Danıştay Kararı 4. Daire 2016/18058 E. 2020/5132 K. 07.12.2020 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2016/18058 E.  ,  2020/5132 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2016/18058
Karar No : 2020/5132

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : … Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirket adına, sahte fatura kullandığından bahisle tarh edilen 2010/6, 7, 8 dönemleri tekerrür hükümleri uygulanarak kesilen vergi ziyaı cezalı katma değer vergileri ile kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Vergi Mahkemesince verilen kararda; davacının fatura aldığı … Vergi Dairesi mükellefi … Lojistik Hizmetleri Limited Şirketi hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunda yer verilen tespitler, anılan mükellefin ihtilaflı dönemde davacıya düzenlediği faturaların sahte olduğunu ortaya koyabilecek somut verilere dayanmadığından vergi ziyaı cezalı tarhiyatlarda hukuki isabet bulunmadığı, özel usulsüzlük cezasına gelince; somut bir tespitte bulunulmaksızın, varsayıma dayalı olarak kesilen ve yasal dayanağı olan kanuni hükmün öngörülüş amacına uygun olarak kesilmeyen dava konusu özel usulsüzlük cezasında da hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacının hakkında düzenlenen vergi inceleme raporuyla, bir kısım mükelleflerin, 2010 takvim yılında mükellefe düzenlendiği faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanmayan sahte belgeler olduğunun tespit edilmesi üzerine söz konusu faturalarda gösterilen ve indirim konusu yapılan KDV’lerin reddedildiği, yapılan işlemlerin hukuka uygun olduğunu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
Davalı idare tarafından, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, temyize konu kararın özel usulsüzlük cezasına ilişkin hüküm fıkrasının bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemiştir.
Davalı idarenin, Mahkeme kararının, cezalı tarhiyatlara ilişkin hüküm fıkrasına yönelik temyiz istemine gelince;
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3/B maddesinde, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, 134. maddesinin 1. fıkrasında, vergi incelemesinden maksadın, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak olduğu kurala bağlanmış, 359. maddesinin (b) bendinde ise gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belgeler, sahte belge olarak tanımlanmıştır.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 29. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; mükelleflerin, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça faaliyetlerine ilişkin olarak, kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisinin indirilebileceği hükme bağlanmıştır.
Katma değer vergisi, bünyesinde yer alan indirim müessesesiyle yansıtılabilir bir vergidir. Katma değer vergisi sisteminde mükellef ve sorumlu; üretim ve dağıtım kademeleri içinde, verginin tahsiline, indirimlerin yapılmasına, beyan edilip ödenmesine aracılık eder. Bu bakımdan indirim, mükellefiyete bağlı bir görev olduğu kadar aynı zamanda bir haktır. Katma değer vergisinde genel prensip, vergiye tabi teslimler üzerinden hesaplanan vergiden, alış faturalarında gösterilen verginin indirilmesidir. Katma değer vergisi indirimi hakkından yararlanabilmek için Kanun bazı şartların varlığını öngörmüştür. Bu şartların bir kısmı esasa, bir kısmı ise şekle ilişkindir. Katma değer vergisi, vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesi halinde, zincirleme olarak kendi içinde otokontrol sistemi taşımaktadır.
Kayıt ve belge nizamına uyulması ve faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanması halinde, mal teslimi veya hizmet ifasına bağlı olarak tahsil edilen katma değer vergisinden, mükelleflerin kendilerine yapılan teslim ve ifaya ilişkin olarak ödedikleri katma değer vergisini indirmeleri mümkün olup, aksi durumda, faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanmadığının tespiti halinde, bu faturalarda yer alan katma değer vergisinin indirimi mümkün bulunmamaktadır.
Buna göre, alış belgelerinde yer alan katma değer vergisinin indirim konusu yapılabilmesi için, alış faturası ya da benzeri vesikalarda ayrıca gösterilmesi ve bu vesikaların kanuni defterlere kaydedildiğinin tevsik edilmesinin yanında, söz konusu belgelerin gerçeği yansıtması da gerekmektedir.
Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerine göre, uyuşmazlığın esasını, davacıya anılan faturaları düzenleyen firmanın düzenlediği faturaların, gerçek bir mal ve hizmet satışını içerip içermediği, dolayısıyla sahte olup olmadığı hususlarının tespiti oluşturmakta olup, uyuşmazlığın çözümü için söz konusu belgelerin hukuki mahiyetinin anlaşılabilmesi bakımından, bu belgeleri tanzim eden mükellef hakkında yapılan incelemeler sonucunda tespit edilen hususların irdelenmesi gerekmektedir.

Davacının fatura aldığı … Vergi Dairesi Mükellefi … Lojistik Hizmetleri Limited Şirketi hakkında düzenlenen … tarih, … sayılı vergi tekniği raporunda; mükellefin “şehirler arası kara yolu ile yük taşımacılığı” faaliyetinde bulunmak üzere tesis edilen mükellefiyetinin ilgili vergi dairesi müdürlüğü tarafından 31/12/2010 tarihinde re’sen terkin edildiği, mükellefe ve yetkilisine ulaşılamadığından incelemenin tarh dosyası üzerinden yapıldığı, mükellefin Tasfiye Halinde … Matbaacılık Ambalaj Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ‘ne 50 cilt irsaliyeli fatura, 10 cilt fatura ve 10 cilt sevk irsaliyesi bastırdığı, mükellefin Bs Formunda mal ve hizmet satış tutarı olarak; 2009 yılında; 1.614.269,00-TL, 2010 yılında; 4.538.011,00-TL beyan ettiği halde yapılan karşıt incelemede diğer mükelleflerin Ba Formlarında mükelleften aldıkları mal ve hizmet tutarı olarak; 2009 yılında; 3.221.129,00-TL, 2010 yılında ise; 8.051.577,00-TL beyanda bulundukları, mükellefin 2009 ve 2010 yıllarına ilişkin Ba Formu vermediği, mükellefin 2014/Mayıs itibariyle 67.480,28-TL ödenmemiş vergi borcu olduğu tespitlerine yer verilmiştir.
Yukarıda belirtilen tespitlerin bir bütün halinde değerlendirilmesinden, anılan mükellef tarafından davacıya düzenlenen söz konusu faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanmadığı sonucuna ulaşıldığından, aksi yöndeki temyize konu Vergi Mahkemesi kararının cezalı tarhiyatlara ilişkin hüküm fıkrasında hukuka uyarlık görülmemiştir.
Öte yandan 2010/6,7,8 dönemlerine ilişkin vergi ziyaı cezasına uygulanan tekerrür hükümleri bakımından da mahkemece ayrıca değerlendirme yapılacağı tabiidir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kısmen kabul, kısmen reddine,
2. Temyize konu … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, özel usulsüzlük cezasına ilişkin kısmının ONANMASINA,
3. Mahkeme kararının cezalı tarhiyatlara ilişkin kısmının BOZULMASINA,
4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen onbeş (15) gün içinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 07/12/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.