YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/15644
KARAR NO : 2014/1622
KARAR TARİHİ : 10.02.2014
Tebliğname No : 9 – 2012/291828
Mahkemesi : Sincan 1. Asliye Ceza Mahkemesi
Tarihi : 06.09.2012
Numarası : 2012/152 – 2012/616
Suç : Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma
Suç tarihi : 06.02.2012
Hüküm : TCK’nın 268/1. maddesi delaletiyle 267/1, 53/1, 58/5-6. maddeleri uyarınca mahkumiyet
Temyiz edenler : 1- Sanık, 2- Cumhuriyet savcısı
Tebliğnamedeki düşünce : Onama
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1- TCK’nın 268. maddesinde tanımlanan başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşması için, failin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacının bulunması gerektiği, somut olayda; hakkındaki yakalama emrinin infazı için aranan sanığın kimlik kontrolü sırasında diğer mağdur sanık A.. K..’a ait nüfus cüzdanını ibraz etmesi şeklinde gerçekleşen eyleminin; TCK’nın 206. maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçunu oluşturacağı, hukuki durumunun buna göre takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Kabule göre de;Sanığın tekerrüre esas alınan Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/393 esas, 2005/249 sayılı kararı ile verilen hapis cezasının “3 yıl 4 ay yerine” “4 yıl” olarak yazılması,
Kanuna aykırı, Cumhuriyet savcısı ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 10.02.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY:
Suç tarihinde görevli polis memurları tarafından kimliği sorulan sanık F.. U..’nun hakkında Sincan Cumhuriyet Başsavcılığının 2012/1860 soruşturma sayılı dosyasında Ankara 4. Sulh Ceza Mahkemesinin 2010/1773 numaralı yakalama kararı bulunması nedeniyle yanında bulunan ve suçluyu kayırma suçundan hükmün açıklanmasına yer olmadığına karar verilen temyiz incelemesi dışı diğer sanık A.. K..’ın kimliğini kendi kimliğiymiş gibi polislere ibraz ettiği, A.. K..’a kendi kimliğini verdiği, A.. K..’ın da sanık F.. U..’nun kimliğini polislere ibraz ettiği, GBT sorgulamasında F.. U..’nun yakalamasının olduğunun anlaşılması üzerine Ferhat’ın kimliğini kullanan A.. K..’ın F.. U.. zannedilerek gözaltına alındığı, F.. U..nun ise serbest bırakıldığı, araçla karakola götürülmekte olan A.. K..’ın yolda kendisinin aranan F.. U.. olmadığını F.. U..’nun serbest bırakıldığını açıklaması üzerine gerçeğin ortaya çıktığı olayda;Sanığın daha önce işlediği bir suç nedeniyle aranmakta iken kamu görevlilerine kendi kimliği yerine aranmayan A.. K..’ın kimliğini ibraz etmek ve bu suretle hakkında mevcut soruşturmanın devamını engellemek amacıyla başkasına ait kimlik kullanmak suçunu işlediği, hem soruşturmadan kurtulmak hem de kovuşturmadan kurtulmak amacıyla bu suçun işlenebileceği, kovuşturma sırasında yakalama kararıyla aranmakta olan sanıkların kamu görevlilerine başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini ibraz etmeleri halinde TCK’nın 268. maddesinde yer alan suçun oluşacağı, TCK’nın 206. maddesindeki suçun oluşması için ise yalan beyana dayalı olarak kamu görevlilerince sahte olarak bir belge düzenlemesinin gerektiği, somut olayda bu anlamda düzenlenen bir belgenin olmadığı, çünkü A.. K..’ın aranmadığının anlaşılması üzerine ona ait kimliğin bu kimliği ibraz eden Sanık F.. U..’na geri verilmesi nedeniyle sanığın hemen araç ile olay yerinden ayrıldığı, ayrıca TCK’nın 268. maddesinin 206. maddeye nazaran özel hüküm niteliğinde olması nedeniyle sanığın 268. maddeden cezalandırılması gerektiği, sonuç itibariyle yerel mahkemenin suçu vasıflandırmasının doğru olduğu, tekerrüre esas alınan mahkumiyet kararındaki ceza süresinin yanlış yazılması nedeniyle hükmün düzeltilerek onanması gerektiği düşüncesinde olduğumdan, sayın çoğunluğun sanığın eyleminin resmi belge düzenlenmesinde yalan beyan suçunu oluşturduğundan suç vasfından hükmün bozulmasına ilişkin görüşlerine katılmıyorum.10.02.2014