Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/5455 E. 2014/12211 K. 26.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/5455
KARAR NO : 2014/12211
KARAR TARİHİ : 26.06.2014

MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/12/2012
NUMARASI : 2011/135-2012/378

Taraflar arasında görülen davada İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20.12.2012 tarih ve 2011/135-2012/378 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 24.06.2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. S.. T.. B.. ile davalı vekili Av. O..O.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin A.. FANTASY isimli İzmir İli, Selçuk İlçesi, P.. Mevkiinde beş yıldızlı bir otel, birinci sınıf bir tatil köyü ve 2000 yılından itibaren faaliyette bulunan 5.000 kişi kapasiteli bir su parkı işlettiğini, yakın bölgede davalıya ait A.. SU PARKI isimli bir işletmenin de aynı tarihlerde faaliyete başladığını, kurulduğu günden bu güne kadar hiçbir şekilde gerçekçi yanı olmayan, reklamlar için makul kabul edilebilecek övgülerin çok üstünde, yanlış ve yanıltıcı beyanlar kullanmayı tercih ederek tüketicileri aldattığını ileri sürerek, davalının haksız rekabet oluşturan fiillerinin tespit ve önlenmesini, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 200.000 TL. manevi tazminatın reeskont faiziyle davalıdan tahsiline, hüküm özetinin ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalıya ait reklamlarda kullanılan ifadelerin gerçekle bağdaşmadığı, davalı ile ilgili olumlu ifadelerin kabul edilebilir bir otoriteye dayanmadığı, diğer rakip kuruluşların faaliyetlerini etkiler nitelikte olduğu, bu haliyle aldatıcı reklam özelliği taşıdığı, TTK’nın 57/3 ve 4. maddelerine göre davalının bu eylemlerinin haksız rekabet oluşturduğu, manevi tazminat talebinin ise şartlarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının eylemlerinin haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ile men’ine, manevi tazminat taleplerinin reddine, hüküm özetinin ilanına karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm ve davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2-Ancak dava, haksız rekabetin tespit ve önlenmesi ile sonuçlarının ortadan kaldırılması ve manevi tazminatın tahsili ile hüküm özetinin ilanı istemlerine ilişkindir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde haksız rekabetin sonuçlarının ortadan kaldırılması da talep edildiğine göre, mahkemece oluşturulan hüküm fıkrasında sadece haksız rekabetin tespiti ve önlenmesine karar verilip, haksız rekabetin sonuçlarının ne şekilde ortadan kaldırılacağına dair olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi suretiyle infazda tereddüt oluşturacak şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
3-Yine dava dilekçesinde, davalının “222 metre ile en uzun ilan edilen kaydıraktan 56 metre daha uzun, Halep orada ise arşın Adaland’da, bu yüzden Adaland Dünya liginde”, “300 metrelerce eğlence”, “Avrupa’nın en büyük su parkından gerçek en uzun aile kaydırağı” ve “en uzun kaydırak nerede artık biliyorsun ! Halep orada ise arşın Adaland’da” şeklindeki reklam ve duyurularının da haksız rekabet oluşturduğunun iddia edildiği ve davalının bu fiillerinin de tespit ve önlenmesi ile sonuçlarının ortadan kaldırılması istendiği halde, mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda veya karar yerinde, davacının bu iddiaları konusunda hiçbir inceleme ve değerlendirmenin yapılmaması ve mahkemece davacının anılan iddiaları konusunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi dahi doğru olmamış, kararın bu nedenle de davacı yararına bozulması gerekmiştir.
4-Ayrıca TTK’nın 58/e. maddesi uyarınca haksız rekabet yüzünden müşterileri, kredisi, mesleki itibarı veya diğer iktisadi menfaatleri bakımından zarar gören veya böyle bir tehlikeye maruz bulunan kimse, BK’nın 49. maddesinde gösterilen şartlar mevcutsa manevi tazminat verilmesini isteyebilir.
Somut uyuşmazlıkta da mahkemece davalının eylemlerinin TTK’nın 57. maddesine dayalı olarak haksız rekabet oluşturduğu kabul edildiğine göre, davalının bu eylemlerinden dolayı aynı Kanun’un 58/e. maddesi uyarınca davacının manevi tazminat talep hakkının da bulunduğu kabul edilerek, davacı yararına uygun bir manevi tazminatın takdir edilmesi gerekirken, davacının manevi tazminat talebinin koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi de doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm ve davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2), (3) ve (4) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile yerel mahkeme kararının davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 26.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.