YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/11988
KARAR NO : 2014/15922
KARAR TARİHİ : 17.10.2014
MAHKEMESİ : MALATYA 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 06/03/2013
NUMARASI : 2011/461-2013/87
Taraflar arasında görülen davada Malatya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06/03/2013 tarih ve 2011/461-2013/87 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 10/10/2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. B. E. C.dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının M. İli, M.lçesi, U. Köyü, .. ve … parselde kayıtlı bulunan yetişmiş kayısı bahçesini davalıya sigorta ettirildiğini, taşınmaz üzerinde bulunan kaysı ağaçlarının 17-18-19 Mart 2010 tarihinde meydana gelen don olayından dolayı büyük zarara uğradığını, Malatya 1.Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2010/180 D.İş sayılı dosyası ile delil tespiti yaptırdıklarını, meyvede hasar tespit edildiğini ileri sürerek, 46.800,00 TL’nin olay tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yapılan tespit sonucu aldırılan bilirkişi raporunun gerçeği yansıtmadığını, hesaplamaların hatalı olduğunu, hasarın ağaçların çiçeklenme döneminde meydana geldiğini, bu durumun sigorta poliçesi teminatı kapsamı dışında kaldığını belirterek açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, delil tespiti bilirkişi raporu, ile mahkemece talimat mahkemesi aracılığı ile aldırılan bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde her iki raporun bir biri ile uyumlu olduğu, buna göre don olayının ağaçların meyveye döndüğü dönemde meydana geldiği kanaatine varıldığı, meydana gelen zararın sigorta poliçesi teminatı kapsamında kaldığı, zararın 37.992,00TL olduğu, her ne kadar davalı taraf meydana gelen don olayı nedeni ile davacıya devlet tarafından destekleme ödemesi yapıldığını, bu miktarın mahsup edilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de 22.5.2010 tarih ve 27588 sayılı resmi gazetede yayınlanan 2010/418 sayılı 2010 yılında meydana gelen 5363 sayılı Tarım Sigortaları Kanunu Kapsamı dışında kalan don afeti nedeni ile zarar gören çiftçilere telafi edici destek ödemesi yapılmasına ilişkin Bakanlar Kurulu Kararında ürünleri zarar gören çiftçiye dekar başına 150 TL don afeti desteği ödeneceğinin belirtildiği, haksız yere bu destekten faydalanan çiftçilerden yapılan ödemelerin 6183 sayılı yasa uyarınca tahsil edileceğinin düzenlendiği, söz konusu ödemenin yersiz olduğunun anlaşılması durumunda devlet tarafından tahsil edilmesi imkanı bulunduğu anlaşıldığından hükmedilen miktardan davacının yaptığı tahsilatın mahsup edilmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 37,992 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2 – Dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli olan bilirkişi raporuna göre don hasarı, çiçeklenme döneminin bittiği ve meyve tutumunun başladığı sırada meydana gelmiş olup, riziko teminat içinde kabul edilerek yazılı şekilde tazminata hükmedilmiştir. Ancak, davalı vekili rapora itirazında riziko sonrası poliçelerin zeyil edildiğini ve sigortalıya prim iadesi gerçekleştiğini bu durumun da tazminatın hesabında dikkate alınması gerektiğini savunmuştur. Buna karşın, mahkemece bu savunma üzerinde durulmamıştır. O halde davalı vekilinin tazminatın belirlenmesine yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile savunmasında geçen poliçe zeyilleri getirtilip içeriği, somut olayla bağlantısı, iade edildiği iddia edilen primin tazminat hesabından mahsubunun gerekip gerekmeyeceği hususları üzerinde durulması, gerektiğinde, bu yönüyle ek rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği halde yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.