DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2019/824 E. , 2020/2813 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2019/824
Karar No : 2020/2813
TEMYİZ EDENLER :1- (DAVACI): …Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
2- (DAVALI): … Birliği
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Sekizinci Dairesinin 09/10/2018 tarih ve E:2017/1257, K:2018/5478 sayılı kararının aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması taraflarca istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 02/01/2017 tarih ve 29936 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 2017 Yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin “Genel Hükümler” Bölümünde yer alan 11. maddesinin 7. fıkrasının, 13. maddesinin 1. fıkrasının, 14. maddesinin 3. ve 4. fıkralarının, 15. maddesinin 1. fıkrasının, 17. maddesinin 2. ve 3. fıkralarının, 22. maddesinin 1. fıkrasının ve “Avukatlık Ücret Tarifesi” Bölümünün Birinci Kısım, İkinci Bölümde yer alan 2. maddesinin (b) bendi ile 6. maddesinin, İkinci Kısım, İkinci Bölümde yer alan 7. maddesinin, 8. maddesinin, 17. maddesinin (a) ve (b) bentlerinin, 19. maddesinin (a) ve (b) bentlerinin, 21. maddesinin (a) ve (b) bentlerinin, 24. maddesinin (b) bendinin, Üçüncü Kısımda yer alan 8. maddesinin ve maktu ücretlerdeki artış oranının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 09/10/2018 tarih ve E:2017/1257, K:2018/5478 sayılı kararıyla;
Tarife’nin “Genel Hükümler” Bölümünde yer alan 11. maddesinin 6. fıkrası yönünden;
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin dava konusu edilen 11. maddesinin 6. fıkrasında, “Çocukla şahsi münasebetlerin düzenlenmesine dair ilamın icra müdürlüğü aracılığıyla yerine getirilmesi halinde alacaklı lehine Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünün birinci sırasındaki maktu avukatlık ücretine hükmolunur. Borçlunun şahsi münasebetin icra müdürlüğü aracılığıyla tesisine bir yıl içinde birden fazla sebebiyet vermesi halinde, ikinci ve takip eden diğer şahsi münasebet tesisinde Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünün birinci sırasındaki maktu ücretin yarısına hükmolunur.” hükmünün yer aldığı;
Davacı tarafından, çocukla şahsi münasebetlere ilişkin ilam borçlusunun rızaen bu yükümlülüğünü yerine getirdiği durumlarda da borçlunun vekalet ücreti ile sorumlu tutulmasına sebebiyet verildiği iddia edilerek bu düzenlemenin iptaline karar verilmesi istenilmiş ise de; çocuk tesliminde icra takibinin sadece tarafların rıza göstermemesi durumunda yapıldığı, tarafların rızaen bu yükümlülüğünü yerine getirdiği durumlarda icra takibi yapılmayacağı ve avukatlık ücreti borcu doğmayacağı dikkate alındığında, davalı Türkiye Barolar Birliği tarafından, takdir yetkisi çerçevesinde, avukatın emeği gözetilmek suretiyle ve maktu olarak belirlenen ücrette orantısızlık ve hukuka aykırılık görülmediği;
Tarife’nin “Genel Hükümler” Bölümünde yer alan 13. maddesinin 1. fıkrası yönünden;
Dava konusu Tarife maddesinde, Tarife’nin İkinci Kısmının İkinci Bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise; avukatlık ücretinin, Tarife’nin Üçüncü Kısmına göre hesaplanacağı, hesaplanan ücretin davanın görüldüğü mahkeme için öngörülen maktu ücretin altında kalması halinde ise, maktu ücrete hükmedileceği düzenlemesinin yer aldığı;
Mevcut durumun, maddi tazminat talebiyle açılan davalarda, kabul edilen tazminat miktarının önemli kısmının vekalet ücreti olarak davalı idareye ödenmesi sonucunu doğurarak, açılan tazminat davasını davacı açısından anlamsız hale getirdiği, bazı olaylarda ise, davacının dava açılmadan önceki durumundan daha kötü bir duruma getirdiği;
Söz konusu Tarife’nin, manevi tazminat davalarında avukatlık ücretini düzenleyen 10. maddesinde ise, davanın kısmen reddi durumunda karşı taraf vekili yararına Tarife’nin Üçüncü Kısmına göre hükmedilecek ücretin, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemeyeceği bu davaların tamamının reddi durumunda ise, avukatlık ücretinin, Tarife’nin İkinci Kısmının İkinci Bölümüne göre maktu hükmedileceğinin öngörüldüğü;
Bu durumda, tümden ret ya da kısmen kabul, kısmen ret ile sonuçlanan maddi tazminat davalarında, taraflar lehine hükmedilecek vekalet ücretinin, kişilerin hak arama özgürlüğü kapsamındaki, mahkemeye erişim hakkını ihlal etmeden ne şekilde hesaplanacağı konusundaki eksik düzenleme nedeniyle, başka bir ifadeyle, dava konusu Tarife’nin 10. maddesinin 2. ve 3. fıkralarına paralel bir düzenlemeye yer verilmemiş olması nedeniyle, dava konusu Tarife’nin “Genel Hükümler” Bölümünde yer alan 13. maddesinin 1. fıkrasında hukuka uyarlık görülmediği;
Tarife’nin “Genel Hükümler” Bölümünde yer alan 14. maddesinin 3. fıkrası yönünden;
Tarife’nin dava konusu edilen 14. maddesinin 3. fıkrasında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 141 ve devamı maddelerine göre tazminat istemiyle Ağır Ceza Mahkemelerine yapılan başvurular için avukatlık ücretinin Tarife’nin Üçüncü Kısmına göre nispi olarak belirleneceği, belirlenecek olan nispi ücretin, Ağır Ceza Mahkemelerinde takip edilen davalar için belirtilen maktu ücretin altında kalamayacağı kuralının getirildiği;
Davacı tarafından ise; Asliye Mahkemeleri yerine Ağır Ceza Mahkemeleri için öngörülen maktu ücretin esas alınmasının hakkaniyete aykırı olduğunun iddia edildiği;
Bu durumda, dava konusu düzenlemede davanın görüldüğü mahkemeye göre değerlendirilme yapılarak o mahkemenin maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi amaçlanmış olup, birbirinden farklı Mahkemelerde görülen davalar için, avukat tarafından harcanan emek ve mesainin de farklılık göstereceği açık olduğundan, düzenlemede hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı;
Tarife’nin “Genel Hükümler” Bölümünde yer alan 14. maddesinin 4. fıkrası yönünden;
Dava konusu Tarife maddesi ile açılan bir ceza davasında, beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına Hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedileceği kuralının getirildiği;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Yargılama giderleri” başlıklı 324. maddesi, “Beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi hâlinde gider” başlıklı 327. maddesinden bahsedilerek; ceza davalarında Tarife’ye göre hükmedilmesi gereken avukatlık ücretinin yargılama giderlerinden olduğu, hakkında beraat kararı verilenlerin kendi kusurundan kaynaklı giderleri ödemek zorunda olduğu, bunun yanında önceden ödemek zorunda kaldığı giderlerin de Devlet Hazinesince üstlenileceğinin anlaşıldığı;
Bu durumda, beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına Hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilmesine ilişkin dava konusu düzenlemede üst hukuk normlarına aykırılık bulunmadığı;
Tarife’nin “Genel Hükümler” Bölümünde yer alan 15. maddesinin 1. fıkrası yönünden;
Dava konusu düzenlemede; Danıştayda ilk derecede veya duruşmalı olarak temyiz yoluyla görülen dava ve işlerde, idari ve vergi dava daireleri genel kurulları ile dava dairelerinde, bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinde görülen bir davanın feragat ya da kabul nedenleriyle ortadan kalkması veya bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi durumunda hükmedilecek avukatlık ücretinin nasıl belirleneceği hususunun kurala bağlandığı; buna göre, birinci savunma dilekçesi süresinin bitimine kadar anlaşmazlığın feragat ya da kabul nedenleriyle ortadan kalkması veya bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi durumunda Tarife’de yazılı ücretin yarısına, diğer durumlarda tamamına hükmedileceği;
Dava konusu fıkrada, avukat tarafından harcanan emek ve mesai dikkate alınarak, birinci savunma dilekçesi süresinin bitimine kadar anlaşmazlığın feragat ya da kabul nedenleriyle ortadan kalkması veya bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi durumunda Tarife’de yazılı ücretin yarısına, diğer durumlarda tamamına hükmedileceği düzenlemesine yer verildiğinden, söz konusu düzenlemede hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı,
Öte yandan, yasal düzenlemeler ile Tarife’nin 15. maddesi birlikte dikkate alındığında, vekalet ücretinin yargılama giderleri arasında yer aldığı ve avukatlık ücretine hak kazanabilmek için avukatın hukuki yardımda bulunmuş olması gerektiğinin de kuşkusuz olduğu;
Tarife’nin “Genel Hükümler” Bölümünde yer alan 17. maddesinin 2. fıkrası yönünden;
Tarife’nin dava konusu edilen 17. maddesinin 2. fıkrasında, “Sigorta Tahkim Komisyonları, Komisyona başvuranların taleplerinin kısmen veya tamamen kabulü halinde Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen ücretin altında kalmamak üzere, Tarifenin üçüncü kısmına göre avukatlık ücretine hükmeder. Ancak hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez. Sigorta Tahkim Komisyonları, Komisyona başvuranların taleplerinin kısmen veya tamamen reddi halinde, reddedilen kısım yönünden karşı taraf lehine Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen ücretin altında kalmamak üzere ve 3/6/2007 tarihli ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanunundaki beşte birlik orana uyulmak kaydıyla, Tarifenin üçüncü kısmına göre avukatlık ücretine hükmeder. Asliye mahkemeleri için öngörülen maktu ücretin esas alınması gereken durumlarda da beşte birlik indirim yapılır. Ancak hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez.” hükmünün yer aldığı;
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30. maddesinin 17. fıkrasında talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine hükmolunacak vekalet ücretinin, Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesi’nde belirlenen vekalet ücretinin beşte biri olacağı hükmüne yer verildiği;
Dava konusu düzenlemeye bakıldığında ise, 5684 sayılı Kanun’un 30. maddesinin 17. fıkrasındaki amir hükümden farklı bir düzenleme getirilerek, hükmolunacak avukatlık ücretinin “asliye mahkemeleri için öngörülen ücretin altında kalamayacağı” belirtilmiş olup, anılan düzenlemenin, hükmedilecek olan avukatlık ücretinin asliye mahkemeleri için öngörülen ücret üzerinden hesaplanması sonucunu doğuracağının açık olduğu;
Bu durumda, 5684 sayılı Kanun’un amacına aykırı bir düzenleme getiren, dava konusu Tarife’nin “Genel Hükümler” Bölümünde yer alan 17. maddesinin 2. fıkrasında hukuka uyarlık görülmediği;
Tarife’nin “Genel Hükümler” Bölümünde yer alan 17. maddesinin 3. fıkrası yönünden;
Dava konusu hükümde, Spor Genel Müdürlüğü Tahkim Kurulunda görülen işler ile ilgili olarak Tarife’nin İkinci Kısmının İkinci Bölümünde Danıştay ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde ilk derecede görülen davalar için öngörülen vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin düzenlendiği;
Spor Genel Müdürlüğü Tahkim Kurulunun görev ve yetkileri ile çözümleyeceği uyuşmazlıkların niteliği ile bu Kurula yapılan başvuruların bir dava niteliğinde olmadığı göz önüne alındığında, bu Kuruldaki işler bakımından avukatın harcadığı çaba, gayret ve emeğin, Danıştay ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde ilk derecede görülen davalarda harcayacağı çaba, gayret ve emek ile eşdeğer kabul edilerek yapılan düzenlemede hukuka uyarlık görülmediği;
Tarife’nin “Genel Hükümler” Bölümünde yer alan 22. maddesinin 1. fıkrası yönünden;
Tarife’nin dava konusu edilen 22. maddesinin 1. fıkrasında, “İhtiyari dava arkadaşlığının bir türü olan seri davalar ister ayrı dava konusu yapılsın ister bir davada birleştirilsin toplamda yirmi dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam avukatlık ücretine, toplamda altmışbeş dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %70’i oranında avukatlık ücretine, toplamda yüzdoksan dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %60’ı oranında avukatlık ücretine, toplamda yüzdoksandan fazla açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %40’ı oranında avukatlık ücretine hükmedilir. Duruşmalı işlerde bu şekilde avukatlık ücretine hükmedilmesi için dosyaya ilişkin tüm duruşmaların aynı gün aynı mahkemede yapılması gerekir.” düzenlemesine yer verildiği;
Davalı idare tarafından uyuşmazlık konusu Tarife maddesinin, tarafların adalet, hakkaniyet ilke ve ölçüleri içerisinde yer almayacak şekilde avukatlık ücreti ile sorumluluklarının benimsenmesi, seri davalarda harcanan emek ve çabanın oldukça üstünde avukatlık ücretine hükmedilerek taraflara ölçüsüz bir yükümlülük getirilmemesine, bu nedenle adil ve kademeli bir düzenleme yapılması gerektiğine ilişkin Dairelerinin 20/04/2016 tarih ve E:2015/15049 sayılı kararına istinaden yürürlüğe konulmuş ise de, yapılan kademelendirmenin beklenen bu ölçüsüzlüğü ortadan kaldırmayacağı; daha açık bir ifade ile yirmi olarak belirlenen ilk kademeye kadar pratikte seri olarak özellikle idari yargıda çok az dava bulunduğu göz önüne alındığında, getirilen bu düzenlemenin esasen uygulanabilirliğinin pek az olacağı; diğer taraftan, toplamda altmış beş dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %70’i oranında avukatlık ücretine hükmedileceği yolundaki düzenleme ile seri davalarda harcanan emek ve çabanın oldukça üstünde avukatlık ücretine hükmedilerek taraflara ölçüsüz bir yükümlülük getirilmesine yol açılacağı; dolayısıyla bu değişiklikle, avukatın hukuki yardımı ile aldığı avukatlık ücreti arasındaki nispetsizliğin giderilemeyeceği;
Bu nedenle kademelendirmenin gerek dosya sayısı açısından gerekse hükmedilecek ücretin oranı açısından başta usul ekonomisi olmak üzere, pratikteki uygulamalara ilişkin istatistiksel verilerin de hesaba katılmasıyla, belirtilen ilkeler ve gerçekte avukatın hukuki yardımının karşılığı oranı göz önüne alınarak makul bir şekilde yapılması gerekirken, seri davalarda ilk olarak 20’den başlar şekilde ve tam ücretin %70’i oranında avukatlık ücretine hükmedileceği şeklindeki düzenlemede hukuka uyarlık bulunmadığı;
Tarife’nin “Avukatlık Ücret Tarifesi” Bölümünün Birinci Kısım, İkinci Bölümünde yer alan 2. maddesinin (b) bendi yönünden;
Tarife’nin dava konusu edilen “Avukatlık Ücret Tarifesi” Bölümünün Birinci Kısım, İkinci Bölümünde yer alan 2. maddesinin (b) bendinde, “İpotek tesisi ve fekki gibi işlemler dahil olmak üzere bir hakkın doğumu ve sona erdirilmesi olarak nitelenen işlemler neden ile sürekli sözleşme ile çalışan bankalar, finans kuruluşları ve benzerlerine verilen her bir hukuki yardım için 160,00 TL” hükmünün yer aldığı;
Davalı Türkiye Barolar Birliği tarafından, takdir yetkisi çerçevesinde, avukatın emeği gözetilmek suretiyle ve maktu olarak belirlenen ücrette orantısızlık ve hukuka aykırılık görülmediği;
Tarife’nin “Avukatlık Ücret Tarifesi” Bölümünün Birinci Kısım, İkinci Bölümünde yer alan 6. maddesi yönünden;
Tarife’nin dava konusu edilen “Avukatlık Ücret Tarifesi” Bölümünün Birinci Kısım, İkinci Bölümünde yer alan 6. maddesinde, “İl ve ilçe tüketici hakem heyetleri, sebze ve meyve hal hakem heyetleri ve benzeri heyetler ya da kurullar nezdinde sunulacak hizmetlerde, hizmete konu işin değerinin %12’sinden aşağı olmamak üzere. Ancak hizmete konu işin değeri maktu ücretin altında ise hizmete konu işin değeri kadar 360,00 TL” hükmünün yer aldığı;
a) Düzenlemenin il ve ilçe tüketici hakem heyetleri yönünden incelenmesi;
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 70. maddesinin 1. fıkrasında, tüketici hakem heyetlerince avukatlık ücreti ödenmesine karar verilemeyeceğinin açıkça düzenlenmiş olması nedeniyle, il ve ilçe tüketici hakem heyetlerinde avukatlık ücretine karar verileceği yolundaki dava konusu Tarife maddesinde hukuka uyarlık görülmediği;
b) Düzenlemenin sebze ve meyve hal hakem heyetleri yönünden incelenmesi;
5957 sayılı Sebze ve Meyveler ile Yeterli Arz ve Talep Derinliği Bulunan Diğer Malların Ticaretinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 10. maddesinden bahsedilerek,
Hal hakem heyetlerinin, yargı işlevi yerine getiren bir kurul olarak düzenlenmedikleri, her ne kadar belli değerin altındaki uyuşmazlıklar için hal hakem heyetlerine başvurunun zorunlu olduğu ve heyetlerin vereceği kararların bağlayıcı nitelik taşıdığı belirtilmiş ise de, bu kararlara karşı onbeş günlük süre içinde asliye ticaret mahkemelerine de itiraz edilebileceği; hal hakem heyetleri yargı yetkisine sahip olmamakla birlikte yasakoyucunun, bu heyetlerin vermiş olduğu kararların yerine getirilmesi için etkili bir takip yolu olan ilamlı icra yolunu kabul ettiğinin görüldüğü;
Bu açıklamalar ışığında dava konusu uyuşmazlık değerlendirildiğinde; dava konusu Tarife hükmü ile sebze ve meyve hal hakem heyetleri nezdinde sunulacak hizmetlerde, avukatlık ücretine hükmedileceğinin hüküm altına alındığı görülmekte ise de, vekil ile takip edilen davalarda mahkemelerce avukatlık ücretine hükmedileceği, sebze ve meyve hal hakem heyetlerinin yargısal bir mercii olmadığı, bu nedenle çözüme kavuşturdukları uyuşmazlıklarda vekalet ücretine hükmedemeyecekleri, bu konuda üst hukuk normlarında da herhangi bir hüküm bulunmadığı;
c) Düzenlemenin “ve benzeri heyetler ya da kurullar” ibaresi yönünden incelenmesi;
Dava konusu Tarife maddesinde yer alan, “ve benzeri heyetler ya da kurullar” ibaresi nedeniyle, söz konusu maddenin hangi heyet ya da kurulları kapsadığı konusunda tereddütler yaşanabileceği;
Bu durumda, uygulamada tereddüte mahal verilmesi nedeniyle, “ve benzeri heyetler ya da kurullar” ibaresinde hukuka uyarlık görülmediği;
Tarife’nin “Avukatlık Ücret Tarifesi” Bölümünün İkinci Kısım, İkinci Bölümünde yer alan 7. ve 8. maddeleri yönünden;
Tarife’nin dava konusu edilen “Avukatlık Ücret Tarifesi” Bölümünün İkinci Kısım, İkinci Bölümünde yer alan 7. maddesinde, “Sulh Hukuk Mahkemelerinde takip edilen davalar için 990,00 TL” hükmü, 8. maddesinde ise, “Sulh Ceza Hakimlikleri ve İnfaz Hakimliklerinde takip edilen davalar için 770,00 TL” hükmünün yer aldığı;
2016 Yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nde Sulh Hukuk Mahkemeleri, Sulh Ceza Hakimlikleri ve İnfaz Hakimliklerinde takip edilen davalar için 900,00 TL maktu ücret öngören düzenlemenin iptali ve yürütülmesinin durdurulması istemiyle açılan davada, Dairelerinin 20/04/2016 tarih ve E:2015/15049 sayılı kararıyla, düzenlemenin yürütülmesinin durdurulduğu ve söz konusu yargı kararının uygulanması amacıyla 30/11/2016 tarih ve 29904 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Tarife değişikliği yapılarak, Sulh Hukuk Mahkemeleri, Sulh Ceza Hakimlikleri ve İnfaz Hakimliklerinde takip edilen davalar için 700,00 TL maktu ücretin öngörüldüğü; daha sonra 02/01/2017 tarih ve 29936 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan dava konusu 2017 yılı Tarifesi’nin 7. maddesinde, Sulh Hukuk Mahkemelerinde takip edilen davalar için 990,00 TL maktu ücret, 8. maddesinde de, Sulh Ceza Hakimlikleri ve İnfaz Hakimliklerinde takip edilen davalar için 770,00 TL maktu ücret öngörüldüğü; Dairelerinin 20/04/2016 tarih ve E:2015/15049 sayılı kararına yapılan itiraz üzerine, İdari Dava Daireleri Kurulunun 10/11/2016 tarih ve YD İtiraz No:2016/1018 sayılı kararıyla, davalı Türkiye Barolar Birliği tarafından, takdir yetkisi çerçevesinde, avukatın emeği gözetilmek suretiyle ve maktu olarak belirlenen ücrette orantısızlık ve hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle Daireleri kararının kaldırılmasına ve bu kısım yönünden yürütmenin durdurulması isteminin reddine, daha sonra Dairelerinin 02/10/2018 tarih ve E:2015/15049, K:2018/5104 sayılı kararıyla da bu kısım yönünden davanın reddine karar verildiği;
Bu durumda, belirtilen yargı kararları dikkate alındığında, hukuka uygun bulunan söz konusu ücrete göre makul düzeyde artış yapılarak belirlenen dava konusu 7. madde ile söz konusu ücrette indirime gidilmek suretiyle belirlenen 8. maddede hukuka aykırılık görülmediği;
Tarife’nin “Avukatlık Ücret Tarifesi” Bölümünün İkinci Kısım, İkinci Bölümünde yer alan 17. maddesinin (a) ve (b) bentleri yönünden;
Tarife’nin dava konusu edilen “Avukatlık Ücret Tarifesi” Bölümünün İkinci Kısım, İkinci Bölümünde yer alan 17. maddesinde, “İdare ve Vergi Mahkemelerinde takip edilen davalar için
a) Duruşmasız ise 990,00 TL
b) Duruşmalı ise 1.510,00 TL” hükmünün yer aldığı;
2016 Yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin “Avukatlık Ücret Tarifesi” Bölümünün İkinci Kısım İkinci Bölümünde yer alan 16. maddesinde, İdare ve Vergi Mahkemelerinde takip edilen davalar için duruşmasız ise 1.000,00 TL, duruşmalı ise 1.500,00 TL maktu ücret öngörüldüğü, söz konusu düzenlemenin iptali ve yürütülmesinin durdurulması istemiyle açılan davada, Dairelerinin 20/04/2016 tarih ve E:2015/15049 sayılı kararıyla, ekonomik verilerin çok üzerinde yapılan yaklaşık %33’lük artışın haklı bir nedeni bulunmadığı gerekçesiyle düzenlemenin yürütülmesi durdurulmuş ise de; Daireleri kararına yapılan itiraz üzerine, İdari Dava Daireleri Kurulunun 10/11/2016 tarih ve YD İtiraz No:2016/1018 sayılı kararıyla, avukatlık ücretinin saptanmasında duruşma yapılması kıstas alınarak, uyuşmazlığın duruşma yapılarak çözümlendiği davalar için, duruşma yapılmaksızın uyuşmazlığın çözümlendiği davalara nazaran daha fazla avukatlık ücreti öngörülmesi suretiyle düzenleme yapılmasında hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle Dairelerinin 20/04/2016 tarih ve E:2015/15049 sayılı kararının kaldırılmasına ve bu kısım yönünden yürütmenin durdurulması isteminin reddine, daha sonra Dairelerinin 02/10/2018 tarih ve E:2015/15049, K:2018/5104 sayılı kararıyla da bu kısım yönünden davanın reddine karar verildiği;
Bu durumda, 2016 Yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nde, İdare ve Vergi Mahkemelerinde takip edilen davalar için duruşmasız ise 1.000,00 TL, duruşmalı ise 1.500,00 TL olarak belirlenen maktu ücretin, Daireleri kararıyla hukuka uygun bulunması karşısında, dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık görülmediği;
Tarife’nin “Avukatlık Ücret Tarifesi” Bölümünün İkinci Kısım, İkinci Bölümünde yer alan 21. maddesinin (a) ve (b) bentleri yönünden;
Tarife’nin dava konusu edilen “Avukatlık Ücret Tarifesi” Bölümünün İkinci Kısım, İkinci Bölümünde yer alan 21. maddesinde, “Danıştay ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde ilk derecede görülen davalar için
a) Duruşmasız ise 1.800,00 TL
b) Duruşmalı ise 3.000,00 TL” hükmünün yer aldığı;
2016 Yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin “Avukatlık Ücret Tarifesi” Bölümünün İkinci Kısım İkinci Bölümünde yer alan 21. maddesinde, Danıştay ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde ilk derecede görülen davalar için duruşmasız ise 1.800,00 TL, duruşmalı ise 3.000,00 TL maktu ücret öngörüldüğü, söz konusu düzenlemenin iptali ve yürütülmesinin durdurulması istemiyle açılan davada, Dairelerinin 20/04/2016 tarih ve E:2015/15049 sayılı kararıyla, ekonomik verilerin çok üzerinde yapılan artışların haklı bir nedeni bulunmadığı gerekçesiyle bu düzenlemenin yürütülmesi durdurulmuş ise de; Dairelerinin kararına yapılan itiraz üzerine, İdari Dava Daireleri Kurulunun 10/11/2016 tarih ve YD İtiraz No:2016/1018 sayılı kararıyla, avukatlık ücretinin saptanmasında duruşma yapılması kıstas alınarak, uyuşmazlığın duruşma yapılarak çözümlendiği davalar için, duruşma yapılmaksızın uyuşmazlığın çözümlendiği davalara nazaran daha fazla avukatlık ücreti öngörülmesi suretiyle düzenleme yapılmasında hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle Dairelerinin 20/04/2016 tarih ve E:2015/15049 sayılı kararının kaldırılmasına ve bu kısım yönünden yürütmenin durdurulması isteminin reddine, daha sonra Dairelerinin 02/10/2018 tarih ve E:2015/15049, K:2018/5104 sayılı kararıyla da bu kısım yönünden davanın reddine karar verildiği;
Bu durumda, 2016 Yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nde, Danıştay ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde ilk derecede görülen davalar için duruşmasız ise 1.800,00 TL, duruşmalı ise 3.000,00 TL olarak belirlenen maktu ücretin, Dairelerinin 02/10/2018 tarih ve E:2015/15049, K:2018/5104 sayılı kararıyla hukuka uygun bulunması karşısında, dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık görülmediği;
Tarife’nin “Avukatlık Ücret Tarifesi” Bölümünün İkinci Kısım, İkinci Bölümünde yer alan 19. maddesinin (a) ve (b) bentleri ile 24. maddesinin (b) bendi yönünden;
Tariffe’nin dava konusu edilen “Avukatlık Ücret Tarifesi” Bölümünün İkinci Kısım, İkinci Bölümünde yer alan 19. maddesinde, “Sayıştay’da görülen hesap yargılamaları için
a) Duruşmasız ise 1.800,00 TL
b) Duruşmalı ise 3.000,00 TL” hükmü,
21. maddesinde, “Danıştay ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde ilk derecede görülen davalar için
a) Duruşmasız ise 1.800,00 TL
b) Duruşmalı ise 3.000,00 TL” hükmü,
24. maddesinin (b) bendinde ise, “Bireysel başvuru
Duruşmalı işlerde 3.000,00 TL
Duruşmasız işlerde 1.800,00 TL” hükmü yer almaktadır.
2016 Yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin “Avukatlık Ücret Tarifesi” Bölümünün İkinci Kısım İkinci Bölümünde yer alan 19. maddesinde, Sayıştayda görülen hesap yargılamaları için 3.500,00 TL maktu ücret, 24. maddesinin (b) bendinde, Anayasa Mahkemesinde görülen bireysel başvurularda duruşmalı ise 3.600,00 TL, duruşmasız ise 1.800,00 TL maktu avukatlık ücret öngörüldüğü, söz konusu düzenlemenin iptali istemiyle açılan davada, Dairelerinin 02/10/2018 tarih ve E:2015/15049, K:2018/5104 sayılı kararıyla, yüksek mahkemelere ilişkin ayrı ayrı avukatlık ücreti belirlenmiş ise de esasen nitelikleri itibarıyla vekalet ücretini farklı kılacak bir neden bulunmadığı, dolayısıyla vekalet ücreti belirlenirken bir önceki yıla ilişkin enflasyon oranı da dikkate alınarak bu merciler arasında bir denge kurulmasının zorunlu olduğu gerekçesiyle bu kısım yönünden dava konusu işlemin iptaline karar verildiği;
Bu durumda, Dairelerinin 02/10/2018 tarih ve E:2015/15049, K:2018/5104 sayılı kararı doğrultusunda yüksek mahkemeler yönünden eşit avukatlık ücreti öngörülmesine ilişkin dava konusu düzenlemelerde hukuka aykırılık görülmediği;
Tarife’nin “Avukatlık Ücret Tarifesi” Bölümünün Üçüncü Kısmında yer alan 8. maddesinin yönünden;
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin dava konusu edilen “Avukatlık Ücret Tarifesi” Bölümünün Üçüncü Kısmında yer alan 8. maddesinde, “3.000.000,00 TL’dan yukarısı için %1,00” hükmünün yer aldığı;
Dava konusu Tarife’nin Üçüncü Kısmında yargı yerleri ile icra ve iflas dairelerinde yapılan ve konusu para olan veya para ile değerlendirilebilen hukuki yardımlara ödenecek avukatlık ücretinin düzenlendiği; söz konusu düzenlemede; hukuki yardımın kapsadığı parasal değerlerin tutarları kademelendirilerek, ilk 35.000,00 TL için %12, sonra gelen 45.000,00 TL için %11, sonra gelen 80.000,00 TL için %8, sonra gelen 240.000,00 TL için %6, sonra gelen 600.000,00 TL için %4, sonra gelen 750.000,00 TL için %3, sonra gelen 1.250.000,00 TL için %1,50, 3.000.000,00 TL’den yukarısı için %1,00 şeklindeki usul izlenerek avukatlık ücretinin hesaplanacağının öngörüldüğü;
Davacı tarafından; 2013 yılı Tarifesi’nin 8. maddesinin, 3.000.000,00 TL’den yukarısı için %0,1 şeklinde düzenlenmiş olmasına karşın, 2014 yılı Tarifesi’nde bu oranın %1,00 olarak belirlendiği ve dava konusu Tarife’de de bu oranın aynen muhafaza edildiği, %900 oranında yapılan söz konusu artışın, yıllık enflasyon oranı, kalkınma hızı ve refah payı göz önüne alındığında çok yüksek olduğu ileri sürülmekte ise de, bu sıradaki oranın binde bir olarak kabul edilmesi halinde iptali istenilen 8. sırada belirtilen hukuki yardımın kapsadığı meblağ yüksek olmasına karşın ödenecek ücret tutarın, bir önceki 7. sırada belirtilen daha düşük meblağ için öngörülen orana göre hesaplanacak ücret tutarından daha düşük olmasına neden olacağından, yapılan düzenlemede hukuka ve hakkaniyete aykırılık görülmediği;
Tarife’deki maktu ücretlerdeki artış oranı yönünden;
Dava konusu Tarife’de, bir önceki yıl Tarifesi olan 2016 yılına ilişkin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi göz önünde bulundurulduğunda; maktu ücretlerde yapılan artış oranının ortalama olarak %10 olduğunun görüldüğü;
2016 yılı Tarifesi’ne geçişte maktu ücretlerde yapılan artışların iptali istemiyle açılan davada, Dairelerinin 02/10/2018 tarih ve E:2015/15049, K:2018/5104 sayılı kararıyla, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan, 2015 yılı enflasyon oranının %8,81 olduğu dikkate alındığında, dava konusu Tarife’nin maktu ücretler bölümünde yapılan artışların tamamının söz konusu enflasyon oranının üzerinde olduğu, haklı gerekçenin bulunması halinde, maktu ücretlerde enflasyon oranının üzerinde artış yapılabileceği açık ise de; davalı idarece enflasyon oranı üzerinde yapılan söz konusu artışların haklı gerekçesinin ortaya konulamadığı anlaşıldığından, maktu ücretlerde yapılan artışlarda hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle iptaline karar verildiği;
Bu durumda, her ne kadar, dava konusu 2017 yılı Tarifesi’nde, bir önceki Tarife’ye göre ortalama %10 oranında artış yapıldığı ve bu oranın makul olduğu anlaşılmakta ise de; 2016 yılı Tarifesi’ne geçişte maktu ücretlerde yapılan artışların Daireleri kararıyla iptal edilmiş olması nedeniyle, dava konusu 2017 yılı Tarifesi’nde yer alan maktu ücretlerin de yeniden belirlenmesi gerektiğinden, söz konusu düzenlemelerde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle,
Dava konusu Tarife’nin “Genel Hükümler” Bölümünde yer alan 13. maddesinin 1. fıkrasının, 17. maddesinin 2. ve 3. fıkralarının, 22. maddesinin 1. fıkrasının, “Avukatlık Ücret Tarifesi” Bölümünün Birinci Kısım İkinci Bölümünde yer alan 6. maddesinin ve maktu ücretlerdeki artış oranının iptaline, “Genel Hükümler” Bölümünde yer alan 11. maddesinin 6. fıkrası, 14. maddesinin 3. ve 4. fıkraları, 15. maddesinin 1. fıkrası, “Avukatlık Ücret Tarifesi” Bölümünün Birinci Kısım İkinci Bölümünde yer alan 2. maddesinin (b) bendi, “Avukatlık Ücret Tarifesi” Bölümünün İkinci Kısım İkinci Bölümünde yer alan 7. maddesi, 8. maddesi, 17. maddesinin (a) ve (b) bentleri, 19. maddesinin (a) ve (b) bentleri, 21. maddesinin (a) ve (b) bentleri, 24. maddesinin (b) bendi ve Üçüncü Kısmında yer alan 8. maddesi yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davacı tarafından, Daire kararının davanın reddine yönelik kısmının dava dilekçesinde ileri sürülen iddialarla hukuka aykırı olduğu belirtilerek, kararın bu kısımlar yönünden bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, düzenlenen Tarife’de belirtilen ücretlerin, ülkenin ekonomik koşullarına uygun olduğu, avukatın bilgi ve tecrübesinin yanı sıra, harcadığı emek ve mesaisi de dikkate alınarak, Danıştay içtihatları doğrultusunda hukuka uygun olarak belirlendiği belirtilerek, Daire kararının iptale ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI :
Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
Davalı idare tarafından, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …DÜŞÜNCESİ : Daire kararının Tarife’nin “Avukatlık Ücret Tarifesi” Bölümünün Birinci Kısım İkinci Bölümünde yer alan 6. maddesi ile maktu ücretlerdeki artış oranının iptaline ilişkin kısmının bozulması, diğer kısımlarının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
İLGİLİ MEVZUAT :
1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun “Avukatlık ücreti” başlıklı 164. maddesinde; “(Değişik : 2/5/2001 – 4667/77 md.) Avukatlık ücreti, avukatın hukukî yardımının karşılığı olan meblâğı veya değeri ifade eder.
Yüzde yirmibeşi aşmamak üzere, dava veya hükmolunacak şeyin değeri yahut paranın belli bir yüzdesi avukatlık ücreti olarak kararlaştırılabilir.
İkinci fıkraya göre yapılacak sözleşmeler, dava konusu para dışındaki mal ve haklardan bir kısmının aynen avukata ait olacağı hükmünü taşıyamaz.
Avukatlık asgarî ücret tarifesi altında vekâlet ücreti kararlaştırılamaz. Ücretsiz dava alınması halinde, durum baro yönetim kuruluna bildirilir.(Değişik üçüncü ve dördüncü cümle:13/1/2004 – 5043/5 md.) Avukatlık ücretinin kararlaştırılmamış olduğu veya taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesinin bulunmadığı yahut ücret sözleşmesinin belirgin olmadığı veya tartışmalı olduğu veya ücret sözleşmesinin ücrete ilişkin hükmünün geçersiz sayıldığı hallerde; değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde asgari ücret tarifelerinin altında olmamak koşuluyla ücret itirazlarını incelemeye yetkili merci tarafından davanın kazanılan bölümü için avukatın emeğine göre ilâmın kesinleştiği tarihteki müddeabihin değerinin yüzde onu ile yüzde yirmisi arasındaki bir miktar avukatlık ücreti olarak belirlenir. Değeri para ile ölçülemeyen dava ve işlerde ise avukatlık asgari ücret tarifesi uygulanır.
Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücreti avukata aittir. Bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez.” hükmü ile
“Avukatlık ücret tarifesinin hazırlanması” başlıklı 168. maddesinde;
“(Değişik: 2/5/2001 – 4667/81 md.) Baronun yönetim kurulları, her yıl Eylül ayı içerisinde, yargı yerlerindeki işlemler ile diğer işlemlerden alınacak avukatlık ücretinin asgarî hadlerini gösteren birer tarife hazırlayarak Türkiye Barolar Birliğine gönderirler.
Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca, baro yönetim kurullarının teklifleri de göz önüne alınmak suretiyle uygulanacak tarife o yılın Ekim ayı sonuna kadar hazırlanarak Adalet Bakanlığına gönderilir. (Ek cümle: 16/6/2009-5904/35 md.) Şu kadar ki hazırlanan tarifede; genel bütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davalar ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasından doğan her türlü davalar için avukatlık ücreti tutarı maktu olarak belirlenir. Bu tarife Adalet Bakanlığına ulaştığı tarihten itibaren bir ay içinde Bakanlıkça karar verilmediği veya tarife onaylandığı takdirde kesinleşir. Ancak Adalet Bakanlığı uygun bulmadığı tarifeyi bir daha görüşülmek üzere, gösterdiği gerekçesiyle birlikte Türkiye Barolar Birliğine geri gönderir. Geri gönderilen bu tarife, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca üçte iki çoğunlukla aynen kabul edildiği takdirde onaylanmış, aksi halde onaylanmamış sayılır; sonuç Türkiye Barolar Birliği tarafından Adalet Bakanlığına bildirilir. 8 inci maddenin altıncı fıkrası hükümleri kıyasen uygulanır.
Avukatlık ücretinin takdirinde, hukukî yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarife esas alınır.” hükmü bulunmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Daire kararının, Tarife’nin “Genel Hükümler” Bölümünde yer alan 13. maddesinin 1. fıkrasında, tümden ret ya da kısmen kabul, kısmen ret ile sonuçlanan maddi tazminat davalarında, taraflar lehine hükmedilecek vekalet ücretinin, kişilerin hak arama özgürlüğü kapsamındaki, mahkemeye erişim hakkını ihlal etmeden ne şekilde hesaplanacağı konusundaki eksik düzenleme nedeniyle, başka bir ifadeyle, dava konusu Tarife’nin 10. maddesinin 2. ve 3. fıkralarına paralel bir düzenlemeye yer verilmemiş olması nedeniyle, hukuka uyarlık görülmediği gerekçesi isabetli olmakla birlikte, davacı tarafça, maktu ücretin İcra Mahkemelerinde görülen davalar yerine görüldüğü mahkemeye göre belirlenmesinin taraflara ölçüsüz bir yükümlülük getirebileceği, bunun yerine tüm mahkemeler için İcra Mahkemelerindeki maktu ücretin esas alınması gerektiği iddia edilerek söz konusu fıkranın iptali istenilmişse de, dava konusu fıkrada, davanın tek bir mahkemeye göre değil, görüldüğü mahkemeye göre değerlendirilmesi ve görüldüğü mahkemece maktu vekalet ücretine hükmedileceğinin öngörülmesi amaçlanmış olup, birbirinden farklı Mahkemelerde görülen davalar için, avukat tarafından harcanan emek ve mesainin de farklılık göstereceği açık olduğundan, dava konusu düzenlemede bu yönüyle hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı açıktır.
Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan Danıştay Sekizinci Dairesi kararının, dava konusu Tarife’nin “Genel Hükümler” Bölümünde yer alan 11. maddesinin 6. fıkrası 13. maddesinin 1. fıkrası, 14. maddesinin 3. ve 4. fıkraları, 15. maddesinin 1. fıkrası, 17. maddesinin 2. ve 3. fıkraları, 22. maddesinin 1. fıkrası, “Avukatlık Ücret Tarifesi” Bölümünün Birinci Kısım İkinci Bölümünde yer alan 2. maddesinin (b) bendi, “Avukatlık Ücret Tarifesi” Bölümünün İkinci Kısım İkinci Bölümünde yer alan 7. maddesi, 8. maddesi, 17. maddesinin (a) ve (b) bentleri, 19. maddesinin (a) ve (b) bentleri, 21. maddesinin (a) ve (b) bentleri, 24. maddesinin (b) bendi ve Üçüncü Kısmında yer alan 8. maddesine ilişkin kısımları, aynı gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar, kararın anılan kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Daire kararının “Avukatlık Ücret Tarifesi” Bölümünün Birinci Kısım İkinci Bölümünde yer alan 6. maddesinin iptaline ilişkin kısmına gelince;
Dava konusu Tarife’nin “Avukatlık Ücret Tarifesi” Bölümünün Birinci Kısım, İkinci Bölümünde yer alan 6. maddesinde, “İl ve ilçe tüketici hakem heyetleri, sebze ve meyve hal hakem heyetleri ve benzeri heyetler ya da kurullar nezdinde sunulacak hizmetlerde, hizmete konu işin değerinin %12’sinden aşağı olmamak üzere. Ancak hizmete konu işin değeri maktu ücretin altında ise hizmete konu işin değeri kadar 360,00 TL” düzenlemesi yer almaktadır.
Danıştay Sekizinci Dairesince her ne kadar; söz konusu düzenleme il ve ilçe tüketici hakem heyetleri ile sebze ve meyve hal hakem heyetleri, ve benzeri heyetler ya da kurullar ibaresi bakımından ayrı ayrı ele alınarak; 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 70. maddesinin 1. fıkrasında, tüketici hakem heyetlerince avukatlık ücreti ödenmesine karar verilemeyeceğinin açıkça düzenlenmiş olması nedeniyle, il ve ilçe tüketici hakem heyetlerinde avukatlık ücretine karar verileceği yolundaki dava konusu Tarife maddesinde hukuka uyarlık görülmediği; vekil ile takip edilen davalarda mahkemelerce avukatlık ücretine hükmedileceği, sebze ve meyve hal hakem heyetlerinin yargısal bir mercii olmadığı, bu nedenle çözüme kavuşturdukları uyuşmazlıklarda vekalet ücretine hükmedemeyecekleri, bu konuda üst hukuk normlarında da herhangi bir hüküm bulunmadığı anlaşıldığından, söz konusu düzenlemenin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle maddenin iptaline karar verilmişse de, davalı idarece verilen temyiz dilekçesinde de belirtildiği üzere; dava konusu maddenin gerek madde başlığı gerek düzenlendiği yer dikkate alındığında; Tarife’nin “Avukatlık Ücret Tarifesi” Bölümünün Birinci Kısım, İkinci Bölümünün başlığının “İş takibi konusundaki hukuki yardımlarda ödenecek ücret” olduğu ve bu başlık altında düzenlenen tüm ücretlerin vekil ile müvekkil arasındaki akdi ilişkiye dayanan akdi vekalet ücretini içerdiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, söz konusu madde açısından incelenecek husus, tüketici hakem heyetleri ya da sebze ve meyve hal hakem heyetlerinin vekalet ücretine hükmedip hükmedemeyeceği hususu olmayıp; belirlenen avukatlık ücreti miktarının hukukiliğinin incelemesi olduğu dikkate alındığında; Dairece bu maddenin, belirtilen hususlar bakımından incelenmesi gerekirken, il ve ilçe tüketici hakem heyetleri ile sebze ve meyve hal hakem heyetleri tarafından vekalet ücretine hükmedilemeyeceği gerekçesiyle verilen iptal kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Daire kararının maktu ücretlerdeki artış oranının iptaline ilişkin kısmına gelince;
Daire kararında, her ne kadar, dava konusu 2017 yılı Tarifesi’nde, bir önceki Tarife’ye göre ortalama %10 oranında artış yapıldığı ve bu oranın makul olduğu anlaşılmakta ise de; 2016 yılı Tarifesi’ne geçişte maktu ücretlerde yapılan artışların Dairelerinin 02/10/2018 tarih ve E:2015/15049, K:2018/5104 sayılı kararıyla iptal edilmiş olması nedeniyle, dava konusu 2017 yılı Tarifesi’nde yer alan maktu ücretlerin de yeniden belirlenmesi gerektiğinden, söz konusu düzenlemelerde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle, maktu ücretlerdeki artış oranının iptaline karar verilmişse de, Daire kararında sözü edilen Danıştay Sekizinci Dairesinin 02/10/2018 tarih ve E:2015/15049, K:2018/5104 sayılı kararının maktu ücretlerin artış oranlarının iptaline ilişkin kısmı, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 02/12/2020 tarih ve E:2019/1027, K:2020/2808 sayılı kararı ile bozulduğundan, bozma kararı üzerine oluşan duruma göre bu davada da yeniden bir karar verilmesi gerekmekte olup, bu haliyle Daire kararının bu kısmında hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine, davalı idarenin temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine,
2.Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu 09/10/2018 tarih ve E:2017/1257, K:2018/5478 sayılı kararının Tarife’nin “Avukatlık Ücret Tarifesi” Bölümünün Birinci Kısım İkinci Bölümünde yer alan 6. maddesi ile maktu ücretlerdeki artış oranının iptaline ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3.Tarife’nin “Genel Hükümler” Bölümünde yer alan 11. maddesinin 6. fıkrası 13. maddesinin 1. fıkrası, 14. maddesinin 3. ve 4. fıkraları, 15. maddesinin 1. fıkrası, 17. maddesinin 2. ve 3. fıkraları, 22. maddesinin 1. fıkrası, “Avukatlık Ücret Tarifesi” Bölümünün Birinci Kısım İkinci Bölümünde yer alan 2. maddesinin (b) bendi, “Avukatlık Ücret Tarifesi” Bölümünün İkinci Kısım İkinci Bölümünde yer alan 7. maddesi, 8. maddesi, 17. maddesinin (a) ve (b) bentleri, 19. maddesinin (a) ve (b) bentleri, 21. maddesinin (a) ve (b) bentleri, 24. maddesinin (b) bendi ve Üçüncü Kısmında yer alan 8. maddesine ilişkin kısmının ONANMASINA,
4.Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine,
5. Kesin olarak, 02/12/2020 tarihinde Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin “Genel Hükümler” Bölümünde yer alan 14. maddesinin 4. fıkrası, “Avukatlık Ücret Tarifesi” Bölümünün Birinci Kısım, İkinci Bölümünde yer alan 2. maddesinin (b) bendi ile Üçüncü Kısmında yer alan 8. maddesi yönünden oyçokluğu, diğer kısımları yönünden oybirliği ile karar verildi.
KARŞI OY
X- Dava konusu Tarife’nin “Genel Hükümler” bölümünde yer alan 14. maddesinin 4. fıkrası ile beraat eden sanık yararına Hazine aleyhine vekâlet ücreti hükmedilmesine olanak sağlanmıştır. Ancak; gerek hukuk mahkemelerinde, gerek ceza mahkemelerinde, gerekse idare mahkemelerinde davada taraf sıfatı bulunmayan aleyhine hüküm kurulmasına olanak bulunmadığından, dava konusu düzenleme öncelikle bu yönüyle hukuka aykırı bulunmaktadır.
Öte yandan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 141. maddesi uyarınca, haksız yere yakalanan veya tutuklanan sanığa tazminat hakkı tanındığından, beraat eden veya haksız yere yakalanan ve tutuklanan sanığın daha sonra Hazine aleyhine açacağı ayrı bir dava ile tüm zararlarını, bu arada avukatına ödemek zorunda kaldığı vekalet ücretini Devletten talep etmesi mümkün olup, dolayısıyla beraat eden sanığın avukatlık ücreti de dahil katlandığı yargılama giderlerini bu şekilde tazmin olanağı bulunmaktadır.
Ayrıca, beraat eden sanıkların avukatlık ücretinin Hazinece karşılanacağına dair bir yasal düzenleme de bulunmamaktadır.
Bu nedenle; dava konusu Tarife’nin 14. maddesinin 4. fıkrası yönünden Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz.
KARŞI OY
XX-Tarife’nin dava konusu edilen “Avukatlık Ücret Tarifesi” bölümünün Birinci Kısım, İkinci Bölümünde yer alan 2. maddesinin (b) bendinde, “İpotek tesisi ve fekki gibi işlemler dahil olmak üzere bir hakkın doğumu ve sona erdirilmesi olarak nitelenen işlemler nedeni ile sürekli sözleşme ile çalışan bankalar, finans kuruluşları ve benzerlerine verilen her bir hukuki yardım için 160,00 TL” hükmü yer almaktadır.
Söz konusu düzenleme ile banka, finans kuruluşları ve benzerleri ile avukat arasında ipotek tesisi, fekki gibi işlemlere ilişkin verilecek hukuki hizmetin karşılığı akdi avukatlık ücreti belirlenmiş olup, uygulamada birçok banka ve finans kuruluşunca ipotek tesis/fek işlemi için gereken evrakları hazırlayıp sadece avukata inceleme görevi verilmesi ve bu işlemlerin sayıca çokluğu karşısında, öngörülen maktu ücretin avukatın emeği ve çabası ile orantılı olmadığı sonucuna varılmaktadır.
Öte yandan, Tarife’de öngörülen … TL maktu ücretin bu işlemlerin tesisindeki maliyeti arttıracağı dikkate alındığında, bu durumun tüketiciye yansıyan dosya masrafını da arttıracağı kuşkusuzdur.
Açıklanan nedenlerle, Daire kararının Tarife’nin “Avukatlık Ücret Tarifesi” Bölümünün Birinci Kısım, İkinci Bölümünde yer alan 2. maddesinin (b) bendine yönelik kısmının bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz.
KARŞI OY
XXX- Dava konusu Tarife’nin Üçüncü Kısmında yargı yerleri ile icra ve iflas dairelerinde yapılan ve konusu para olan veya para ile değerlendirilebilen hukuki yardımlara ödenecek avukatlık ücreti düzenlenmiş, söz konusu düzenlemede, hukuki yardımın kapsadığı parasal değerlerin tutarları kademelendirilerek, ilk 35.000,00 TL için %12, sonra gelen 45.000,00 TL için %11, sonra gelen 80.000,00 TL için %8, sonra gelen 240.000,00 TL için %6, sonra gelen 600.000,00 TL için %4, sonra gelen 750.000,00 TL için %3, sonra gelen 1.250.000,00 TL için %1,50, 3.000.000,00 TL’den yukarısı için %1,00 şeklindeki usul izlenerek avukatlık ücretinin hesaplanacağı öngörülmüştür.
2013 yılı Tarifesi’nin 8. maddesinin, 3.000.000,00 TL’den yukarısı için %0,1 şeklinde düzenlenmiş olmasına karşın, 2014 yılı Tarifesi’nde bu oran %1,00 olarak belirlenmiş ve dava konusu Tarife’de de bu oran aynen muhafaza edilmiştir.
Dava konusu bu madde ile nispi olarak belirlenen vekalet ücretinin aşırı oranda mali yüke neden olacağı ve avukatın harcadığı çaba, gayret ve emeği ile alınacak nispi vekalet ücretinin orantılı olmadığı sonucuna varılmaktadır.
Nitekim, nispi vekalet ücreti hesaplanırken, hukuki yardımın kapsadığı parasal değerlerin tutarı arttıkça oranın azaldığı ve uyuşmazlık konusu parasal değer arttıkça avukatın harcadığı çaba ve emeğin de artması gibi bir durumun söz konusu olamayacağı dikkate alındığında, 3.000.000,00 TL’den yukarısı için %1,00’lik oran belirlenmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, Daire kararının Tarife’nin “Avukatlık Ücret Tarifesi” Bölümünün Üçüncü Kısmında yer alan 8. maddesi yönünden bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz.