Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/932 E. 2014/4170 K. 05.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/932
KARAR NO : 2014/4170
KARAR TARİHİ : 05.03.2014

MAHKEMESİ : TARSUS 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 05/10/2010
NUMARASI : 2010/210-2010/373

Taraflar arasında görülen davada Tarsus 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05/10/2010 tarih ve 2010/210-2010/373 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi R.T. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinden Efendi ve davalı Yılmaz’ın 1999 yılında Y..Y.. ve Tic. Ltd. Şti’ni eşit paylara haiz olarak kurduklarını, davalı Yılmaz’ın şirket ana sözleşmesi ile şirket müdürü olarak seçilip, münferit imzası ile şirketi her hususta sınırsız olarak temsil ve ilzama yetkili kılındığını, davalı Yılmaz’ın her iki davacının da yurt dışında olmasından faydalanarak usulsüzlük ve yolsuzluklar yaptığını, diğer davalıların da davalı Yılmaz’ın talimatı doğrultusunda Y.-S. Ltd. Şti. ile aynı iştigal konusunda davalı şirketi kurarak Y.-S.. Ltd. Şti’den haksız olarak alınan para ve malları kullanmak suretiyle Y.. Ltd. Şti.’nin ve dolayısıyla müvekkillerinin zarara uğratıldığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100.000 TL’nin faiziyle birlikte davalılardan tahsili ile müvekkillerinin ortağı olduğu Y. Ltd.Şti’ne verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dosyanın Mersin Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi’ne devredilerek gönderilmesine 05.10.2010 tarihinde karar verildiği, kararın temyiz edildiği, temyiz incelemesi neticesinde verilen onama kararının davacı E. D. vekiline 13.08.2012, davacı N.. Y.. vekiline 10.08.2012, davalı Y.. D.. vekiline 10.08.2012 , davalı Z.. A.. vd. vekiline ise 15.07.2012 tarihinde tebliğ edildiği, davalı Y.. D.. vekilinin karar düzeltme yoluna başvurduğu ve karar düzeltme incelemesi neticesinde başvurunun HUMK’nın 440/3. maddesi uyarınca reddine karar verildiği, 5.10.2010 tarihli karara karşı karar düzeltme yoluna gidilemeyeceği, o halde bu karar açısından HMK’nın 20. maddesindeki “kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde” İbaresinden anlaşılması gerekenin temyiz kanun yolu olduğu, dosyanın yetkili mahkemeye
gönderilmesini talep eden davacı tarafın temyiz incelemesi neticesinde verilen onama kararının kendilerine tebliğ tarihi olan 13.08.2012 tarihinden itibaren iki hafta içerisinde işbu dosyanın yetkili ve görevli mahkemeye gönderilmesi için başvurması gerektiği ancak, davacı tarafın yasal süresinden sonra gönderme talebinde bulunduğu gerekçesiyle, davanın HMK’nın 20. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekilleri ayrı ayrı temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile 6100 sayılı HMK’nın 20. maddesi uyarınca yetkisizlik kararının onanmasına ilişkin ilamın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde davacı vekili tarafından tahrik dilekçesi verilmediği gibi, yetkili mahkemeye de başvurulmaması ve her ne kadar davacı vekili yetkisizlik kararının onanmasına dair karara karşı yapılan karar düzeltme isteminin reddi kararının taraflarına tebliği tarihinden itibaren kanunda belirtilen yasal sürenin başladığını ve taraflarınca bu süre içerisinde dosyanın yetkili mahkemeye gönderilme dilekçesi verildiğini beyan ve iddia etmiş ise de, yetkisizlik kararının onanmasına ilişkin kararlara karşı HUMK’nın 440/3-3 maddesi uyarınca karar düzeltme yolunun kapalı bulunması ve HMK’nın 20. maddesindeki kanun yolundan kastın yetkisizlik kararına karşı başvurulabilecek olan kanun yolu olması, bu nedenle karar düzeltme isteminin reddine ilişkin kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık sürenin işlemesinin söz konusu olmamasına göre, davacı E.. D.. vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Diğer davacı N.. Y.. vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince: Davacının şirket ortağı olduğu ve sorumluluk davası açtığı diğer davacı ile zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığından ve henüz yetkisizlik kararı kesinleşmeden dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesi talebini içeren dilekçesini 08.11.2010 tarihinde mahkemeye ibraz ettiğinden 6100 sayılı HMK’nın 20. ve 1086 sayılı HUMK’nın 193. maddesindeki sürelere uygun davrandığı anlaşılmakla, işbu davacı yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacı N.. Y.. yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı E.. D.. vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı N.. Y.. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, kararın davacı N.. Y.. yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacı E.. D..’den alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacı N.. Y..’a iadesine, 05/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.