YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/13505
KARAR NO : 2014/2715
KARAR TARİHİ : 17.02.2014
MAHKEMESİ : İSTANBUL 1. TÜKETİCİ MAHKEMESİ
TARİHİ : 19/10/2011
NUMARASI : 2009/526-2011/881
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Tüketici Mahkemesi’nce verilen 19.10.2011 tarih ve 2009/526-2011/881 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili banka tarafından davalı Bircan Yıldırım’a 13/11/1998 tarihli kredi sözleşmesi gereğince 2.500,00 TL’lik kredi kullandırıldığını, diğer davalıların kefil olarak sözleşmeyi imzaladığını, kredi borcunun ödenmediğini ileri sürerek, 45.262,80 TL alacağın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, dava konusu kredinin davalı Bircan Yıldırım’a kullandırıldığı, diğer davalıların borca kefil olduğu, kredinin kullandırıldığı tarihte ve sonraki süreçte yetkili olan banka şubesi müdürü ve müdür yardımcısı tarafından borcun ödendiğine dair belge verildiği, banka kayıtlarından borcun ödendiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Uyuşmazlık, taraflar arasında düzenlenen kredili mevduat hesap sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
4822 sayılı Kanunla değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’un 3/e maddesinde tüketicinin “Mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi”, 3. maddesinin h bendinde tüketici işleminin “mal veya hizmet piyasalarında tüketici ile satıcı-sağlayıcı arasında yapılan her türlü hukuki işlemi” ifade edeceği, aynı Yasa’nın ikinci maddesinde ise bu Kanun’un, birinci maddede belirtilen amaçlarla mal veya hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsayacağı belirtilmiştir.
Somut olayda, taraflar arasında düzenlenen sözleşme tüketici sözleşmesi olmadığından ve dava açıldığı tarih itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nın 4 ve 5. maddeleri gereğince dava ticari dava niteliğinde bulunduğundan mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, tüketici iş ve işlemi söz konusu olmamasına rağmen davanın tüketici mahkemesinde görülmesi doğru olmamış, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, aşağıda yazılı bakiye 4,05 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 17.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.