Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/9769 E. 2014/17414 K. 12.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/9769
KARAR NO : 2014/17414
KARAR TARİHİ : 12.11.2014

MAHKEMESİ : SİNOP 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 06/06/2013
NUMARASI : 2012/224-2013/444

Taraflar arasında görülen davada Sinop 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06/06/2013 tarih ve 2012/224-2013/444 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin dava dışı bankaya yaptığı kredi başvurusunun, davalı bankadan kullanmış olduğu bir kredi nedeniyle Merkez Bankası’na risk bildiriminde bulunmuş olması nedeniyle reddedildiğini, söz konusu bildirimin müvekkilinin başvuru ve çabaları ile düzeltildiğini, davalı bankanın kendi kabul ettiği hatası nedeniyle halk arasında kırmızı çizgi ve kara liste şeklinde tabir edilen riskli müşteri konumuna düştüğünden kullanması gereken krediyi kullanamadığını ve kızından kredi çekmesini istemek zorunda kaldığını, ancak kızının çektiği kredi yüksek faizli kredi olup kendisi çok düşük faiz imkanı ile kredi kullanamadığını, hiçbir şekilde ekonomik güçlük yaşamayacak iken gereksiz bir ekonomik sıkıntı içine düştüğünü, riskli müşteri konumuna düşmekten de ayrı bir üzüntü duyduğunu, yaşadığı gereksiz maddi sıkıntı nedeni ile üzülmesinin yanında yıllardır özen gösterip kredi ödemelerini aksatmamasının sonuçlarından faydalanacağı yerde davalının hatalı bildirimi nedeni ile mağdur olduğunu ve kişilik haklarının ağır surette haleldar olduğunu, tüm bu nedenlerle de; müvekkili için 50.000 TL manevi tazminatın negatif risk kaydının konduğu tarihten itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davanın görevli ve yetkili mahkemede açılmadığını, bu nedenle görev ve yetki itirazında bulunduklarını, davacının tazminat talep edebilmesi için manevi zararının doğmuş olması gerektiğini ki; banka işlemi nedeni ile bu kadar kısa sürede gerçekleşen işlemler esnasında davacının manevi zararının doğmasından bahsedilemeyeceğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Merkez Bankası ve Kredi Kayıt Bürosu’ndan gelen yazı cevapları gözetildiğinde, davacının kara listeye alınması ve merkez bankasında herhangi bir negatif kaydı bulunması gibi bir durum olmadığı, banka şubesi tarafından 31/01/2012 tarihinde yapılan yanlışlığın kısa süre sonra 23/03/2012 tarihinde giderildiği, davacının tazminat talep edebilmesi için manevi zararının doğmuş olması gerektiği ancak banka işlemi nedeni ile bu kadar kısa sürede gerçekleşen işlemler esnasında davacının manevi zararının doğmasından bahsedilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava; bankacılık işleminden kaynaklanan manevi tazminat isteminden kaynaklanmaktadır.
4822 sayılı Kanun’la değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’un 3/e maddesinde tüketicinin, “mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi”, 3 (h) bendinde tüketici işleminin “mal veya hizmet piyasalarında tüketici ile satıcı-sağlayıcı arasında yapılan her türlü hukuki işlemi” ifade edeceği, aynı yasanın ikinci maddesinde ise bu kanunun, birinci maddede belirtilen amaçlarla mal veya hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsayacağı belirtilmiştir.
Somut olayda, bankacılık işleminden kaynaklanan tazminat talep edilmiş olup 6102 sayılı TTK’nın 4/1-f maddesi uyarınca, bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları, ticari dava sayılacağından, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’un uygulanmasını gerektirir bir husus yoktur. Ayrıca, görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese de yargılamanın her aşamasında resen gözetilir.
Bu itibarla, mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 12/11/2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ

Dava manevi tazminat istemine ilişkin olup, tazminat istemine konu ve davalı Banka tarafından yapılan işlem tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’un 1.maddesine göre, bu kanunun amaçlarından birisi de kamu yararına uygun olarak tüketicinin ekonomik çıkarlarını korumaktır. Somut olayda davacı tüketici, davalı Banka’nın Merkez Bankası’na kendisi hakkında riskli müşteri bildiriminde bulunması üzerine kara listeye alınması sebebi ile dava dışı bir bankaya yaptığı kredi başvurusunun red edildiğini bu nedenle de ekonomik çıkarlarının ve itibarının zedelendiğini ileri sürerek uğradığı manevi zararının tazminini istemektedir. İddianın ileri sürülüş biçimine göre davada, 4077 sayılı Kanun’un koruması kapsamında bulunan tüketicinin ekonomik çıkarına aykırı bir işlemin bulunup bulunmadığı tartışılacağından aynı Kanun’un 23/1 maddesi uyarınca uyuşmazlığa bakmak görevi Tüketici Mahkemesine aittir. Bu sebeple uyuşmazlığın esası yönünden temyiz incelemesi yapılması gerektiği görüşünde olduğumuzdan, Sayın çoğunluğun görev yönünden bozma gerekçesine katılmıyoruz. 12.11.2014