YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/30439
KARAR NO : 2014/32155
KARAR TARİHİ : 01.10.2014
Kasten yaralama suçundan sanık …’ün, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/1, 86/3-e ve 87/1-c-son. maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Konya 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/11/2013 tarihli ve 2012/450 Esas, 2013/801 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığı’nın 23.06.2014 tarih ve 2014/12687 – 42436 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 02.07.2014 tarih ve 2014/239955 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, sanık …’nın katılan … ile birlikte MT Sulama Sistemleri isimli iş yerinde çalıştığı, iş yerinde ustabaşı olarak çalışan sanığın olay günü katılan ile birlikte diğer işçilere işe başlamaları gerektiğini söylediği, bir müddet sonra işe başlanılmaması üzerine sanık ile diğer işçiler arasında çıkan tartışmada katılanın sanığa yumruk vurarak hakaret ettiği, katılan ile diğer işçilerin hep birlikte sanığı darp ettikleri, katılanın sanığın motosikletine zarar verdiği, bunun üzerine sanığın elindeki maket bıçağı ile katılanı yaraladığı anlaşılmakla sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasının gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde; isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Öğretide “olağanüstü temyiz” olarak adlandırılan kanun yararına bozma olağanüstü yasa yolunun koşulları ve sonuçları, “kanun yararına bozma” adı ile 5271 sayılı CMK’nin 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiştir.
5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi uyarınca, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır.
Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14.11.1977 gün ve 3-2 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bu yasa yolunun olağanüstü bir yasa yolu olması nedeniyle, her türlü hukuka aykırılık iddiası, yasa yararına bozma konusu yapılamayacak, bu kapsamda hakimlerin takdir hakkı alanına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar ile mahkemenin takdirine bağlı istekler ve uygulamadaki takdir yanılgıları veya takdirin yerinde olup olmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemeyecektir. (Ceza Genel Kurulunun 23/03/2010 tarih ve 2/29-56 sayılı Kararı da bu doğrultudadır.)
Bu açıklamalar çerçevesinde somut olay incelendiğinde; sanık hakkında katılan…’yi yüzde sabit iz kalacak şekilde silahla yaralama suçundan 5237 sayılı TCK’nin 86/1, 86/3-e, 87/1-c-son maddeleri gereğince cezalandırılması yoluna gitmiştir. Mahkemenin kabulü ve oluşa göre; ustabaşı olan sanık …’nın cuma namazı sonrasında işe başlamayan işçilere “o…çocuğu” diyerek hakaret ettiği, sonrasında da katılana tokat atarak kavgayı başlattığı, böylece ilk haksız hareketin sanıktan geldiği anlaşılmaktadır. 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı bizatihi mahkemenin takdirine ilişkin bir konu olup mahkeme bu hususta sanık lehine haksız tahrik indirimi yapmayarak takdir hakkını bu yönde kullanarak uygulama yapmıştır.
Açıklanan bu nedenlerle Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma talebini içeren talebi, Konya 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/11/2013 tarihli ve 2012/450 Esas, 2013/801 sayılı kararının, takdire ilişkin olması nedeniyle talep yerinde görülmediğinden, CMK’nin 309. maddesi koşullarını taşımayan Kanun Yararına Bozma isteğinin REDDİNE, 01.10.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
…
…
…