YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/17358
KARAR NO : 2014/5359
KARAR TARİHİ : 19.03.2014
MAHKEMESİ : SERİK 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
(TÜKETİCİ MAHKEMESİ SIFATIYLA)
TARİHİ : 21/05/2013
NUMARASI : 2008/455-2013/354
Taraflar arasında görülen davada Serik 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla) verilen 21/05/2013 tarih ve 2008/455-2013/354 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Y.. Ş..’nde hesabının bulunduğunu, 31/05/2008 tarihinde müvekkilinin davalının bankamatik makinesinden para çekmek isterken kartının bankamatik tarafından alıkonulduğunu, bunun üzerine durumun banka görevlilerine bildirildiğini, görevlilerin herhangi bir sorun olmayacağını, kartın otomatik olarak iptal edildiğini ve yeni kart alması gerektiğini bildirdiğini, müvekkilinin 02/06/2008 tarihinde davalı banka şubesine gittiğinde yaklaşık 28.000,00 TL’nin hesabından başka hesaplara aktarıldığını gördüğünü, bu olay sonrasında banka şubesince gecikmeli olarak hesaplara bloke konulduğunu, bankaların güvenli kurumlar olduğunu, müşterilerini ATM ve banka kartları hakkında bilgilendirmesi gerektiğini, ATM ve banka kartları ile ilgili olarak özen borcunun daha ağır olduğunu, davalının üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini iddia ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL’nin davalı bankadan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, zararın oluşumunda bankanın bir kusurunun bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davacının tacir olmadığı, tüketici olduğu bu sebeple yargılamaya tüketici mahkemesi sıfatıyla devam edildiği, davacının kendisine düşen ve her ehil insanın yapması gereken ilgili bankaya ait müşteri hizmetleri numarasını arayarak kartını bloke ettirmemesi nedeniyle kusurlu olduğu, ancak davalı bankanın meblağın yüksek olması, işlem sıklığı, işlem yapılan yerlerin Ankara ve Antalya gibi iki farklı il olması, hayatın olağan akışında tüm bankaların olağan dışı hesap hareketleri karşısında tüketicilerini uyarması ve bunu bir görev addetmesi karşısında davalı bankanın da özen yükümlülüğünü yerine getirmediği taraflarının kusurlarının eşit ağırlıkta ve %50 olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 1.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren 12.900,00 TL’nin ıslah tarihi olan 14/05/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
4822 sayılı Kanun’la değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’un 3/e maddesinde tüketicinin, “mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi”, 3 (h) bendinde tüketici işleminin “mal veya hizmet piyasalarında tüketici ile satıcı-sağlayıcı arasında yapılan her türlü hukuki işlemi” ifade edeceği, aynı yasanın ikinci maddesinde ise bu kanunun, birinci maddede belirtilen amaçlarla mal veya hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsayacağı belirtilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının davalı banka nezdinde bulunan mevduat hesabından kaynaklanmakta olup, 6762 sayılı TTK’nın 4/6. maddesi uyarınca, bankalar ve ödünç para verme işleri kanunlarında tanzim olunan hususlardan doğan hukuk davaları, ticari dava sayılacağından, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’un uygulanmasını gerektirir bir husus yoktur. Ayrıca, görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese de yargılamanın her aşamasında resen gözetilir.
Bu itibarla, mahkemece tüketici mahkemesi sıfatıyla karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 19.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.