YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/12379
KARAR NO : 2014/19073
KARAR TARİHİ : 05.12.2014
MAHKEMESİ : İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/05/2014
NUMARASI : 2014/92-2014/126
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 07/05/2014 tarih ve 2014/92-2014/126 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankadan 60.000,00 TL ve 650.000,00 TL’lik krediler kullandığını, kredilerin 36 aylık taksitler şeklinde ödeneceğini, müvekkilinin 650.000,00 TL’lik kredi borcunu 21. taksitin ödeme zamanında, 60.000,00 TL’lik kredi borcunu 14. taksitinin ödenme zamanında erken kapatmak isteyerek davalı bankanın ilgili şubesine başvurduğunu, davalı bankanın ayrıntılı ve açıklaması olmayan hesaplamalarla müvekkili şirkete kredi kapama, faiz, vergi, fon kur farkı tahakkuk ettirdiğini, kredi borcunu erken kapayarak bir an önce kendi bütçe planını yapmak isteyen müvekkili şirketin, davalı bankanın bildirmiş olduğu miktarı hesaba yatırdığını, kredi sözleşmesi içeriğinde bu kapsama sokulabilecek olan hükümlerin, genel işlem şartı kavramı çerçevesinde hükümsüz olduğunu ileri sürerek, şimdilik 8.000,00 TL’nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili bankanın ödenmesini talep ettiği erken ödeme komisyonunun gerek bankacılık teamüllerine gerekse davacı ile müvekkili banka arasındaki kredi sözleşmesinden evvel yapılan görüşmelere uygun olduğunu, bununla birlikte ne mevzuatta ne de taraflarca imzalanmış bulunan Genel Kredi Sözleşmesinde erken ödeme komisyonunun talep edilemeyeceğine dair bir hüküm yer almadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, Ziraat Bankası’nın % 10, T.İş Bankası A.Ş’nin % 4, Yapı Kredi Bankası A.Ş’nin %2 oranında, Vakıfbank A.Ş’nin ise kredinin kapandığı tarihteki aynı tür kredi faiz oranı ile kullandırılan kredinin faizi arasındaki farkın erken kapatma komisyonu olarak alındığının anlaşıldığı, erken kapama komisyon oranını bildiren Ziraat Bankası A.Ş, İş Bankası A.Ş. ve Yapı Kredi Bankası A.Ş’nin oranlarının ortalamasının %5,33 olduğu, davalı bankanın ise gider vergisi dahil %4,67 oranında komisyon aldığı, buna göre davalının aldığı erken kapama komisyonunun emsal alınan üç bankanın ortalamasının altında kalıp fahiş olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı banka tarafından tahsil edilen erken kapama komisyonunun fahiş olduğu iddiasına dayalı istirdat istemine ilişkindir. Mahkemece T.İş Bankası A.Ş’nin %4, Yapı Kredi Bankası A.Ş’nin %2 ve Ziraat Bankası A.Ş’nin %10 oranında erken kapama komisyon oranı uyguladığı gerekçesiyle bu 3 bankanın oranlarının ortalamalarına göre hesap yapılarak davanın reddine karar verilmiş ise de mahkemece diğer bankaların erken kapama komisyon oranlarının tespiti bakımından Ziraat Bankası A.Ş, T.İş Bankası A.Ş, Vakıfbank A.Ş ve Yapı Kredi Bankası A.Ş’ye yazılan müzekkere cevaplarında Yapı Kredi Bankası A.Ş’nin %2 oranında, T.İş Bankası A.Ş’nin %4 oranında erken kapama komisyon oranı uyguladığının bildirilmesine rağmen Vakıfbank A.Ş. ve Ziraat Bankası A.Ş. oran bildirmeyip erken kapama komisyon oranının nasıl belirlendiğine dair hesap tarzını bildirmiştir. Oran bildirmeyip hesap tarzı bildiren bankaların erken kapama komisyon oranlarının belirlenmesi buna göre de diğer bankaların erken kapama komisyon oranlarının ortalaması alınıp davalı bankanın uyguladığı erken kapama komisyonu oranının fahiş olup olmadığının tespiti hususları teknik bilgiyi gerektirmekte olup bu konuda mahkemece bankacılık alanında uzman bilirkişiden rapor alınıp davalının uyguladığı erken kapama oranının diğer bankaların uyguladığı oranların ortalamasına göre fahiş olup olmadığının tespiti ile oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 05.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.