Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2014/30583 E. 2014/28084 K. 26.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/30583
KARAR NO : 2014/28084
KARAR TARİHİ : 26.11.2014

Nitelikli hırsızlık suçundan sanık …’in, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 492/1, 62 ve 81/2. maddeleri gereğince 9 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair…. Asliye Ceza (kapatılan) Mahkemesinin 28/01/2009 tarihli ve 2007/30 esas, 2009/51sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 07.07.2014 gün ve 13856/46751 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03.09.2014 gün ve 2014/280407 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre;
1- Sanığın adlî sicil kaydında yer alan …Asliye Mahkemesinin 16/07/2003 tarihli ve 2003/877 Esas, 2003/613 sayılı kararma konu fiili işlediği sırada onsekiz yaşından küçük bulunması karşısında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 58/5. maddesine göre sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,
2- Suç tarihinin 15/01/2005 olduğu somut olayda, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9. maddesi 3. fıkrasında yer alan “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” şeklindeki düzenlemeye ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Zaman bakımından uygulama” başlıklı 7. maddesine nazaran lehe kanun tespit edilerek uygulama yapılması gerektiği; sanığın üzerine atılı suçun tarihi ile sanık hakkında tekerrür uygulaması yapılacak suçun 01/06/2005 tarihinden önce olması nedeni ile sanık lehine olan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 58/5 ve 5252 sayılı Kanun’un 9/3. maddesi uyarınca lehe yasa belirlenmesinde; tekerrür hükümleri dikkate alınmadan değerlendirme yapılması gerektiğinin gözetilmemesinde, isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
5237 sayılı TCK’nın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCK’nın 492. maddesinde tanımlanan suçun unsurları farklı olup, yakınana ait iş yerinden, tahta kapının kanırtılarak açılması suretiyle gerçekleştirilen eylemin, hırsızlık suçunun yanı sıra iş yeri dokunulmazlığını ihlal ve mala zarar verme suçlarını da oluşturduğu dikkate alınarak, suç tarihi itibariyle uzlaşma kapsamındaki bu suçlarla ilgili mahkemece değerlendirme yapılıp, sanığın uzlaşmayı kabul etmemesi nedeniyle her suçtan dolayı verilecek cezalar ayrı ayrı belirlendikten sonra 765 sayılı Kanun’un lehe olduğu sonucuna varılmasında ve bu yasaya göre uygulama yapılmasında isabetsizlik bulunmadığı gibi, 765 sayılı Kanun’da, 5237 sayılı Kanun’un 58. maddesinin 5. fıkrasındaki düzenlemeye benzer bir hüküm yer almadığından, tekerrüre esas alınan mahkumiyete konu suçu işlediği tarihte 15-18 yaş grubunda olan sanık hakkında, ancak 5237 sayılı Kanun’un lehe olduğunun kabul edilmesi halinde 58. maddenin uygulanamayacağı dikkate alınarak, karma uygulama yapılmamış olması karşısında, 765 sayılı Kanun uyarınca kurulan hükümde aynı Kanun’un 81/2. maddesi uyarınca tekerrür hükmünün uygulanmasında isabetsizlik olmayıp her iki bozma istemi de yerinde görülmediğinden, (…) 2. Asliye Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 28.01.2009 gün ve 2007/30, 2009/51 sayılı karara yönelik kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 26.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.