YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/4831
KARAR NO : 2014/2561
KARAR TARİHİ : 17.02.2014
MAHKEMESİ : Denizli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 28/06/2012
NUMARASI : 2010/465-2012/287
E.. Ş.. ile T.. Y.. ve G.. Y.., dahili davalılar A.. Y.. ve müştereklei aralarındaki miras reddinin iptali davasının kabulüne dair Denizli 3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 28.06.2012 gün ve 465/287 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalılar ve dahili davalılar tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, davalılardan alacaklı olduklarını, haklarında icra takipleri başlatıldığını, davalıların borçlarını ödemedikleri gibi herhangi bir teminatta göstermediklerini, sırf alacaklılarına zarar vermek için murislerinin mirasını reddettiklerini, mirası redlerin iptali ile davalıların murislerinden kalan mirasın resmen tasfiyesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece davanın kabulüne, davalıların yaptığı mirası redlerin iptaline karar verilmiştir.
Hüküm, yasal süresi içerisinde davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Mal varlığı borcuna yetmeyen mirasçılar, alacaklılarına zarar vermek amacıyla mirası reddederse, alacaklıları veya iflas idaresi, kendilerine yeterli bir güvence verilmediği takdirde ret tarihinden başlayarak altı ay içinde reddin iptali hakkında dava açabilirler. (TMK.m. 617/1). Şu halde, kötü niyetle redden söz edilebilmesi için, reddeden mirasçıların mal varlığının borcunu karşılamaya yetmediğinin sabit olması gerekir. (TMK. m. 617) Onun için her şeyden önce davalı durumunda bulunan mirasçıların mal varlığının borcunu karşılamaya yeterli olup olmadığı hususunun etraflı şekilde araştırılıp tespit edilmesi zorunludur. İcra takibinin uzun süre devam etmesi, tek başına acze delalet etmez. Zira aczin ne suretle gerçekleşeceği İcra İflas Kanunu’nda gösterilmiştir. (İc.İf.K. m. 105 ve 143) Davacı tarafından borçlu mirasçılar hakkında “aciz vesikası” alınmamış olduğuna göre, Mahkemece, davalıların şahsi malvarlığının ret tarihindeki değeri tespit edilip, bu mal varlığının borclarını karşılamaya yeterli olup olmadığının usulünce araştırılıp saptanması; yeterli ise talebin reddi, yeterli olmadığının görülmesi halinde ise, davalılar da yeterli güvence göstermediği takdirde reddin iptaline karar verilmesi gerekir. Açıklanan yönde araştırma yapılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. Ayrıca birden çok mirasçının varlığı halinde; reddin iptaline karar verilmesi durumunda, reddi iptal edilen mirasçıların miras payının resmi tasfiyeye tabi olacağı gözetilmeden, tasfiye talebi hakkında hüküm kurulmamış olması doğru olmamıştır. (TMK. 617/2)
Davalıların temyiz itirazları açıklanan tüm bu nedenlerle yerindedir. Kabulü ile Yerel Mahkeme kararının 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalılara iadesine, 17.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.