvurusunda, borçlu hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatılmış ise de, borçluya öncesinde kot ihtarı tebliğ edilmediğini, gayrimenkulün 27.07.2012 tarihinde ihalede satılmasına rağmen satış ilanı tebligatının da yapılmadığını belirtip, bu nedenle takibin iptali talebinde bulunmuştur.
Mahkemece, İcra Müdürlüğü’nce yapılan işlemlerin yerinde olduğu gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmiş, hüküm borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İİK’nun 149.maddesi gereğince icra müdürü, ibraz edilen akit tablosunun kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarını ihtiva ettiğini ve alacağın muaccel olduğunu anlarsa, borçluya ve taşınmaz “üçüncü şahıs” tarafından rehnedilmiş veya taşınmazın mülkiyeti üçüncü şahsa geçmiş ise ayrıca bunlara birer icra emri gönderir. Anılan yasal düzenlemeye göre ipoteğin, kesin borç ipoteği olması halinde borçluya İİK’nun 149.maddesi gereğince icra emri gönderilebilmesi için İİK’nun 150/ı maddesinde öngörülen koşulların oluşmasına gerek yoktur. Ancak, takibe dayanak ipotek akit tablosundan ve taraflar arasında düzenlenen 03.07.2010 tarihli Konut Finansması Sistemi (Mortgage) Kredisi Sözleşmesi’nden, mevcut sözleşmenin mahiyeti itibarıyla konut kredisine ilişkin olduğu, ipoteğin Konut Finansman Kredisi nedeni ile alınan kredi borcuna ilişkin olarak kurulduğu görülmektedir. Bu durumda, borçlunun temerrüde düşüp düşmediği, borcun muaccel olup olmadığı, muaccel olan borcun miktarı ve faizi yapılan özel sözleşmenin koşullarında değerlendirilmeden ipotek ilam niteliği kazanmaz.
O halde, alacağın varlığı ve miktarı 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında yargılama yapılmasını zorunlu kıldığından Mahkemece, takibin iptali gerekirken yazılı gerekçelerle şikayetin reddine karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428.maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK’nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 13.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.