YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/12596
KARAR NO : 2016/6533
KARAR TARİHİ : 12.04.2016
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
: 2-…
: 3-…
: 4-… Vek.Av. …
Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlerle, temyiz kapsam ve nedenlerine göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, sigortalının iş kazasından vefatı nedeniyle yakınlarının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacı eşin maddi tazminat isteminin reddine, davacı çocuk yararına 16.524,47 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi, davacı eş yararına 50.000,00 TL manevi, davacı anne ve baba yararına ayrı ayrı 20.000,00 TL manevi tazminatların kaza tarihi olan 01.12.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; 27.11.2012 tarihli asıl dava dilekçesi ile davalı işveren yönelik açılan davada davacı eş ve çocuk yararına ayrı ayrı 2.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminata karar verilmesinin talep edildiği, 29.11.2012 tarihli birleşen dava dilekçesi ile de davalı işveren şirket ve gerçek kişilere yönelik açılan davada davacı anne ve baba yararına ayrı ayrı 20.000,00 TL manevi tazminata karar verilmesini talep edildiği, hükme esas bilirkişi kusur raporunda olayın meydana gelmesinde davalı işveren şirketin % 80, müteveffa işçinin % 20 oranında kusurları bulunduğunun belirtildiği, gerekçede birleşen dosya davalıları gerçek kişilerin ceza davasında mahkum oldukları ve davalı işveren şirket ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarının anlaşılmasına rağmen, kısa kararda bu hususun sehven yazılmadığı ve kısa karar ile gerekçeli karar hüküm fıkrasının farklı olamayacağından bir değişiklik yapılmadığının belirtildiği anlaşılmaktadır.
6100 sayılı HMK‘nun 26. maddesi(1086 sayılı HMUK’un 74. maddesi) gereğince hakim, kural olarak tarafların talep sonuçları ile bağlı olup, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez.
Somut olayda, davacı eş ve çocuk yararına maddi ve manevi tazminat isteminde bulunulan 27.11.2012 tarihli asıl dava dilekçesinde husumetin sadece işveren davalı şirkete yöneltildiği, davalı gerçek kişilere yönelik herhangi bir talebin olmadığının anlaşılmasına rağmen, gerekçede birleşen dosya davalıları gerçek kişilerin tazminatların tamamından müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarının kabul edilmesi doğru olmamıştır.
3- Birden çok kimsenin birlikte neden oldukları zarardan sorumluluklarını düzenleyen 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 50. maddesi ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 60. maddesi(tam dayanışmalı sorumluluk) ya da birden çok kimsenin değişik nedenlerle meydana getirdikleri aynı zarardan sorumluluklarını düzenleyen Borçlar Kanunu’nun 51. maddesi ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 60. maddeleri(eksik dayanışmalı sorumluluk) uyarınca davacı, zararının tümünü müteselsil sorumlulardan biri aleyhine açacağı bir dava ile isteyebileceği gibi, sorumluların hepsi aleyhine açacağı tek bir dava ile de talep edebilir.
İş kazalarından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında zararlandırıcı olaya neden oldukları ileri sürülen kişi veya kişilerin kusur oranlarının kesin olarak tespiti hem maddi hem de manevi tazminat miktarını doğrudan etkilemesi bakımından önem taşımaktadır. Zira maddi tazminat davalarında sigortalının kazanç kaybının hesaplanmasında davacının kendi kusuru oranında tespit olunan kazanç kaybından indirim yapılacağı gibi yine manevi tazminat davalarında hükmedilecek manevi tazminat miktarının takdirinde tarafların kusur durumu mahkemece öncelikle dikkate alınacaktır.
Ayrıca, Borçlar Kanunu’nun 74. maddesi ve yerleşik Yargıtay uygulamasına göre; hukuk hâkimi,ceza davasındaki kesinleşen ceza mahkemesi kararıyla saptanmış maddi olgular ile bağlıdır.
Somut olayda, davalı gerçek kişiler yönünden kusur incelemesi yaptırılmadan gerekçede davalı işveren şirket ile birlikte müteselsilen sorumlu olduklarının kabul edilmesi doğru olmamıştır.
Yapılacak iş; davalı gerçek kişiler yönünden ceza dava dosyasında tespit edilen maddi vakıaların bağlayıcı olduğu dikkate alınarak, konunun işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman bilirkişi heyetine incelettirilerek, kusur oranlarını belirler şekilde yöntemince rapor almak, alınan raporu mevcut delillerle birlikte değerlendirmek ve buna göre karar vermekten ibarettir.
4- Kabule göre de;
Gerek mülga B.K’nun 47 ve gerekse yürürlükteki 6098 sayılı T.B.K’nun 56. maddesi hükmüne göre Hakim: ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verebilir. Hakimin manevi zarar adı ile ölenin yakınlarına verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin Duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Bu ilkeler gözetildiğinde, davacı eş ve çocuk yararına ayrı ayrı hüküm altına alınan 50.000,00 TL manevi tazminatların fazla olduğu açıkça belli olmaktadır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalılara iadesine 12.04.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.