YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/19214
KARAR NO : 2015/7694
KARAR TARİHİ : 26.05.2015
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, davadışı borçlu …’ ın müvekkili bankadan genel kredi sözleşmesi uyarınca taksitli ticari kredi, ticari kredili mevduat ve gayrinakdi çek kredisi kullandığını, davalının asıl alacağın 20.000-TL’ lik kısmına müşterek ve müteselsilen kefil olduğunu, kredi borcunun geri ödenmesinde temerrüde düşülmesi üzerine ihtarname gönderildiğini ve ardından davalı ve diğer borçlular aleyhine … İcra Müdürlüğü’ nün 2013/3323 sayılı dosyasından icra takibi yaptıklarını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek, itirazın iptaline, takibin devamına ve davalı aleyhine %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin borçlu …’ a kefaleten imzaladığı sözleşmenin 09/01/2007 tarihli ve 20.000-TL kefalet limitli sözleşme olduğunu, asıl borçlunun da çektiği krediyi davacı bankaya ödediğini, daha sonra çekilen kredilerde ise müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, zira müvekkilinin imzaladığı sözleşmeden sonra bankanın asıl borçlu ile başka kredi sözleşmeleri imzaladığını, bu nedenle müvekkilinin imzaladığı sözleşmenin geçerliliğini yitirdiğini,Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğunu beyanla, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, alınan bilirkişi raporunun ayrıntılı olup, rapora itibar edildiği, buna göre, davalının davacı bankayla davadışı asıl borçlu arasında imzalanan kredi sözleşmesini müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı anlaşılmakta ise de, davacı banka tarafından asıl kredi borçlusuna daha sonradan yeni krediler kullanıldırıldığı, kefaletin sonsuza kadar devam edeceği düşünülemeyeceğinden, hükme esas alınan bankacı bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere, davacı banka ile kredi müşterisi arasında yeni bir kredi ilişkisinin oluştuğu, bu ilişkinin önceki kefalet ve sözleşmelere dayanmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçeleriyle, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davaya konu edilen kredilerin hangi sözleşmeden kaynaklandığına dair bankacılık pratiği esas alınarak denilmek suretiyle ve kanaat şeklinde görüş bildirildiği görülmüştür. Mahkemece üç kişilik yeni bir bilirkişi kurulu oluşturulup, banka kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak kullandırılan kredilerden dava konusu edilen alacağın hangi sözleşmeden doğduğu ve davalının kefalet borcu olup olmadığı, var ise ne kadar olduğu hususlarında ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınması ve deliller birlikte değerlendirilip oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 26.05.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.