Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2015/7668 E. 2015/5972 K. 18.06.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/7668
KARAR NO : 2015/5972
KARAR TARİHİ : 18.06.2015

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Taraflar arasında görülen dava sırasında davacı vekili tarafından reddi hâkim yoluna başvurulmuştur.
Ret talebini inceleyen merci tarafından verilen kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Taraflar arasında görülen işçilik alacağı davası sırasında davacı vekili tarafından 23.02.2015 havale tarihli dilekçe ile özetle; “…davalıların müvekkilinin … kayıtlarının eksik olduğunu ve sigortalılık durumunun tespiti için dava açması gerektiğini belirtir şekilde bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi sunduklarını, mahkeme hâkiminin bu itirazları kabul ederek 21.01.2015 tarihli celsede tarafına hizmet tespiti davası açmak için bir aylık kesin süre verdiğini ve kesin süreye uyulmadığı taktirde … kayıtlarına göre karar verileceğinin ihtar edildiğini, akabinde 28.01.2015 tarihinde mahkemeye bir dilekçe ile taraflarınca başvurulduğunu, mahkemenin bu şekilde ihsas-ı reyde bulunduğu ve mahkemeler eliyle de olsa kimsenin dava açmaya zorlanamayacağını, işçinin işverene karşı açtığı işçilik alacağı davalarında ne dava şartı nede başkaca bir şart olarak hizmet tespiti davasının açılması zorunlu olmadığından ara karardan rücu talebinde bulunulduğunu, 17.05.2015 tarihine kadar mahkemenin bu başvuruyla ilgili olumlu ya da olumsuz bir karar vermemesi üzerine, mahkeme hâkimiyle yazı işleri müdürü huzurda görüşüldüğünü, mahkeme hâkiminin ihsas-ı rey olabilecek şekilde verdiği kararda öncelikle şifahi olarak direnerek tarafsızlık ve bağımsızlık ilkesine aykırı hareket ettiğini, hâkimin verdiği 1 aylık kesin sürenin dolmak üzere olduğunu, hâkime bu hususun da hatırlatıldığını, dilekçeyle ilgili olumlu ya da olumsuz bir karar vermesi istendiğini ancak mahkeme hâkiminin bir karar vermediğini, ayrıca mahkeme hâkiminin duruşmalarda yalnızca davalıların bulunduğu yöne baktığını, yeni duruşma günü tayin ederken bile davacı yana dönmediğini, mahkeme hâkiminin tarafsız ve bağımsız olarak karar vereceğine olan güvenlerinin ve inançlarının sarsıldığı…” gerekçesiyle reddi hâkim yoluna başvurulmuştur.
Reddedilen hâkim tarafından, davacı vekilinin mahkemeye olan güveni sarsıldığından davacının vicdanen rahat etmesi için reddi hakim talebinin kabulü yönünde görüş belirtilmesi üzerine, dosyayı inceleyen merci tarafından reddi hâkim talebinin reddine, talepte buluna davacının HMK’nın 42/4. maddesi uyarınca 500.-TL disiplin para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İncelenen dosya kapsamına göre, hakimin reddi için ileri sürülen hususlar HMK’nın 36. maddesinde tanımı yapılan sebeplerden değildir. Açıklanan nedenlerle yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 18/06/2015 günü oy birliği ile karar verildi.