Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2014/14862 E. 2015/3939 K. 19.03.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/14862
KARAR NO : 2015/3939
KARAR TARİHİ : 19.03.2015

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacılar vek. Av. …. ile davalı vek. Av. … gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacılar tarafından davalı aleyhine açılan menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonunda, davacıların iddialarını kanıtlayamadıkları gerekçesiyle davanın reddine dair verilen ilk kararın taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda, davacı yararına bozulduğu, davalı vekilinin temyiz itirazlarının ise bozma nedenine göre şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verildiği görülmüş, mahkemece Dairemiz bozma kararına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davacıların murisi ile davalının aynı evde resmi nikah olmaksızın karı koca hayatı yaşadıkları ve taraflar arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığı hususu da gözetildiğinde davacıların davalıya dava konusu çekten dolayı borçlu olmadıkları kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Hükmüne uyulan Dairemiz bozma kararında özetle; “Davacıların iş bu menfi tespit davasında dava konusu çekte tahrifat iddiasına dayandıkları gibi, çekin veriliş nedeninin ahlaka ve adaba aykırı olduğu iddiasına da dayanıldığı, İİK’nın 72. maddesi uyarınca açılacak menfi tespit davalarında davacı tarafın birbiriyle çelişmemek kaydıyla birden fazla sebebe dayanabileceği, somut olayda, mahkemece davacıların çekte tahrifat iddiası yönünden Adli Tıp Kurumu ve Jandarma Kriminal Laboratuvarından alınan raporlarda, çekteki yazıyla miktar ve imzanın davacıların murisinin eli ürünü olduğunun saptanmış olmasından ve icra mahkemesi kararının kesin hüküm oluşturmayacak bulunması konusunda verilen karar yerinde ise de, davacı tarafın diğer iddiası olan dava konusu çekin ahlaka ve adaba aykırı verildiği iddiası üzerinde yeterince durulmadan ve karar yerinde tartışılmadan, keza bu yönde taraf delilleri toplanılmadan yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru görülmediği” belirtilmiştir.
Mahkemece Dairemiz bozma kararına uyulduğu halde bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmesi ve delillerin takdirinde yanılgıya düşülmüştür. Zira, dinlenen tanık beyanlarında dava konusu çekin ahlak ve adaba aykırı bir amaç için verildiğine dair herhangi bir ifadeye rastlanılmamıştır. Bu durumda mahkemece kambiyo senedinin sebepten mücerretliği ilkesi göz ardı edilerek ispat külfeti kendisinde olan davacı yanın iddiasını kanıtlayamadığı hususu da dikkate alınmaksızın davanın reddi yerine kabulü şeklinde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdir edilen 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılarından alınarak davalıya verilmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 19.03.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.