Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/12818 E. 2014/17484 K. 12.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/12818
KARAR NO : 2014/17484
KARAR TARİHİ : 12.11.2014

MAHKEMESİ : BÜYÜKÇEKMECE 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/03/2013
NUMARASI : 2009/435-2013/150

Taraflar arasında görülen davada Büyükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 07/03/2013 tarih ve 2009/435-2013/150 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin imzasının taklit edilerek 2006 yılı Nisan, Haziran ve Ekim ayları içerisinde sahte imza ve faks yoluyla müvekkilinin sahibi bulunduğu … Lojistik Dağıtım Nak. Tic. Ltd. Şti. adına ve yine müvekkilinin talimatı varmış gibi imzasının taklit edilerek çek karnesi talebinde bulunulduğunu, bankanın herhangi bir araştırma yapmaksızın yapılan başvuruya olumlu cevap vererek çek karnelerini verdiğini, müvekkilinin bilgisi dışında ve imzası taklit edilerek alınan çeklerden dolayı aile düzeninin bozulduğunu, sağlığını önemli ölçüde etkilediğini, bu olay nedeniyle müvekkilinin karşılıksız çek keşide etmek suçu nedeniyle cezaevinde yatmak zorunda kaldığını ileri sürerek davalının sebebiyet verdiği zararlar nedeniyle dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte 1.000,00 TL maddi tazminat ile 40.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, sonrasında maddi tazminat talebini ıslah ederek 31.000,00 TL’ye arttırmıştır.
Davalı vekili; görev ve zaman aşımı def’inde bulunarak, davacı şirket yetkilisinin davayı kendi adına açtığını, dava konusu çeklerin davacının şahsına değil, temsilcisi bulunduğu şirkete verildiğini, bu nedenle de davanın reddinin gerektiğini, müvekkilinin dava konusu olayda hiç bir sorumluluğunun bulunmadığını, çek karnesi talebi sonrası karşı taraftan teyit alındığını, davacı bir zarara uğramış ise sorumluluğunun kendisine ait olduğunu, bu nedenle müvekkili bankadan tazminat talebinde bulunamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının kendi adına ve yetkilisi olduğu dava dışı … Lojistik Dağıtım Depolama Nak. Ltd. Şirketi yetkilisi olarak davalı bankanın Beylikdüzü Şubesi’nde süregelen çek karnesi ile ilgili sözleşme bulunduğu, ancak 31/07/2006 tarihli ve 28/08/2006 tarihli çek karnesi verilmesine ilişkin talimat faks çıktılarındaki imzaların davacının eli ürünü olmadıklarının bildirildiği, bu talimatlarla verilen çek karnelerinin üçüncü kişiler tarafından doldurulup imzalanmak suretiyle piyasaya sürüldüğü ve bu nedenle davacı aleyhine ceza davası açıldığı, imza incelemesi sonucu imzaların kendisine ait olmadığının anlaşılması üzerine beraatine karar verildiği, ancak bazı dosyalarda ödemek zorunda kaldığı para cezaları toplamının 19.964,00 TL’yi bulduğu, buna ilaveten 5 gün hapis yatmak zorunda kaldığı ve buna göre bilirkişi raporu doğrultusunda maddi zararının 20.464,00 TL olarak hesaplandığı, davalı Banka’nın davacıya ait hesaplar üzerinden çek karnelerini gerekli dikkat ve özeni göstermeden üçüncü kişilere vermesi sebebiyle zararın
meydana gelmesinde 2/3 oranında kusurlu olduğu, davacının ise dava konusu çeklerle ilgili olarak banka hesaplarını kontrol etmeyerek adına başkasına verilen çekleri ve bu çeklere ilişkin ödemeleri zamanında tespit edip bankayı zamanında uyarmaması nedeniyle 1/3 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 13.642,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 33.642,00 TL tazminatın 21.000,00 TL’lik kısmına dava tarihinden itibaren, bakiye 12.642,00 TL’lik kısmına ıslah tarihi olan 30/05/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, davalı Banka’nın dikkat ve özen yükümlüğüne aykırı işlemleri nedeniyle zarar gören davacının tazminat talebine ilişkin olup, mahkemece bilirkişi raporu esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak dosyada mevcut bilirkişi raporu, davacının yargılandığı ceza mahkemesi dosyalarından hangilerinde aleyhine hüküm kurulduğu, ceza dosyalarındaki hükümler nedeniyle kaç gün hapiste yattığı, ne miktar adli para cezasına hükmedildiği ve bu cezaların infaz edilip edilmediği, yani davacının uğradığı gerçek zararın ne miktarda olduğu yönünde ayrıntılı ve denetime elverişli ifadeler içermemekte olup; mahkemece bu tespitler yapılmaksızın hazırlanan rapora itibar edilerek eksik inceleme ile hüküm kurulmuş olması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazının bu aşamada incelenmesine yer olmadığını, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 12/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.