YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/11636
KARAR NO : 2014/18955
KARAR TARİHİ : 03.12.2014
MAHKEMESİ : BAKIRKÖY(KAPATILAN) 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 31/03/2014
NUMARASI : 2014/77-2014/114
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy (Kapatılan) 18. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 31/03/2014 tarih ve 2014/77-2014/114 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı tarafından müvekkili aleyhine kambiyo senetlerine mahsus takip yapıldığını, takibe konu çekin teminat çeki olarak verildiğini ve müvekkilinin cirosunun da teminat amacını taşıdığını, taraflar arasında düzenlenen 29/11/2006 tarihli protokol ile icra takibine konu edilen çekin teminat amaçlı verildiğinin, üzerinde herhangi bir keşide tarihi ihtiva etmediğinin ve iade edilmesi gerektiğinin belirtildiğini, çek numarasının protokolde yazılmadığını, çekte sahtecilik yapıldığı hususunun çekin üzerine yeni bir tarih atılması ile sabit olduğunu, müvekkilinin dava dışı Akgün Altın A.Ş. ile ya da takip alacaklısı ile herhangi bir ticari ilişkisinin bulunmadığını ileri sürerek, icra takip dosyası sebebiyle borçlu olmadığının tespitini ve davalının takip konusu miktarın %40’ından aşağı olmamak üzere haksız icra tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafın çekin hükümsüz olduğu iddiasını 29/11/2006 tarihli protokole dayandırdığını, söz konusu protokolün hisse devrine ve dava dışı M.. T.. ile müvekkili arasındaki para alışverişinin tasfiyesine ilişkin olduğunu, ek protokolün 4 maddesi ile hükümsüz hale getirilmesi ile dava konusu çekin geçerli ve muteber olduğunu, çekin dava dışı M.. T..’ın ticari ilişki çerçevesinde ve protokol dahilinde verildiğini, çek üzerindeki tarih değişikliğinin çekin keşidecisi tarafından yapıldığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamı ve uyulan bozma ilamı doğrultusunda, sözleşmenin 4. maddesinde davacının imzasının bulunduğu protokolde senedin teminat çeki olduğu hususu ve bedelsiz kaldığının kararlaştırıldığı, dava dışı Murat Tamam ile davalı arasında düzenlenen 15/01/2007 tarihli sözleşmeyi tadil eden protokolün davacı yönünden bağlayıcılığının bulunmadığı, söz konusu protokol ile davacının kabulünde olan teminat çekinin bedelsiz kaldığının da kabul edildiği, davacının icra takibine konu olan senet sebebiyle borcunun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, davacı C.. T..’ın takibe konu edilen toplam 149.874,79 TL borçlu olmadığının tespitine ve davalının bedelsiz kaldığını bildiği çeki icraya koyması sebebiyle İİK 72/5 maddesinde belirtilen şartların gerçekleştiği gerekçesi ile davacının borçlu olmadığı 149.874,79 TL üzerinden %40 kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dairemizin 12.12.2013 tarihli ilamıyla yerel mahkemenin davanın kabulüne ilişkin kararına yönelik davalı vekilince ileri sürülen temyiz itirazları reddedilmiş olmakla kesinleşen hususlara ilişen temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-İİK 72/V maddesi gereğince kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için takibin haksız ve kötü niyetli olması gerekmektedir. Davalı, 15.01.2007 tarihli tadil protokolü ile teminat vasfı kaldırılan çeki dayanak kılarak ciranta olan davacıya karşı takip yapmıştır. Her ne kadar davacı, söz konusu tadil protokolüne taraf olmamakla, söz konusu çeke dayalı icra takibinin davacı açısından haksız olduğu açık ve kesinleşen hususlar çerçevesinde sabit ise de, söz konusu tadil protokolü ile çekin geçerli kılınmasından ötürü davalının şeklen davacı ve/veya diğer çek borçlularına yönelik olarak icra takibine girişmiş olmasında kötü niyetli kabulünün yerinde bulunmaması nedeniyle, davalı vekilinin kötü niyet tazminatının tahsiline yönelik temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3- (2) nolu bentte yazılı bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin kötü niyet tazminatının tutarına yönelik temyiz itirazının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin kesinleşmiş hususlara ilişkin temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte yazılı nedenlerle tazminat tutarına yönelik temyiz itirazının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.