Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/12931 E. 2014/2791 K. 18.02.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/12931
KARAR NO : 2014/2791
KARAR TARİHİ : 18.02.2014

MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/04/2013
NUMARASI : 2012/164-2013/77

Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18/04/2013 tarih ve 2012/164-2013/77 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava 6100 sayılı Kanun’un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK’nın 3156 sayılı Kanun ile değişik 438/1 maddesi hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 2011/02002 kod sayılı “Görüp Ahkam-i Mehakimi münharif Hukuktan ve Adaletten çekiliyoruz izzet-ü ikbal ile İcra-ı vekaletten Avukat M. T. S.+şekil” ibareli 35, 41 ve 45. sınıflarda yer alan marka başvurusunun 556 sayılı KHK’nın 7/1-a maddesi yollamasıyla 5. maddesi uyarınca ayırt edici olmadığı gerekçesiyle TPE YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini ileri sürerek, TPE YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, YİDK kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, ifadelerin bir bütün olarak adelet ve hukuktan beklediğini bulamayan bir avukatın vekillikten itibarı ile çekildiğini ifade etmekten öte markasal bir ayırt ediciliğe sahip olmadığı, bir sloganı veya veciz sözü ayırt edici kılabilecek bir ironi, akılda kalabilecek bir uyak, garip veya çarpıcı bir fikir, ses yinelemesi veya kafiyenin mevcut olmadığı, tescile konu çekişmeli hizmetlerin alıcılarının, bu işareti markasal olarak algılayıp hatırlama ve gerektiğinde bu hizmetlerden yararlanmak amacıyla tekrarlama imkanından yoksun olduğu, başvurunun reddinde ve aynı yönde tesis edilen YİDK kararında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, TPE YİDK kararının iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, dava konusu marka başvurusu, isim, soyad, şekil ve kelime dizesinden meydana gelmektedir. Mahkemece, her ne kadar kelime dizeleri nedeniyle işaretin ayırt edici olmadığı gerekçesiyle red kararı verilmiş ise de, 556 sayılı KHK’nın 5. madddesi kapsamında isim, soyadı, şekil ve kelimelerin marka olarak tescili mümkün olup, bir işaretin ayırdedici olup olmadığı hususunda işarette yer alan kelime dizesinin çokluğu ya da bu bakımdan edebi niteliği bulunup bulunmadığı ayırd edicilik belirlemesinde münhasıran dikkate alınamaz. Öte yandan, Dairemizin kararlılık gösteren içtihatlarında da açıklandığı üzere, mutlak red sebepleri mahkemece resen nazara alınır. Davaya konu başvuruda yer alan “Görüp Ahkam-i Mehakimi münharif Hukuktan ve Adaletten çekiliyoruz izzet-ü ikbal ile İcra-ı vekaletten Avukat M. T. S.+şekil” şeklindeki kelimeler dizesinin 556 sayılı KHK 7/1-k maddesi kapsamında tartışılarak, bu kelimeler dizesinin kamu düzenine aykırılık oluşturup oluşturmayacağı değerlendirilmek suretiyle hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekmekte iken, bu yönde bir değerlendirme yapılmaksızın başvurunun ayırt edici nitelikte bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.