YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/2261
KARAR NO : 2016/6023
KARAR TARİHİ : 04.04.2016
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil
… ile … ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair … Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 23.05.2014 gün ve 176/125 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş ise de; duruşma isteğinin değerden reddine karar verilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, kadastro sonucu 1962 yılında davalıların miras bırakanı … adına tescil edilen … ada … parsel sayılı taşınmazın 1974 yılından beri davacı tarafından malik sıfatıyla kullanıldığını, kayıt malikinin kadastro tespitinden önce öldüğünü, tapu kaydının hukuki değerini yitirdiğini açıklayarak davalıların miras bırakanı adına kayıtlı bulunan … ada … parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, TMK’nun 713/2. maddesindeki zilyetlikle kazanma koşullarının gerçekleşmediğini belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, taşınmazın malikinin kim olduğunun tapu kütüğünden anlaşıldığı, ayrıca kayıt malikinin bazı mirasçılarının sağ olması nedeniyle tapu kaydının hukuki değerini yitirmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesi ve tüm dosya kapsamından davanın TMK’nun 713/2. maddesinde yer alan; ” … maliki 20 yıl önce ölmüş …” hukuki sebebine dayalı olarak TMK’nun 713/1-2. fıkraları gereğince açılan tapu iptali ve tescil davasıdır.
Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanunun açıkça izin verdiği hallerden biri de TMK’nun 713/2. maddesindeki düzenlemelerdir. TMK’nun 713. maddesinin 1.fıkrasında; ” tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak 20 yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir ” denilmiştir.
.//..
Aynı maddenin 2. fıkrasında ise; ” aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan veya 20 yıl önce ölmüş ya da hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir” amir hükmüne yer verilmiştir. TMK’nun 713/2. maddesinde yer alan üç halden biri olan ”… ölmüş…” ibaresi, Anayasa Mahkemesi’nin 17.03.2011 tarih ve 2009/58 Esas, 2011/52 Karar sayılı kararıyla iptal edilmiş ise de; Dairenin sapma göstermeyen uygulamalarında, Anayasa Mahkemesi’nce yürürlüğün durdurulmasına ilişkin kararın verildiği 17.03.2011 tarihine kadar hak sahipleri yararına kazanma koşulları oluşmuş, malik 20 yıl önce ölmüş ve 20 yıllık kazanma süresi de dolmuş ise, bu tür hak sahiplerinin de dava açma yönünden kazanılmış haklarının olduğu kabul edilmektedir. Davacı taraf açıkça TMK’nun 713/2. maddesinde yer alan; ” … maliki 20 yıl önce ölmüş …” hukuki sebebine dayanmış olup, aynı fıkradaki ” … maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan …” hukuki sebebine dayalı bir istekte bulunmadığı halde mahkemece davanın bu sebebe dayalı tapu iptali ve tescil davası olarak nitelenip delillerin bu şekilde değerlendirilmesi usul ve Yasa’ya aykırı olmuştur. (HMK m.26). Davacı tarafın dayandığı hukuki sebebe göre, taraf delilleri toplanarak toplanan delillerle birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken dosya kapsamına uymayan farklı düşüncelerle usul ve Yasa’ya aykırı bir şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan sebeplerle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 25,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 04.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.