YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/11897
KARAR NO : 2014/13784
KARAR TARİHİ : 15.09.2014
MAHKEMESİ : TERME 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 10/09/2013
NUMARASI : 2013/30-2013/551
Taraflar arasında görülen davada Terme 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10/09/2013 tarih ve 2013/30-2013/551 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı Banka vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili adına davalı bankaya yatırılan kamulaştırma bedelinin sahte vekaletname ile başkasına ödendiğini ileri sürerek 11.268,89 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı S.. A.. ve vekili, üzerinde sahte olabileceğine dair hiç bir emare bulunmayan ehliyete dayanılarak vekaletnamenin düzenlendiğini, bir kusurunun bulunmadığını, sahte vekaletname ile para çeken İ.. M.. isimli kişinin daha önceden de sahte belge ile Z.. B..nın Gölbaşı Şubesi’nden istimlak bedeli aldığını, bu olay ortaya çıkınca davalı banka yönetiminin tüm şubelere bildirmesi gerektiğini, bunu yapmayan davalı bankanın ağır kusurlu olduğunu, ağır kusurun bulunduğu yerde kusursuz sorumluluktan bahsedilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı Banka vekili, noter tarafından düzenlenen vekaletname uyarınca işlem yapan müvekkilinin bir kusununu bulunmadığını, vekaletin değil vekaletnameye dayanak yapılan kimlik belgesinin sahte olduğunu, sorumluluğun notere ait olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, yargılama esnasında dava konusu edilen alacağın davalı banka tarafından davacıya ödendiğinin anlaşıldığı, davacının dava açmakta haklı olduğu, noterlerin kusursuz sorumlulukları bulunduğu, davalı noter tarafından sorumluluktan kurtulmak için gerekli hususların ispatlanamadığı, davacının zarar görmesinde noter yönünden illiyet bağının kesildiğinden söz edilemeyeceği, davalıların dava konusu alacaktan, yargılama gideri ve vekalet ücretinden müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları gerekçesiyle davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurulmuştur.
Kararı, davalı Banka vekili temyiz etmiştir.
Davacı, davalı noterin sahte kimlik belgesine dayanarak vekaletname düzenlediğini, davalı bankanın da bu vekaletname uyarınca hesabındaki parayı 3. kişiye ödediğini iddia etmiş ve zararının müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir. Mahkemece, her ne kadar dava konusu alacağın yargılama esnasında davalı bankadan tahsil edildiği, bu nedenle davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm tesis edilmişse de, dosyanın incelenmesinde davacının, davalı banka aleyhine ilamlı icra takibi başlattığı, davalı bankanın tehiri icra kararı alamaması nedeniyle takibe devam edilerek 26.07.2012 tarihinde yapılan bakiye ödemeyle icra dosyasının infaz edildiği anlaşılmıştır. Bu şekilde yapılan ödeme davayı konusuz bırakmadığından taraflar arasındaki uyuşmazlık devam etmektedir. Bu itibarla, mahkemece, iddia, savunma ve Dairemiz bozma ilamı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı T.C Z.. B.. A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın mümeyyiz davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı banka’ya iadesine, 15.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.